Ahmet Türk

Ahmet Türk

‘Dinsiz Parti’ ve ‘Dindar Parti’ Tartışmaları

‘Dinsiz Parti’ ve ‘Dindar Parti’ Tartışmaları

Geçmişten günümüze ülkemiz sağ partilerinin genele yakını; kendi tabanını ve kendi seçmenini tahkim etmek, yüzer-gezer sağ seçmen kitlesini de kendi yanında mevzilendirmek için ‘tek partili yıllarının’ din düşmanı-laikçi CHP’siyle korkutma yöntemine sıkça başvururlar! Gerçi Kılıçdaroğlu dönemi CHP’si, 28 Şubat CHP’si gibi dinle ve dindarla kavga eden malzeme vermese de, ‘milli şef’li tek parti CHP’sinin ilkel ve acı tecrübeleri propaganda diline çevrilerek özenle günümüze taşınır! “Bunlar şu anda dinle kavga eder görüntü vermiyorlar ama iktidar olurlarsa gerçek yüzlerini gösterirler” korkusuyla seçmen motive edilir…

Aynı şekilde sol partilerin çoğu da, sağ partileri ve siyasi organizasyonları “dinci”, “gerici”, “faşist” olarak niteleyerek, soğuk savaş döneminin Türkiyesi ve Ortadoğu ülkelerinin din referanslı siyasi tecrübelerini etkili bir propaganda diline çevirip kendi seçmen kitlelerini konsolide ederler… En basit konularda fraksiyonlara ayrılsalar ve bütünlük sağlayamasalar da bu konuda rahatça birleşirler! Kifayetsiz kaldıklarında ise, bu istikamette korkular üreterek zinde güçlere “gelin duruma vaziyet edin” diye davetiye çıkarırlar! Bunlar nasıl sağ kesimi ‘dini siyasete alet etmekle’ suçlarlarsa, sağ kesim de bunları ‘Atatürk’ü siyasete alet etmekle’ suçlarlar!

Önceki gün yaşanan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu’nun Meclis Başkanlığı seçimlerindeki MHP tavrıyla alakalı verdiği beyanla başlatılan “dinsiz parti” polemiğini de yukarıdaki tespitlerim ışığında değerlendiriyorum.

Gerçi Halaçoğlu, demecinin “AKP’nin tabiriyle” kısmının “cımbızlanıp” kamuoyu yaratacak şekilde servis edildiği noktasında feveran etmekte haklıdır! Lakin çok ilginçtir, Halaçoğlu’nun bu hatalı pasını maharetle kontrol edip kullanan Bülent Arınç oldu! “Hiçbir Ak Parti’linin aklından ne CHP için ne CHP’nin adayı için böyle saçma sapan bir cümle geçmez” diyerek karşı saldırıya geçti! Daha da ilginci, CHP beyanın maksadını anladığı halde Halaçoğlu ve MHP’ye yüklenmiş, beyanda referans gösterilen AKP’ye ilişmemiştir! Sonradan “CHP’ye oy vermiş nice hafızlar biliyorum” diyerek tartışmalara müdahil olan Ekonomi Bakanı Zeybekçi’nin hadiseyi “manidar” bir boyuta taşımıştır!
Bülent Arınç “Hiçbir Adalet ve Kalkınma Partisi’ne mensup birinin CHP’yle alakalı olarak “dinsizlik” merkezli yaklaşımı olmamıştır, hatta aklından bile geçmemiştir” diyor ama partisinin bu konudaki sabıkası oldukça kabarık! Sondan başlayalım: Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan ile yarışan MHP ile CHP’nin ‘çatı adayı’ Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyen MHP-BBP-tarafsız kalan SP ve diğer sağ partiler, Ak Parti yöneticileri ve tabanı tarafından “sınırsız ve sorumsuz” bir şekilde, ‘Dinsiz CHP’nin adayını desteklemekle’ ve ‘paralelcilikle’ suçlanmıştır! O dönemde savrulan bu ithamların sahiplerine ve içeriklerinin dökümüne basit bir Google taramasıyla rahatlıkla ulaşabilirsiniz! 

“Din” ve “dindarlık” kavramlarının siyasi gayeler için nasıl manipüle edildiğinin ibretlik örneği de ‘CHP’nin Kalesi’ olarak nitelendirilen İzmir’e yapılan yakıştırmalardır. 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en üst yöneticilerinin “gâvur İzmir” imalarından tutun, üzerine vazife olmadığı halde İzmir’in genel siyasi tercihinden ötürü polemiklere giren Diyanet İşleri Başkanı M, Görmez’in “İzmir dindarlığının irfana ihtiyacı var” sözü de olumsuz bir örnektir. Yani, İzmir Adalet ve Kalkınma Partisi’ni birinci parti yapsaydı dindarlığı irfana kavuşup halasa erecekti gibi bir anlam çıkıyor buradan! Son genel seçim sürecinde meydanlarda ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin grup toplantılarında söylenenleri yazmıyorum bile…

Anlayacağınız MHP’li Halaçoğlu lüzumsuz bir örnekle mazeret üretmiş ama bunun altında kalmıştır. Bülent Arınç ve partisi de kınadığının ve yansıttığının aksine, bu konularda kesinlikle sütten çıkmış AK kaşık değildir!

Hülasa

“Din” ve “dindarlık” gibi mukaddes kavramların, ‘yanında’ veya ‘karşısında’ durarak manipüle eden ve mesafe alan siyaset anlayışı; son derece etik dışı, saçma ve tahripkârdır.  ‘Din’in insanları bir arada tutma rolünü çalarak, kendi iradelerini hâkim kılmak adına siyasi malzeme ve fon haline getirenler ise ciddi vebal altındadırlar! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Ahmet Türk Arşivi