İbrahim Bektaş

İbrahim Bektaş

ABD Suriye’de Neden Geri Vitese Attı?

ABD Suriye’de Neden Geri Vitese Attı?

Suriye’de derin hesaplar yeniden devrede. Geçen bir iki hafta öncesine kadar, bir kaç ülke hariç Dünya ve Türk kamuoyunun kahir ekseriyeti, ABD’nin önderliğinde Suriye’ye bir müdahale olacağı yönünde idi. Hatta bazıları o kadar emindi ki, programlarını ona göre ayarladı. Ancak hesaplar tutmadı. 4 Eylül tarihli “Suriye’de Derin Hesaplar” başlıklı yazımda, Batı’nın Suriye’de derin planları olduğunu ve müdahale etmede “ipe un serdiği”ni yazmıştım. Üzülerek belirteyim ki tahminlerim beni yanıltmadı.

Müdahale kararını kongreye göndererek topu taca atan başkan Obama, kongreden kararı ertelemesini isteyerek, topu auta gönderdi. Maç tatil edilme noktasına geldi.
Diğer bir ifade ile ABD, Suriye’ye müdahalede rölantide olan vitesi, geriye taktı.
G20 zirvesinde varılan ABD-Rusya anlaşması sonucu, ABD Dış İşleri Bakanı’nın ilk bakışta “dil sürçmesi” sanılan aslında bilinçli açıklamasının ardından, Esed de elindeki kimyasal silahları teslim etmeyi kabul ederek Batı’ya aradığı bahaneyi altın tepside sundu. Mazlumların yanında yer alan birkaç yüz milyon kardeşlik şuuruna sahip Müslüman ile Suriye’de ölen yüz binlerin yakınları ve evsiz barksız kalan 6 milyonu aşkın insan hariç, herkes gelinen noktadan memnun.

Nihayet Suriye’de akan mazlumların kanlı küllerinden Suriye Baharı sonucunda “zorlama bir barış fideciği” yeşertilmiş oldu. Tıpkı diğer bahar yaşatılan ülkelere yapıldığı gibi. Anlaşıldı ki ABD’nin derdi, Suriye’de akan mazlum kanının durdurulmasından çok, İsrail’in korunmasıdır. Bu da ABD-Rusya anlaşması ile sağlandı.

Bugünden sonra ABD’nin önünde iki seçenek duruyor. Ya Suriye’ye uzaktan kumandalı göstermelik bir müdahale yapacaktır. Ya da müdahaleyi İsrail’e havale edecek, İsrail’de vur kaç taktiği ile Gazze’dekine benzer bir yol ile Suriye’yi yönetilecek kıvama getirecektir. Aslında, ABD ve İsrail’in asıl hedefi “El Kaide ve Hizbullah”tır. Bunun için, Suriye’nin işi bitirilmiş ve parçalanmış olarak bir bölümü, Esed ve yandaşlarına, bir bölümü de Muhalifler ve Kürt gruplara teslim edilerek “savaş ve kargaşaya devam” borusu çalacaktır.

Bütün bunlar gösteriyor ki, Türkiye Ortadoğu dış politikasında “dinamik ve soğukkanlı” olmak zorundadır. Duygusallığı içine atarak, Suriye konusunda daha “pozitif yaklaşımlı” politikalar üretmek durumundadır. Türkiye’nin göz ardı etmemesi gerek diğer bir hususta “Batı’nın Türkiye’ye tek parça ve sorunsuz bir komşu (Suriye)” teslim etmeyeceğidir.
Kimyasal silahların teslimi anlaşması aslında Suriye konusuna yeni bir boyut daha ekledi. Daha doğrusu, şu ana kadar gayri resmi olarak Suriye savaşına müdahil olabilen İsrail, kimyasal silah anlaşması ile meşru ortaklık hakkını elde etmiş oldu.

Bu durumun en çarpıcı sonucu ise İsrail’in Suriye’ye müdahalesinin önünün açılmış olmasıdır. Yani, İsrail Suriye’de yerleşmiş bulunan El Kaide ve Hizbullah gibi örgütleri bahane ederek, Suriye’yi rahatlıkla etki alanı içerisine alacak her türlü müdahale fırsatını yakalamış oldu.

Suriye’ye olası bir müdahalenin yapılacağını var sayarak, hazırlıklarını buna göre yürüten Türkiye, önüne konacak yeni durumlar için hazırlıklı olmalıdır.


Suriye’ye yapılacak Hizbullah ve El Kaide’ye yönelik bir müdahalenin, ABD yerine İsrail tarafından yapılma ihtimalinin belirmesinin Türkiye’nin hesaplarına ters geleceği açıktır. Bu nedenle, Türkiye’nin Suriye politikasını “sil baştan” yenilemesi gerekecektir.

Türkiye yeni politikalar üretirken, karşısına alacağı grupları iyi analiz etmelidir. Suriye’de Türkiye’ye dost olacak yegane grup “Sünni Araplar” dır. Eğer, Kürt sorununda çözüm süreci başarıya ulaşırsa, bu durumda diğer Kürt gruplarla birlikte PYD de Türkiye’nin elini sıkabilir.


Özetle, Suriye’de Türkiye’nin elini dostane sıkacak olanların oranı ne yazık ki %25’i geçmemektedir. Eğer Kürt gruplar dâhil edilebilirse, bu oran %35’lere kadar çıkabilir. Görünen o ki, Suriye’de işler sanıldığı kadar kolay gitmeyecek. Türkiye’nin sorunlarına, en uzun sınırlı bir komşu daha eklenmiş olacaktır. Unutulmamalıdır ki, eğer Esed İsrail ile anlaşırsa, Türkiye’nin işi Suriye çıkmazında daha da zorlaşacaktır.

Önümüzdeki bir kaç hafta Türkiye’nin Ortadoğu politikası açısından çok hareketli ve bir o kadar da sıkıntılı geçmeye adaydır.

Evet, Suriye sorunu daha da kötüleştirilerek de olsa bir şekilde çözülecektir.
Ya sonra?

Suriye’den sonra sıra kimin sorunlu hale getirilmesinde dersiniz?
Sizi üzmemek için “şimdilik” açıklamıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
İbrahim Bektaş Arşivi