Serdar Arseven

Serdar Arseven

Okula niçin geliyorsunuz?..

Okula niçin geliyorsunuz?..

Lise öğrencilerinden cevap vermeleri istendi:
“Okula niçin geliyorsunuz?..”
Cevaplar önümde:
¥ Zorunlu eğitim!..
¥ Bizim okulun kaleciye ihtiyacı var da onun için!..
¥ Hangi okula?..
¥ Evde vakit geçmiyor ki?..
¥ Okul bana gelmediği için!..
¥ Dinci için!..
¥ Bir hiç uğruna!..
¥ Arkadaşlarımın hepsi bizim eve sığmadığı için!
¥ Tuvalette sigara keyfi yaşamak için!..
¥ Çocukluktan gelen bir alışkanlık!..
¥ Adres belli olsun!
¥ Gelmesem babam dövüyor!..
¥
Söylenenlerin yarısı şakaysa öbür yarısı ciddi!..
Okul, bu sistemsizlik içinde neredeyse anlamsız...
Ve Selami Çekmegil Üstad’ın torunlarına uyguladığı tarife bu sistemsizlikler dünyasından çok daha anlamlı...
Hukukçu Yazar Selami Çekmegil, sınıfını çok iyi notla bitiren torununa yarım ağızla “Aferin” filan der ama harçlık vermez, hediye almaz.
Sınıfta kalan torununa ne “aferin” der ne de hediye alır.
Selami Çekmegil, “aferin”in gönül dolusunu ve harçlığın cep dolusunu sınıfını ‘orta’ ile geçen torununa ayırır...
Niçin böyle yapar?..
Cevabını şöyle verir:
“Pekiyi alan torun, görünüşte iyi iş başarmıştır ama kafasını da boşuna ütületmiştir!..
Beynini gereksiz bilgiler, anlamsız nasihatler, ıvır, zıvırla doldurmuştur.
Zayıf alan da, köprüyü geçene kadar sisteme dayı diyememiş, hedefe varamamıştır.
Orta ile geçense, hem işine yarayacak kadarını alabilmiş, hedefe ulaşabilmiş, hem de kafayı boşuna ütületmemiştir!..”
¥
Çekmegil uygulamasında sisteme tepki dikkat çekiyor.
Ben yine de çocuklara “en iyi notu” hedeflerini tavsiye etmekle birlikte, evlatlarımızın bu eğitim yapısı içinde harcanıp gittiklerini de kabul ediyorum.
Sistem çocukları ziyan ediyor, deli ediyor...
Şu hale bak; ÖSYM, Üniversite sınavına iki hafta kala sistem değiştirmiş!..
Ârtık yerleştirme puanı hesabında okulların başarısı dikkate alınmayacakmış..
Yalnızca bireysel başarı önemli olacakmış...
Geçen sene bu böyle değildi.
Üç hafta önce de böyle değildi.
Şimdi böyle oldu!..
Seneye nasıl bir model uygulanacağı belli değil.
Belki de, yine sınavdan on beş gün önce şapkadan başka bir tavşan çıkartırlar!..
“Geçen seneki yanlışmış, bu sene böyle yapcaz!..”
Sistemin iyi veya kötü olduğunu bile tartışamıyoruz, bir sistem bulsak da bunun tartışmasına girsek!..
Son vaziyet şu:
Öğrencilerin liselerde aldıkları notlar, iyice belirleyici olacak, sınava 15 gün kala açıklanan yeni modele göre!
Lise sonlar, önümüzdeki hafta sonu karnelerini alacak!..
Şimdi sana başladı mı not pazarlığı!..
Git yalvar hocaya; ikiyi üç yap, üçü dört, dördü beş...
Ve hatta ikiyi beş!..
Çoğu yerde olmaz ama bazı yerlerde olurmuş; derler ki, bu işlerde ‘para’ bile dönermiş!..
¥
Ne sınavlar gördük, ÖSS, MÖSS, YDS, ÜDS: KDS, OHASE, HADİSE, KPDS, SDS, TMS, NDNS...
Manyakça bir koşturma; dün sabah yola çıktım, ohooo, Ankara’nın cumartesisinde trafik ana baba günü!..
Koca koca adamlar, kadınlar sınava koşturuyorlar; ilim açık öğretimde de olsa git!..
¥
Dünyanın en çok okula giden, en çok sınava giren, en çok dershaneye para veren, en çok yurtta kalan, en çok otomatik kurşun kalem tüketen milletleri arasındayız.
Amma velâkin, okuma alışkanlığımız nanay!..
¥
Böyle...
Milyarlarca dolarlık bir sektörün labirentlerinde...
Gidiyoruz gündüz gece...
Gündüz gece...
Gündüz geceeeee!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi