Yaşar Değirmenci

Yaşar Değirmenci

AKİT’in mücadelesi ve düşündürdükleri

AKİT’in mücadelesi ve düşündürdükleri

Bazı dönemler vardır; mutlaka yapılması gereken hizmetler, verilmesi gereken mücadeleler gösterilmesi gereken direnişler ortaya konulması icab eden tavırlarla hep hatırlanır. O dönem ve şartlar geçip normale dönünce ‘keşke’ler, hayıflanmalar başlar. Fırsatlar kaçtığı için artık o günün şartlarında yapılması gerekenleri yapmak isteseniz de yapamazsınız.


Bugün orijinal bir mücadele verenlere mutlaka ama mutlaka sahip çıkmak, onların yanında olmak insanlığımızın, imanımızın asgari şartıdır. Doğrunun, iyinin, güzelin, hakkın, hakikatin yanında; yanlışın, kötünün, çirkinin, batılın karşısında olmak!


Usulünü, üslubunu beğenmeyebilir tasvip etmeyebilirsiniz. Çıkış noktası, niyeti, icraatları, sahihse sizin şablonunuza, metodunuza uymasa bile sahip çıkarsınız. 70’li lise yıllarından beri okuyan, düşünen (kendine göre) yazan çizen, bu milletin, bu ümmetin derdiyle dertlenen sancısı olan bir adamım. Basını yakından takip ederim. Son dönemde Vakit’in-Akit’in verdiği hizmetleri yaptığı mücadeleleri yapan bir gazeteye rastlamadım. Hemen herkesin kimyasını bozan “28 Şubat”ta “27 Nisan”da dik duran, şer odaklarının hile ve tuzaklarını ortaya koyan yapılan zulümlerle mücadele eden zalimin karşısında mazlumun yanında olan, adeta bir misyon yüklenen o misyonla hatırlanan bir gazete. “İyi ki varsın” dedirten bir gazete. Aynı mücadele ve hizmetin içinde bir site habervaktim.com. Bu iki müessesemize sahip çıkmak, yanlarında yer almak elzemdir.


Çıkardığı sese itiraz edenler olabilir ama unutulmamalıdır ki yangın kulesinde yangını haber veren ses elbette “çığlık”tır. O seste ritim aranmaz. O seste kulağa hoş gelen müzik duyulmaz. O ses yangını haber veren, itfaiyeyi harekete geçiren, yangının söndürülmesi için rehavet, konfor ve refaha gömülenleri uyandıran bir sestir o ses. Alın teriyle, yürek ve bilek teriyle verilen bir mücadeledir bu. Başkalarının koltuğuna sığınarak yaranma ve müdahane ile yapılamayacak bir mücadele. Sizi yok etmeye çalışan yağmacı yerli ve yabancı taşeronlarla olan bir mücadeledir bu. Akit ve habervaktim.com işte bu mücadeleyi veriyorlar. İmkansızlıklar içinde samimiyetleri, idealistlikleri, ihlasları cihad ruhları bunu ortaya koyuyor. Beynelminel şer odakları, bu ülkenin birliğine-dirliğine kasteden güçler, elbette Akit’e karşı ittifak edecekler. Kampanyalar başlatacaklar, yükselen bu sesi susturmaya çalışacaklardır.


Gafil, şuursuz, şahsiyetsiz, silik sürü olanlar, imanlarının bedelini ödemeye yanaşmayanlar, bu verilen mücadeleyi anlayamazlar. Yürüyen, arkasına bakmadan hedefe kilitlenen gelenlerin ya da gelmeyenlerin kim olduğuna çok fazla aldırmayan bir gazete. Hangi köpeğin havlaması kervanı yürüyüşünden etmiştir? Tabii ki yürüyenler oldukça ürüyenler de olacaktır. Tabii ki saf değiştiren, olması gereken yerde bulunmayanlara üzülmemek mümkün değil. Eskiler “kıymet bilmeyene kıymet yetmez” derlerdi. Karışık bir dünyada yaşıyoruz. Nuh’a iman ettiği halde Kenan gibi davranmak, İbrahim’in yoluna inanmak fakat Nemrutvari bir hayat tasavvur etmek, Musa’ya iman ettiği halde Firavun gibi düşünmek, Yusuf’un doğru yaptığına inanmak fakat Züleyha’nın peşine düşmek, Habil’e özenmek lakin Kabilleşmek... Kıyamet âlameti mi dersiniz, ‘ilginç zaman’ bedduası mı? Yalnız kalmak! Haksızlığı, hırsızlığı, arsızlığı, yüzsüzlüğü, zulmü sineye çekmeyenlerin çilesidir bu.


Yabancılaşmış yönetici ve seçkinlerin idare edildiği Türkiye’den yerli ve halkın içinden gelenlerin idare edildiği bir ülkeye geçiş kolay hazmedilebilir mi? Doğum sancısız olur mu? Servet ve gücün temerküz ettiği iktidar alanını kaybetmenin, kendini sistemin sahibi olarak gördüğü imkanları yitirmenin verdikleri mücadeleyi kaybetmenin yansıması bu.


Bayramda bile küçücük bebekleri öldürenlere hâl⠓terör örgütü” diyemeyenlerin kimler olduğunu, her türlü kisve ve kılıfa rağmen ortaya koyarsanız şimşekleri üzerinize çekersiniz. Akit’in ortaya koyduğu mücadele her türlü takdirin üstündedir. Bunu kavrayamayan, basit “Akit hedef gösteriyor”a sığınanlar, ya gafil ya da basındaki ‘kirli dünya’ya bulaşan onlarla bağını koparamayanlardır.


Yazılanlar yalan-yanlış mı? Hayır!


İftira, kasıt var mı? Hayır!


Tahrifat var mı? Hayır!


Gerçekleri ifade ediyor mu? Evet!


Onlara (gönderdikleri takdirde) yazı hakkı veriyor mu? Evet!


Akit’in yayınladıkları bu heriflerin kendi beyanları mı? Evet!


Kopardıkları kuru gürültü suçüstü yakalandıkları için mi? Evet!


Kamuoyu oluşturma çalışmalarıyla suçlarını örtbas ediyorlar mı? Evet!


Fotoğraf bu kadar net iken, bunların yaptıkları, yazdıkları, söyledikleri tamamen memleket-millet-vatan-bayrak-din-iman düşmanlarıyla birlikte hareket ettikleri ortaya konurken, bunlar kapı kapı dolaşıp suçlarını örtbas etmeye çalışmaktadırlar. Mızrak çuvala sığmıyor artık. Bu adamlara aman dikkat! Bunlar ilk kan döken, ilk kardeş katili Kabil’den daha tehlikelidirler. Çünkü Kabil bile küçücük çocuğu öldürmedi, savunmasızı da... Bu verilen mücadele sadece PKK gibi taşeron cinayet şebekeleri ve terör örgütleriyle olan mücadele değil bütün bu ve benzeri cinayetleri işleten (Filistin, Irak, Suriye de dahil olmak üzere) Siyonist İsrail ile onun hamisi ABD’den Türkiye’yi senelerce halkından çalıp yöneten Sabataistlere, birlik beraberlik ve istikrar içinde “lider Türkiye’nin” inşasını istemeyen imhacılara varıncaya kadar bütün şer odakları bu mücadelenin içindedir.


Cenneti çöle döndürenlerle, insan kundakçıları ile mücadelemiz elbette ve mütemadiyen devam edecek. Biz de pes edecek göz var mı? Öyle imza kampanyalarına, ne idüğü belirsiz illegal basın konseyi başkanlarına pabuç bırakacak göz var mı bizde? Suçluluk psikolojisi içinde kapı kapı dolaşıp, “Akit karşıtlığı” oluşturmaya çalışan, bölücü terör örgütlüğünün avukatlığını yapanların korkulu rüyası olmaya devam edeceğiz. Uykularınız kaçacak, korku nöbetleri tutacaksınız.


Silahımız yok kanlı mücadelemiz yok ama mazlumun, şehidin, gazinin yanında; zalimin, terörün, çetelerin, kalemlerinden kan damlayanların beynelmilel güç odaklarının karşısındayız. Rabbimizin bizi muvaffak kılacağına inanıyoruz, güveniyoruz. Bizler bu vatanın çocukları, bu toprağın tohumları bu ağaçların meyveleriyiz. Size gelince... Hangi bedduanın ürünüsünüz siz? Hangi günahın meyvesi? Kimin âhını alıp, neyin lanetine uğradınız? Ne zaman, nerede yetiştirildiniz? Kimin tohumundan peydah oldunuz? Bu tohum bu topraklarda yoktu. Bu topraklara ait hiçbir tohumun meyvesi bu kadar zehirli, bu kadar ayrık, bu kadar “zakkum” değildi. Hiçbir “yerli diken” kendi yüreğini böylesine kanatmadı. Kendi gülüne bu kadar düşman olmadı. Yediği içtiği yaşadığı kendi toprağına böylesine nefret beslemedi. Kendi öz değerlerinden bu kadar tiksinti duymadı günahsız bebelerin katillerine, yüzlerce askerimizi katledenlere, kanlı katliamlarda bulunanlara bu kadar kol kanat germedi. Bu canileri masum göstermedi. Hiçbir gönül kusuru olmayan bu millete böylesine nankör ve haince davranmadı. Hangi ad altında, hangi titrinizle olursa olsun bütün bu yaptıklarınız katliama yardım ve yataklıktır. Bu ayıpla, bu günahla yaşayacaksınız. Size bakan tiksinecek, nankörlüğünüz ve ihanetinizle anılacaksınız. Sahip çıktığınız, avukatlığını yaptığınız terör örgütünün katlettiği yavruların kanları boğacak sizi.


Bu millet kendi değerlerine sahip çıkan her türlü zorluklarına rağmen mücadelelerine devam eden başta Akit gazetesi ve habervaktim.com sitesinin hizmetlerini unutmayacaktır. Bu millet kimin ne olduğunu, kimin kim adına hizmet ettiğini kuklayı da, kuklayı tutan eli de çok iyi biliyor.


Ülkemiz adına ümitvarım. İfade vermeye bile gelmeyen, kendini imtiyazlı görenlerin, Vakit’e (312 DAVASI) açanların, ABD’deki Yahudi örgütü Jinsa’dan “liderlik ödülü” alan “28 Şubat”ta hemen herkesi fişleyip hesap soran bu “Yahudi ödüllü” generalin cezaevinde olması, yaptıklarından hesaba çekilmesi bile ümidimizi kuvvetlendiriyor.


Elbette ümitvarız. Her türlü hile ve tuzaklara karşı ‘Allah tuzakları bozanların en hayırlısıdır’ diyen bir Rabbimiz var. ‘Dilediğini aziz eden, dilediğini zelil eden’ bir Rabbimiz var. ‘La tahzen innallahe meana’ (Üzülme! Allah bizimle beraberdir) diyen bir Peygamberimiz var.


Korkun bizden!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Yaşar Değirmenci Arşivi