Kerime Yıldız

Kerime Yıldız

Safiye Hüseyin Ve Florence Nightingale

Safiye Hüseyin Ve Florence Nightingale

Filinta dizisini seyreden bir tanıdığım, dizideki Gıyâseddin Efendi’yi fazla iyi ve çevik bulmuş. “Böyle kadı mı olur?” deyince, “Sence kadıların hepsi hımbıl, kirli sakallı mı olur?” dedim. Sonra Sadrazam Koca Râgıb Paşa’yı anlattım. Kriminal incelemenin atası olan devlet adamını.

Târihimizi bize öyle kötü anlattılar ki “Hayranlık duyulan kahramanlar, sâdece batıdan çıkar.” fikri zihnimize yerleşti.

Türkiye’de, yakın zamana kadar, hemşireliğin atası olarak Florence Nightingale aklımıza gelirdi. F. Nightingale,  1854’de, Kırım Savaşı esnâsında İstanbul’a geldi ve İngiliz askerlerine hemşirelik yaptı. Fakat, her ne hikmetse sanki bizim için gelmiş gibi algılanıyor. Kadın düşmanı bir psikopat olması bir yana, pis işlere el sürmeyen, nüfûzunu kullanarak terör estiren bir kadındı. Değil hemşireliğin medâr-ı iftihârı olmak, yüz karasıydı. Kendisine vahiy geldiğine inanan bir misyonerdi. Böyle misyonerlerin amacı hasta tedâvi etmekten ziyâde, ölmek üzere olanlara haç öptürmekti. Maalesef ruh sağlığı yerinde olmayan bu misyoner kadının adı, 1961’de açılan Hemşirelik Yüksekokulu’nda yaşatılıyor.

Oysa bizim, hayâtı kahramanlıklar ile dolu hemşirelerimiz var. 20. asrın başlarında yetişmeye başlayan bu hemşireler, savaşlarda canla başla hizmet etti. Hattâ, cephede şehit düşenler oldu.

Bugün, 14 Mart Tıp Bayramı. Hem günün ehemmiyeti hem de Çanakkale savaşlarının 100. Yılı sebebiyle bu hemşirelerden Safiye Hüseyin’i rahmetle anmak istedim.

Safiye Hüseyin’in hayâtı, romanlara ve filmlere konu olacak kadar kahramanlıklarla dolu. Safiye hemşire, Çanakkale savaşı esnâsında yaralıları İstanbul’a taşıyan Reşit Paşa Vapuru’nda hiç korkmadan hemşirelik yaptı. İngilizlerin, hastane gemisi olduğunu bile bile gemiye bomba atmalarına rağmen, hiç aldırmadı. Cepheden geri durmadı.

Bu vazifesi sırasındaki bir davranışı, Florence Nightingale ile arasındaki farkı ne güzel anlatıyor. 

Gemide yaralı bir İngiliz askeri vardır. Gözlerini kaybetmiştir. Sürekli nişanlısının adını sayıklamakta ve ölmekten korkmaktadır. Çok iyi İngilizce bilen Safiye Hüseyin, yaralı askerle ilgilenir. Teselli eder. Savaşın biteceğini ve nişanlısına kavuşacağını söyler. 

Ağır yaralıların susuz ölmemesine bilhassa dikkat edildiği için Safiye Hüseyin de bu askerin ağzına damla damla su verir. İngiliz askeri, bir süre sonra rahatlar ve ölür. 

Şimdi bu hâdiseyi tersinden düşünün. Yaralı bir Müslüman askerin Florence Nightingale gibi bir misyonerin eline düştüğünü. 

Sizce bunları mı yapar yoksa yaralıya haç mı öptürür?

Fazlaca bir hayâl olduğunu biliyorum ama, Çanakkale savaşlarının 100. yılı münâsebetiyle, Hemşirelik Yüksekokulu’ndan Florence Nightingale isminin silinip, Çanakkale’nin kahraman hemşiresi Safiye Hüseyin’in adının verilmesini hayâl ediyorum. Bu vatan için cepheye koşup 

şehit düşen hemşire, doktor ve 

Dârülfünûn Tıp Mektebi talebelerine rahmet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Kerime Yıldız Arşivi