22 Temmuz 2017 Cumartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:53Güneş 05:44Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:38Yatsı 22:20
    • 33°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 30°C Afyon
    • 35°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 37°C Aydın
    • 31°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Mektupların Hatırlattıkları

Erbay Kücet

Nurettin Topçu’nun Orhan Okay’a yazdıkları çerçevesinde hatıra ve izlenimlerinin yer aldığı kitapta 1950’li yılların Türkiye’sinden kesitler bulunan kitap Cümle Yayınlarından çıktı. Cümle yayınları Ankara merkezli. Son günlerde peş peşe birçok yayını dünyamıza kazandırdı. Yayın Yönetmeni kamu ve özel çalışmalarıyla deneyimli bir isim Muhsin Mete olunca da hassasiyeti fark ediyorsunuz.  

İstanbul Balat’ta 1931 yılında doğan Mehmet Orhan Okay Vefa Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nun Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olunca öğretmen olarak ilk atama yeri Artvin’e yolculuğuyla başlayan hatıralarda Nurettin Topçu ile mektupları çerçevesinde yaşadıklarını, gördüklerini ve yorumlarıyla birlikte o günlerin Anadolu’sunda sosyal hayattan düşünce dünyasındaki isimlere varıncaya kadar seyahat ediyorsunuz.

Prof. Orhan Okay hoca konuştuğu gibi kaleme aldığı hatıralarında Artvin, Ankara/Polatlı, Merzifon, Diyarbakır ve çevrelerini anlatırken özellikle o yılların kültür, sanat ve ilim adamlarıyla olan ilişkilerinden de söz ederek ışık tutuyor. Recai Kutan ile dostluğunun Diyarbakır’da başladığını buradan öğrenirken, Erzurum kahvehanelerinde âşıklık geleneğinin son temsilcileri ve meddahlık geleneğinin önemli ismi Behçet Efendi’den dinlediği Köroğlu hikâyeleriyle birlikte Mevlana’dan beyitleri dinlemesinin hikâyelerini okurken hayıflanıyor, o günlere gidiyorsunuz.

Bir yılı aşkın süre öğretmenlik yaptığı Artvin’i İstanbul’dan yola çıktığı Galata rıhtımından Giresun vapuru ile yola çıktığı andan Hopa limanına varıncaya kadar yaptığı dört günlük deniz seyahatini de ilgi ile okuyorsunuz. Artvin’in muhteşem güzellikleriyle birlikte yaylalarını, boğa güreşi yapılan mekânlarını sarp geçitlerini, lokantalarını, terzilerini ve memurlarını yakından tanıma fırsatınız oluyor. Artvin’de doğum tarihime denk gelen günlerde yani 1955 Ekim ayında yapılan nüfus sayımındaki görevinde yaşadıkları da ayrı bir hikâye konusu. 

Askerliğini yaptığı Polatlı’ya ulaşmadan önce uğradığı Ankara’da kaldığı sürede her gecesini tiyatro oyunları seyretmekle geçiren Orhan Okay’ın entelektüel birikiminin tesadüfi olmadığını da anlıyorsunuz.

Orhan Okay Hoca sonrasında Merzifon Astsubay Okulu Türkçe öğretmeni olarak Merzifon’a giderken Tokat’ı da seyahatine ilave etmeyi ihmal etmez. Bu arada Merzifon’un köyleriyle ilgili yaptığı gezilerde tanıştıklarını da sanki bugün görmüşçesine anlatıyor. Merzifon’da bulunduğu sürede Anadolu’daki gelişmeleri yakından görmek amacıyla ve vatan sevgisiyle yakın çevre olan Samsun/Havza ve Amasya’nın görülecek yerlerini de aradan çıkaran Orhan Okay’ın Erzurum öncesi son durağı Diyarbakır olmuş. Buradaki hatıralarında ye’se düştüğünü Nurettin Topçu ile paylaşan Orhan Okay’a en büyük destek Topçu’dan gelir. Mektupların birçoğu burada devreye girer. Milliyetçiler Cemiyeti çalışmalarının arttığı bu günlerde Recai Kutan ve diğer dostlarıyla Diyarbakır günlerini de güzelleştiren Orhan hoca Mardin, Bitlis, Van, Tatvan gibi gezilecek mekânları da hafıza kartına yerleştirmeyi ihmal etmemi.

 Ve nihayetinde meslek icabı da olsa uzun süre ikamet edeceği Erzurum’dadır.  Erzurumlularla ilgili bilinenler dışında bilinmeyenleri aktarırken bugünkü Erzurum ve Erzurumluları da bizlere sevdiren Orhan Okay’ın akıcı anlatımına burada da tanıklık ediyorsunuz. Özellikle Erzurum Üniversitesi’nin çevreye yaptığı yarar bir tarafa insanımıza yaptığı hizmeti okurken ‘İşte Üniversite kenti böyle olmalıdır’ ı söylemeden edemiyorsunuz.

Özellikle o günlerin kahvehanelerinde Meddah Behçet Efendi’yi sigara dumanlarında rağmen her akşam izlemeye gittiğini, âşıklık geleneğimizin temsilcileriyle ve öğretim görevlileri ve öğrencilerin de kış gecelerinde bu mekânlarda tahta sandalyelerde yer bulmak için yarıştıklarını okuyorsunuz.

Kitapta Fransa’da iki yıl kaldığını belirten Prof. Orhan Okay’la birlikte batı dünyasının hal-i pür melalini de kelime aralarında buluyorsunuz. Yakın dostları ve görev yaptığı yerlerde tanıdıklarını da ayrıntılı halleriyle tanıtan Okay’ın diğer hatıra kitaplarının da okunması tavsiye ederken hatırat yazmayı düşünenlere de üslup ve anlatım olarak okumalarını öneriyorum.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.