İbrahim Bektaş

İbrahim Bektaş

Mısır’da Firavunlar İşbaşında

Mısır’da Firavunlar İşbaşında

Mısır Baharının ardından halkın seçtiği meşru Cumhurbaşkanı Mursi’yi cebren görevinden uzaklaştıran Firavunlar, şimdi de hukuk katli ile gündemdeler.

Bu zorbalara Firavun demek, Firavunlara hakaret olur mu diye de şüphem var.

Çünkü, Firavunlar Allah’a (c.c.) ortak olmaya çalışıyorlardı lakin yaptıkları işlerde bir nizam ve adalet vardı.

Mesela, Hz Musa (a.s.), Firavun’un sakalını yolduğunda da, çocuk hukuku uygulayarak, O’nu affetmişti.

Yine, Hz Musa’nın doğumunu engellemek için, ilk sene İsrail oğullarından doğan erkek çocukların tamamını katlettiler. İsrail oğulları, Kıptilerin hizmetlerini yürüttüğü için, hizmet edecek erkeklerin azalma tehlikesi ortaya çıkınca, bu defa bir sene doğuma izin verip, ertesi yıl vermediler. Hz. Harun (as) izin verilen senede, kardeşi Hz. Musa (a.s.) ise izin verilmeyen yılda dünyaya geldi. Gerisi malum.

Diyebilirsiniz ki, adalet bunun neresinde?

Evet, olay zalimane ama bir sitemi var. Bir düzene tabi. Ölüm yılında doğan İsrail oğulları çocuklarının tamamını katlediyor. Belki aralarında zenginleri, hatırı sayılanları veya saraya yakın olanları olabilir. Ancak, Firavun hiç ayrım yapmadan kararını tamamına uyguluyor.

Gelelim günümüz Firavunlarına.

Bunlar hukuksuz olarak işbaşına geldiler. İhvan-ı Müslimin elamanlarını hukuksuz şekilde hapishanelere kapadılar.

Yargılamaları hukuksuz, verdikleri kararlar ise hukuksuzluğun daniskası.

Göstermelik Minye mahkemesi, düzmece delillerle 529 Müslüman için idam cezası verdi.

Eminim ki idam cezası alan kardeşlerimiz, bu karara zerre miskal ehemmiyet vermedikleri gibi, bunu zalimlerin elinden ebedi hayatı kazanacakları için de, memnuniyetle karşılıyorlardır. İşin bu yönü ayrı.

Neticede ortada, zalimleri bile kıskandıracak hukuksuz bir garabet var.

Sormadan edemiyorum, acaba geçmiş Mısır Firavunları kendi kendilerine “Bravo nesli atimize, bizim Musa’ya yaptıklarımızın kat kat fazlasını O’nun torunlarına yapıyorlar” diye bunlarla övünüyorlar mıdır?

Minye kararı, devede kulak bile değil. O, sadece zorbaların gelecek tepkileri ölçmek için aldığı bir numune. Asıl katliamlar geride.

Buraya kadar, zalimlerin beklenen uygulamalarına değindik.

Ya bu karara verilmesi gereken tepkiler nerede?

İslam ülkelerinin büyük bölümünden çıt yok. Başbakan Erdoğan, konuya ilk günden beri açıklamalarında yer veriyor. Umalım ki bu açıklamalar konuyu Batı’nın kör gözlerine ve sağır kulaklarına sokabilsin.

Ümitli olmadığımı bu sütunun okurları kolayca tahmin edebilirler.

Çünkü, Mursi’nin zorbalar tarafından hapse gönderilmesine ses çıkarmayan, üstelik de bu zorba yönetimi tanıyan “tek dişi kalmış medeniyet ucubelerinden” mazlumların haklarını savunmalarını ya da onları sahiplenmelerini beklemek en iyi tabirle “enayilik” olacaktır.

Pozitif hukuk diye bize 200 yıldır yutturdukları düzmeceler, kendi çıkarlarını korumanın ötesinde bir anlam ifade etmiyor.

Suriye’de ölen masumlara nasıl timsah gözyaşları döktüklerini üç yıldır seyrediyoruz.

Eğer batının gerçek bir hukuk anlayışı olsaydı, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri Müslümanlardan oluştuğuna göre, BM’deki 5 daimi üyeden ikisinin Müslüman ülkelerden olması gerekmez mi idi?

Daha batının çifte standartlarına yüzlerce örnek verilebilir.

Çünkü batı için önemli olan kendi çıkarlarıdır, gerisi teferruattır.

Öte yandan, İslam dünyası geri kalmışlığı kaderi olarak kabul etmeyip bundan çıkmak için gereken çabayı göstermedikçe, bu çifte standart ve hukuksuzluklar sona ermeyecektir.

Çünkü Allah (c.c.), “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez (Rad, 11)” diye buyuruyor. Ehli İslam’dan olan her ferd, bu âyeti kerimeyi iyice anlayıp, gereğini yerine getirmek için azami gayret sarf etmek zorundadır. Yoksa başımızın belalardan kurtulmasını beklemek beyhudedir, saflıktır, hatta saftirikliktir.

Güçlerinin sonunun olmadığını sanan günümüz Firavunlarına da bir sözüm olacak: “Eceli gelen it, cami duvarına işermiş.”

Eğer sorun nereye işediğinizi bilmemenizde ise, çok yakında öğreneceksiniz.

Bilmem anlatabildin mi? Ey zamane Firavunları!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İbrahim Bektaş Arşivi