Mehmet Koçak

Mehmet Koçak

Ayrıştıran unsurlar yerine birleştiren değerler esas alınmalı

Ayrıştıran unsurlar yerine birleştiren değerler esas alınmalı

İnsanoğlu’nun mizacı yani huyu değişmez. Ancak fikirleri ve fikirlerine göre şekillenen davranış biçimleri zaman ve şartlara göre değişir. Bu değişim asla bir döneklik değildir.  

Unutulmasın ki ebedi ve değişmez olan; insanın dini inançları ve milli değerlerdir.
Dini inançları ve milli değerleri inkar, değişim değil dönekliktir.
Çünkü kişi kendini var eden değerlerden dönmüştür. Her insanın ve insanlardan oluşan toplulukların değişmez olan değer yargıları farklıdır. Bu hakikatler ve değerler manzumesi, birlikte var olma ve şekillenme demektir.

Bizim, Türk milleti olarak değişmez değer yargılarımızın kaynağı İslam ahlakıdır. Milli kimliğimiz ve milli ruhumuz ise tek ırka dayalı değildir. Biz çok farklı etnik kökenden olan ancak aynı kültürün ve aynı inancın potasında birleşmiş topluluğuz. O yüce değerleri yaşama ve yaşatma gayreti içinde olan herkes; etnik kökeni ne olursa olsun Türk Milletine mensuptur ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.

İçinde ihanet ruhu taşımayanlar bazen geçici siyasi hevesler ve beklentilere bir an kapılsa bile, içindeki ilahi ses daima onun asıl olanın peşinde olmasını fısıldıyorsa ondaki hal geçici değişimdir, asla döneklik değildir.   

Mesela şairlerimizden Yahya Kemal Beyatlı bunu yaşayan örneklerden biridir. Yahya Kemal şöyle devam ediyor bir söyleşisinde: “1903’de Genç Türklük cereyanına kapılarak Paris’e gitmiştim... Orada Sciences Politiques mektebine girdim. Müverrih Albert Sorel maruf tarih derslerini o mektepte veriyordu. Onun kuvvetli tesirine kapılarak kendi tarihimizi okumaya başladım. Okudukça Anadolu, Rumeli ve İstanbul Türklüğünü başka bir zevkle duydum. İşte ilk defa bu tarih kapısından yeni bir ufuk gördüm”. Aynı söyleşinin devamında kendisini hâlâ Paris’teki fikirlerinde sananların şu hususta yanıldığını söylüyordu: “Lâkin ben artık doktor Nâzım Bey’in Abdülhamid devrinde, Paris’teki muhitimizde tanıdığı müfrit Türkçü değildim, hayalini Türkçülüğe ilk kaptıran her Türkün gördüğü Turan Rüyasından uyanmıştım, ırk birliği gibi ve saf menşeimize rucû gibi ilk şedid arzularımız bahsinde uslanmıştım, kendi vatanımızın o zamanki siyasi hudutları içinde, bir Türklüğe razı olmuştum, bin yıl evvelini Kable’t-Tarih sayarak, bin yıldan beri kökleştiğimiz Anadolu ve Rumeli topraklarında, daha küçük mikyasta bir Türkçülüğe meyl etmiştim”.

Bu gün Irksal ve dinsel ile bölgesel milliyetçilik gibi geçici heveslere kapılanlar vardır. Yahya Kemal Beyatlı’nın yaşadığı değişim onlar için bir örnek olmalıdır.

Ancak; değişim yerine döneklik yapanlar var. Asırlar ötesinden gelen birleştirici değerlerle yoğrulan insan toplulukları arasında ayrıştırıcı ve ötekileştirici dilleri kullanarak fitne ve fesat yaymaya çalışan unsurlar türemiştir. Birileri, milliyetçilik adı altında ırkçı söylemler ve kanlı eylemler düzenleyerek bu ülkeyi bölmeye çalışırken, bir diğerleri ise Milliyetçilik üzerinden bir ırkın üstünlüğünü esas alan ve diğer etnik unsurları yok sayan tavırlarıyla bölücü ihanetin politikalarına çanak tutacak girişimlerde bulunuyor.
 
PKK-BDP ve KCK üçgeninden oluşan cephe; kardeşlerin barışması anlamına gelen “Çözüm Süreci”nin kendileri içinde bir şans olduğunu kabullenerek bir arada yaşama kültürüne katkı sağlayacak şekilde bir dönüşümü gerçekleştirmelidirler.     

Aynı zamanda MHP’de; 1071’den beri bir ve beraber olduğumuz aynı inanç ve ortak kültürün mensuplarını, inkar eden ve yok sayan politikalardan vazgeçmeli. Hükümetin başlattığı sürece destek olmuyorsa engelleme girişimlerinden de uzak durmalıdır.    
Yahya Kemal Beyatlı’nın işaret ettiği gibi ötelerden var ola gelmiş bizi biz yapan ve bizi Millet kılan o yüce değerler, her kesim tarafından temel esas alınmalıdır. Irkçı manada ki; Türk ve Kürt milliyetçiliği gibi oluşumların tümü hem yanlış hem de ayrıştıran unsurlardır. Bir ırkın Milliyetçiliğinden ırkların birleştiği ortak değerlerin kaynaştığı Anadolu Türklüğüne bir değişim, bir dönüşüm yaşanmalıdır. Türk vatandaşlığı şemsiyesi altında bir arada yaşamanın bilinci ve kültürü el birliğiyle geliştirilmelidir.

Birleştirici olan ve ötekileştirmeyen en gerçek yolun bu olduğu, gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır.

Artık herkes çok iyi biliyor ki; çözüm süreci başarıyla sonuçlanırsa herkes kazanacaktır. O zaman herkesin kazanacağı bu sürece herkes elinden geldiğince destek vermeli.
Çünkü; barış, huzur ve karşılıklı güven, bir ve birlik içinde olmaktan geçer…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Mehmet Koçak Arşivi