Serdar Arseven

Serdar Arseven

Doğan’ın parası, bakın neye yaradı!..

Doğan’ın parası, bakın neye yaradı!..

Ankara usûlü politika...
Çıkarcı, fazla hesapçı...
“Al gülüm, ver gülüm”cü!..

Bu tablonun dışında kalan “saygın tavır sahipleri” de yok değil elbette. Çok az ama şükür ki, yine de var.
Bize düşen, bir yandan olumsuzlukları sergilerken, diğer yandan da azınlıkta kalan bu “olumlu tavırları” ortaya çıkartmak...
Ve birer “örnek” olarak toplumun dikkatine sunmak olmalı.
Bugün de, “nadiren” şahit olduğumuz bir tavra, bana son derece çarpıcı gelen bir “sahneyi” yansıtarak dikkat çekmek istiyorum: Aslan Erdoğan, Ankara'da faaliyet gösteren fevkalade mahir, bir o kadar da mütevazı avukatlardandır.
Dâvâların kahir ekseriyetini kazanır.
Bunlar içinde, kendisini ziyadesiyle “şöhrete” ulaştıracak ve doğal olarak iş potansiyelini artıracak olanları da vardır.
Kullansa, köşeyi döner de... Yapmaz bunu...
Karar kesinleştiği an dâvâyı bırakır.
Efendim; geçtiğimiz günlerde manşete çektiğimiz haberin “gizli kahramanı”, işte bu avukattı...
“Yapısını” bütün Türkiye'nin çok çok iyi bildiği Aydın Doğan'ı mahkûm ettiren, Aslan Erdoğan'dı...
Ayrıntıları biliyorsunuz;
Muhsin Yazıcıoğlu'nun verdiği ve Aydın Doğan'ın yalanlayamadığı bilgilere göre; Refah-Yol iktidarı döneminde, İzmir'deki Efes Oteli'nde “spontane” bir buluşma gerçekleşiyor...
Hoş beş faslından sonra, “RTÜK Yasası'nın değişmesi için bana destek ver!” diyerek talebini dile getirince Doğan...
Yazıcıoğlu, hafiften gülümseyerek; “Bizim sadece 8 vekilimiz var, ne yapabiliriz ki” diyor...
Doğan da gayet “mültefit” bir edayla; “Öyle ama sizin özgül ağırlığınız çok fazla. O 8 vekille istediğiniz sonucu alabilirsiniz” yollu laflar ediyor.
Dönem o dönem:
28 Şubat rüzgarları esiyor...
Erbakan Hoca'nın (parlamentoda) BBP'den başka destek alabildiği parti yok...
Ve de... Hükümet sallanıyor...
BBP'nin 8 vekili de RP-DYP koalisyonu için hemen hemen “hayati öneme” sahip ya... Doğan da bu tablodan istifade etmeyi hedefleyerek “câzip” bir “teklif”te bulunuyor: “Siz, RTÜK Yasası'nda değişiklik yapılmasına destek olun, ben de sizin önünüzü açayım!..”
Teklif bu...
Mealen; “Al gülüm, ver gülüm!..”
Eee, 8 vekili olan bir parti için fena teklif mi?..
Doğan, “bütün imkânlarıyla” yanında olacak...
Öyle bir destek vaadi ki; gerçekleştiği takdirde, Yazıcıoğlu'nun önünü açmaya kâfi gelecek!..
Eee, pazarlık meydanı bu...
Yazıcıoğlu, pekâlâ “Bu teklifi somutlaştıralım” diyebilirdi...
“Genel Merkez'e gelin, bu konuyu daha etraflı bir şekilde görüşelim!..” yaklaşımında da bulunabilirdi!..
Sonrasında ne mi olurdu?..
Malûm: “Al gülüm, ver gülüm!..”

O gün orada... “Bu tür” yollardan birine tevessül etmiyor da Yazıcıoğlu;
“Talebiniz medyada tekelleşmeye yol açar. Böyle büyük bir güce sahip olan herhangi bir medya patronu da, tehditten şantaja kadar her türlü baskı yöntemini rahatlıkla kullanma imkânına kavuşur. Ben buna asla razı olmam!” diyor.
Bu, ipin koptuğu noktadır!..
“Al gülüm, ver gülüm” muhabbetinin “el tersi” ile itildiği andır!..
Sen böyle yaparsan, destek alamazsın...
Destek alamadığınla kalsan iyi...
Onunla biter mi?..
Yazıcıoğlu'nun beyanlarına göre, “bitmemiş!..”
Bu görüşmenin ardından Doğan grubuna bağlı Radikal'in “iftira niteliğindeki” manşetleri, sürmanşetleri birbirini izlemiş!..
Yazıcıoğlu ile arkadaşları “milyon dolarlar” karşılığında “müteahhit işleri” takip etmekle... Meclis'te “büyük maddi çıkarlar karşılığı parmak kaldırıp indirmekle” suçlanmış, Doğan'ın Radikal'i tarafından!..
Haberlerde belge, şâhit filan yok... Yalan, her biri...
Bu benim değerlendirmem değil, Mahkeme'nin takdiri!..
Belgelerini teker teker neşrettik.(*)
Yazıcıoğlu dâvâlarını açmış ve Gazete Sahibi Aydın Doğan ile o zamanki sorumlu müdürünü “yalan haberden” mahkûm ettirmiş!..
Efendim; şimdi Avukat Aslan Erdoğan'a geliyorum... Daha doğrusu, onun anlattığı o çarpıcı “sahne”ye!..
Yazıcıoğlu'nun dâvâlarını tâkip eden Aslan Erdoğan'ı, “olay”dan yıllar sonra bürosunda ziyaret ettim.
“Kazandığınız dâvânın haberini yapıyorum, isterseniz arkadaşımız güzel bir fotoğrafınızı alsın, haberde yer verelim” dedim.
Gülümseyerek, “Hiç gerek yok” karşılığını verdi.
“Niye” dedim?..
Öne çıkmaktan hazzetmediğini söyledi.
Üstelemedim.
Yarım dakikalık sessizliğin ardından... Çaylarımızı yudumlarken, “Dâvâlar hakkında konuşalım” cümlesiyle lafa girdim...
“Belgelerde hepsi var, gerekçe sağlam, oradan alırsınız” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı...
“Parayı tahsil edebildiniz mi?” sorusunu yönelttim....
“Ettik” karşılığını verirken...
Gülümsüyor oluşu dikkatimi çekti...
“Hayrola” dedim...
Anlatmaya başladı:
“Doğan'ı mahkûm ettirdik ya...
Parayı mecburen yatırmışlar.
BBP'nin Genel Merkezi'ne gittim...
Bina buz gibi! Millet sırtta palto, oturuyor!.. Her yer buz!..
Parasızlıktan dolayı kaloriferleri yakamıyorlarmış!..
Hemen, ‘Aydın Doğan'dan tazminat işi tamam, para hazır’ dedim. Çok sevindiler...
O parayla, partiye yakıt aldılar!..
Parti o kış sıcacıktı!..
Aydın Doğan'ın parasıyla!..”
Böyle bir “hayra” imza atmış Aydın Bey... İster istemez!..

HABER VAKTİM’İN YOLU AÇIK OLSUN
Arkadaşımız Yener Dönmez'in yönetmenliğinde hızla yol alan Habervaktim internet sitesi, 1 yıl içinde en az 10 yıllık yol aldı. Kısa sürede günlük 10 milyon “hit”e ulaşan Habervaktim'in emekçilerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
(*): (23. Asliye Hukuk, 1999/214 Esas, 1999/389 Karar
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas: 999/7278 Karar: 999/7313)

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi