Lütfü Şehsuvaroğlu

Lütfü Şehsuvaroğlu

Çiçero Öldürülmüş Duydunuz mu?

Çiçero Öldürülmüş Duydunuz mu?

Başarılı Olmanın Yolları Üzerine:

Propaganda oldu tanıtım…            

Neyin tanıtımı? Sanki kaliteli bir ürünün müşteri hizmetleri... Tanıtım reklamdan bile masum geliyor kulağa değil mi?

Tanıtım günleri…

Tanıtım programı…

Tanıtım toplantısı…

Aday pazarlama, image-maker, pr çalışmaları, başarılı olmanın yolları, seçim nasıl kazanılır, siyasetçiye altın nasihatler, insanları kandırmanın yolları, başarmak için on kural, vesaire vesaire…

Kişisel gelişim kursları, kitapları bana elinde çanta güzel giyimli marka distribütörlerini hatırlatır. Ya da hastanelerde hastaların yanından geçerken sağlığın idolleri ilaç reprezantlarını…

Her biri Adnan Hoca’nın o sağlıklı müritleri gibi iki dirhem bir çekirdektir.

Güzel ve pahalı giyimlidirler…

Kızlar Venüs oğlanlar Promete…

Yahut da kimi aşk tanrısına benzer, kimi savaş tanrısına…

Bütün bu eğitimler, kitaplar hep Milattan evvel 64 yılında seçimler sırasında kaleme aldığı öğütlerine benzer

Çiçero’nun…

Herkese her şeyi vaat et. 

İlericilerle ilerici takıl, gelenekçilerle gelenekçi

Yuvarlak sözlere müracaat et.

Söylediklerin seni bağlamaz. Hesap soran olursa sonradan şartlar müsait değil dersin.

Umut ver, kazanır da tutmazsan sözünü önemli değil… Rakiplerinin zayıf taraflarına saldır. Cürüm, rüşvet, seks vb.

Birlikte görünmek istemediğini faydalı iseler dost edin.

Seçilirken gençleri kullan, seçilirsen ihale kozunu…

Halkın sevdiği kimselerle birlikte görün. Velev ki seni desteklemesinler.

Faydalı olmayacaklara zamanını harcama

Gittiğin yerlere kalabalık git. Kazanacağını sansınlar.

Rakiplerini korkut. Seçilirsen başlarına gelecekten ürksünler.

Geçenlerde size bizim sosyo-psikolojimizin inşacısı olan erdemlerimizden söz etmiştim.

12 burçtan…

Bakın bu kazanmanın şifrelerini veren üçkâğıtçı Çiçero’nun da öğütleri 12 madde imiş…

Eee…

Kazandı da ne oldu?

Öldürüldü…

Aldatma ilanihaye süremez.

Herkes de aldanmaz…

Yalanla, dolanla kazanılan başarı başarı değildir.

Oy veren kullara duyurulur…

 

Çelişki Var...

Hem HDP’nin barajın altında kalmasını istiyoruz. Hem de çözüm sürecinden yanayız.

Hem HDP’nin seçim bölgelerinde sıkıyönetim dönemlerinden daha sıkı bir güvenlik denetimi ve jandarma baskısı uyguluyoruz.

Hem de HDP’nin etnik yahut yerel bir parti olmasını eleştirip Türkiye partisi olmasını salık veriyoruz.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…

Madem çözüm sürecinden yanasın ve çözüm sürecini terörist başıyla masaya oturmaya kadar vardırmışsın niçin bir seçim aşkına tornistan ediyorsun?

Çözüm süreci  teminatımız ise bu teminatın bir ayağı da birlikte sürdürdüğümüz HDP organları değil mi?

HDP asıl meclise girmediğinde kopan fırtına acaba başkanlık telaşına değecek mi?

Nasıl tolero edeceğiz.

Toledo’da mı yaşıyoruz?

Yetmez  Ama Evet...

Bugünlerde “yetmez ama evet”çi arkadaşlarımla karşılaştıkça “ben demedim mi?” demenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum. 

Kuş gibi uçuyorum.

Başlarını kaldıramıyorlar.

Utançtan yerin dibine girecekler handiyse…

Yüzlerine fazla vurmuyorum yine de…

 Ben demedim mi bile diyemiyorum.

Fakat ne zaman “yetmez ama evet” gibi bir lakırdı geçse, ya da gazetelerden birinde bu ifadeyle karşılaşılsa konuyu hemen geçiştirmelerinden utandıklarını anlıyorsunuz.

Yetmez ama evetçilerin hemen hepsi pişmanlık duygusu içindeler. Nedamet gösteriyorlar.

Oysa herşey o kadar açıktı ki...

Yetmez ama evet, cemaat ve uluslararası komplonun tezgahı idi ortaya çıktı demek istemiyorum.

Bir rüyaydı geldi geçti.

Ama bilinmeliydi ki, anayasa böyle değişmez…

O zamanlar dedi, kötü, beğenmediğiniz koalisyon hükümeti 17 maddesini sessiz sedasız tantanaya şamataya başvurmadan değiştirmiş.

İstek ve kararlılık olsaydı elbette ki 12 Eylül anayasası değişirdi.

Kim karşı çıkacak?

Fakat mevcut anayasa bazılarının işlerine yarıyordu.

Yetmez ama evet bu açıdan bir oyundu.

Şimdi çürümüş ve hayıflanılan bir laf olarak mazide kaldı.

Bildiğim bir şey vardı o zaman da…

Anayasa değiştirmek için referanduma gidilmez. Şöyle sorulmaz: değiştirelim mi, değiştirmeyelim mi? Lafa bak! Millete hakaret… Halk seni seçmiş getirmiş, Atatürk’ten bile daha büyük bir kamuoyu desteğin var, meclis aritmatiğin var. Değiştirsene. Elini     tutan mı var? 

Bence referandum fuzuli masraftı, o kadar…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Lütfü Şehsuvaroğlu Arşivi