Serdar Demirel

Serdar Demirel

Kadın üzerinden din tenkiti

Kadın üzerinden din tenkiti

Erkeklerle ilgili bir tenkit yazısı kaleme aldığınızda olayın tabiî seyri içerisinde katılanlar ve katılmayanlar, beğenenler ve beğenmeyenler oluyor. Kimse “erkek karşıtı” bir yazı diye size karşı topyekûn bir erkek dayanışmasına girmiyor.

Ancak kadınlarla alakalı meselelerde durum biraz farklıdır. Kadınlarla alakalı bir meseleyi tahlil ettiğinizde, ve eğer sizin tahliliniz onların hoşuna gitmese, sayıları gün geçtikçe azalan bir kesimi hariç tutarsak, topyekûn bir tacizle karşı karşıya kalıyorsunuz. “Hakikat nereye düşer” arayışından ziyade bir cinsiyet dayanışmasına şahit olursunuz.
Lâkin mesele sâbitelere karşı bir eleştiri yarışına dönüştüğünde susmak da pek mümkün olmuyor.

Sık sık “kadın ve erkek eşitliği”, “kadın karşıtı din yorumu”, “erkek egemen ilahiyat” v.s türünden bilgi kirliliğine muhatap oluyoruz. Bir bakmışsınız bir “namus cinayeti” yahut kavga eden bir karı koca ihtilafında güçlünün güçsüzü hırpalaması üzerinden bir iz bulmuş ve söz dönüp dolaşıp örf eleştirisine, örf üzerinden özellikle de hadisleri pervasızca hırpalama kampanyasına dönüşmüştür.

Buna en çok da bir pagan  geleneğine dönüşmüş “bir günlüğüne kadına tapınma ayini” hükmündeki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde rastlıyoruz. Erkeğin, sahih örfün ve dînî hükümlerin horlandığı bir vasat...  

Seküler kesimi anladık, onların dine karşı ıslahı zor bir nefreti var. Ya yeni yetme “muhafazakâr kadın hareketi”ne ne demeli?

Özellikle de yeni muhafazakâr kadınların iki hususta fazlaca hassas olduğunu görüyoruz. Birincisi, kadın erkek arasında eşitlik meselesi, ikincisi de, İslâm’ı erkek egemen yorumdan kurtarma hayâli. Kadın müfessirler, kadın hadis şârihleri mutlaka olsun diyorlar.
Kadınların Kur’an-ı Kerim’i anlamaları, onu hayata aktarmaları, hadise hizmet etmeleri takdire şâyan bir amel olur elbette. Hayatı Kur’an ve Sünnet ışığında inşa etmek ve bu inşa faaliyetinde kadını aktif görmek İslâm’ın özünde var zaten. Ama bunların kastettiği bu değil.

“İslâm’ın erkek yorumlarına mahkum olmaktan kurtulalım” diyorlar. Bu sakat bakış açısı evvelemirde bütün hayatını İslâm’ı anlamaya ve anladıklarını yazılı ve sözlü olarak aktarmaya vakfetmiş ulemâya haksızlık etmekte, onların gayretlerini takdir etmeyi bilmemektedir.

Bu sakat bakış açısı ulemâyı, kadını, nefsinin objesi kılmak üzere kendine mahkum edecek tarzda İslâm’ı yorumladığını iddia etmektedir.
Kadın sadece bir eş değil ki, onun aleyhine bir fıkıh inşa etsin ulemâ. Bunu hatırlatmakta fayda görüyorum, kadın dediğin en başta annedir, çünkü dünyaya onunla gözünü açar insan. Kardeştir, evlattır, nine, teyze ve haladır. Yani kadın ailenin mütemmim cüz’üdür. İlimle şereflenmiş takva sahibi bir insan Allah’tan korkmadan kendi aile fertleri aleyhine bir fıkıh mı inşa eder?

Aynı sakat bakış açısı, kadınları İslâm’ı öğrenmeye ve ilmî erkek tasallutundan kurtarıp yeni bir fıkıh üretmeye çağırmaktadır. Bunlar, ilahiyat fakültelerinde kadın öğrenci sayısından haberdar değiller, olsalardı birçok fakültede lisans ve lisans üstü kadın öğrenci sayısının erkek öğrencileri geçtiğini bilirlerdi.  

On dört asırdır dinin anlaşılmadığını iddia etmek elbette insanı hayretlere düşürüyor. Müslüman tasavvurunun “kadın karşıtı” tefsir ve hadislerden oluştuğu iddiası oryantalizmden yapılmış basit bir intihaldir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
Serdar Demirel Arşivi