'Tarihin en büyük hırsızlık olayı'

'Tarihin en büyük hırsızlık olayı'
Yahudilerin ateş püskürdüğü ve kendisi de bir Yahudi Profesör olan Norman Finkelstein: 'Bunların yaptığı mezar soygunculuğudur. Holokost Endüstrisi, insanlık tarihinin en büyük hırsızlık olayıdır'

Sık sık, 'Tarihin en büyük soykırımı bize uygulandı' diyerek Filistin halkına yaptıkları zulüm ve işkenceleri meşrulaştırmaya çalışan Yahudiler, insanlığı büyük bir yalanla kandırmaya devam ediyor. 25 Alman profesörün Nazi Almanyası'nın İsrail'in kurulmasına yardımcı olduğuna dair görüşlerini açıklamalarının ardından, Yahudi Soykırımı’nın gerçekliği yeniden tartışma konusu oldu.

CEVABI ARANAN SORULAR
Araştırmacı-Yazar Mustafa Yahya Coşkun, İsrail’in devlet terörünü en acımasız şekilde sürdürdüğü günümüzde, Yahudilerin bir soykırıma tabi tutulduklarını söylemenin çok anlamsız olduğunu ifade ediyor. Coşkun, hazırladığı “Hitler Yahudileri yaktı mı?” başlıklı raporunda “Gerçekten de Tarihin en büyük soykırımı Yahudilere mi uygulandı? Yoksa bir mit haline getirilen bu Holokost yalnızca kendi zulümlerini meşrulaştırma çabasından mı ibaret?” sorularını, konu ile ilgili kitaplar, mahkeme raporları ve tanık ifadelerinden yola çıkarak cevapladı.

SİYONİSTLERİN ASIL GAYESİ
Roger Garaudy’nin, “Siyonistlerin asıl gayesi Yahudilerin hayatlarını kurtarmak değil, Filistin’de bir Yahudi Devleti kurmaktı” ifadelerinden yola çıkan Coşkun, “Hitler’in Yahudi düşmanı olduğu açıktır. Fakat bu İkinci Cihan Harbinde neler oldu?” sorusunu da raporunda şöyle cevaplıyor: “Auschwitz kurbanları adına dikilmiş anıtın levhasında 1994 yılına kadar on dokuz dilde ‘dört milyon kurban’ ifadesi yazılıydı. Bu gün ise levhada ‘yaklaşık 1 buçuk milyon’ ifadesi yer alıyor. Altı milyon Yahudi’nin katledildiği efsanesi ortaya atılarak, insanlığın bu konuda ‘tarihin en büyük soykırımına’ tanık olduğu kabul ettirilmek isteniyordu fakat bu bir türlü ispat edilemiyor.”

VE BüYüK YALAN…
“Bu yalan 6 milyon Yahudi’nin öldürülüşü efsanesidir. Bir dogma haline getirilen ve kutsallaştırılan bu efsane, İsrail’in Filistin’de, bütün Ortadoğu’da ABD’de ve ABD aracılığıyla bütün dünya siyasetinde yaptığı haksızlıkları ve milletlerarası her türlü hukukun üstüne yerleştirerek işledikleri bütün zulümleri mazur göstermek için istismar edilmektedir. Nürnberg Mahkemesi bu 6 milyon rakamını resmileştirmiş ve o zamandan beri bu rakam yazılı ve sözlü basında, edebiyatta, sanatta ve hatta okul kitaplarında dahi kamuoylarını yanıltıp yönlendirmede kullanılagelmiştir.”

Uzman görüşleri, konu ile yakından ilgilenen dünyaca ünlü yazarların tespitleri, mahkeme tutanakları, özellikle de Yahudi bilim adamlarının tespitleri ve delilleriyle ortaya koydukları gerçekler Rapor’da şöyle özetleniyor:

BüYüK SERVET SAHİBİ OLANLAR
Yahudilerin ateş püskürdüğü ve kendisi de bir Yahudi Profesör olan Norman Finkelstein'ın, 'başına bela kesildiği' iki isim var. Bu isimlerden ilki, soykırımı anlatan en başarılı edebi metinlerden sayılan 'Gece' adlı romanın yazarı, Nobel ödüllü Yahudi Elie Wiesel. Finkelstein, Wiesel'in para uğruna soykırımı kutsallaştıran bir üçkâğıtçı olduğunu savunuyor. Wiesel'in bu sayede kazandığı paralarla limuzinlerden inmediğini öne süren Finkelstein, ünlü yazarın toplama kamplarından kurtuluş hikâyesine dair de çelişkiler bulunduğunu söylüyor. İkinci isim ise, Uluslararası Soykırım Komisyonu'nun başkanı Lawrence Eagleburger. Finkelstein, Eagleburger'in yıllık gelirinin 300 bin dolardan fazla olduğunu ve bunun Nazi kurbanlarına verilen paralardan ödendiğini öne sürüyor. Finkelstein'a göre Dünya Yahudi Konferansı da, tüm bu tazminatlardan aktarılan paralarla 7 milyar dolar gibi servete sahip olmuş.”

İNSANLIK TARİHİNİN EN BüYüK HIRSIZLIK OLAYI
‘Holokost Endüstrisi, bir diğer deyişle Yahudi Soykırımı Sanayisi, tarihi ters çevirme taktiği, tarihi çarpıtma taktiğidir. Bunların yaptığı mezar soygunculuğudur. Göz göre göre tarihî bir sahtekârlık işlenmektedir. Holokost Endüstrisi, insanlık tarihinin en büyük hırsızlık olayıdır!" diyor Finkelstein.

YALNIZCA İKİ ŞAHİDİN SöZLERİ DELİL GöSTERİLDİ
Milletler Arası Mahkeme öyle kararlar almıştır, öyle hükümler vermiştir ki bunları açıklayabilmek hiç de kolay değildir. Meşhur 6 milyon efsanesi de işte bu güvenilmez, Nürnberg Mahkemesi tarafından resmileştirilmiştir. Bu rakam yalnızca iki şahidin söylediklerine dayanmaktadır. Şahitlerden biri Hoettl ve diğeri Wisliceny’dir. Hoettl’in söyledikleri: ‘Nisan 1944’te 1938’ten beri tanıdığım S.S. Obersturmbann führer Adolf Eichmann, benim Budapeşte’deki dairemde benimle görüştü. Kendisine bunların sayısının ne kadar olduğunu sordum. Elindeki bilgilerle şu sonuca varmıştı: Değişik imha kamplarında o sıralar 4 milyon Yahudi öldürülmüştü ve iki milyonu da bir başka tarzda ölüme gitmişti. Ve ikincisinin ifadesi: "O (Eichmann) mezarın üstünde gülerek sıçrayacağını söylüyordu, çünkü kalbinde beş milyon kişinin bıraktığı iz, ona olağan üstü bir memnunluk veriyordu."

HİTLER’İN NİHAİ çöZüMü
Hitler’in Yahudiler için düşündüğü bir nihai çözümü vardı. Savaşın kazanılması şartıyla Hitler bütün Yahudileri Avrupa dışına sürmeyi istiyordu. Bazıları bu "nihai çözümün" bir şifre olduğunu ve aslında bir tehcir olmayıp kıtal emri olduğunu söylerler lakin bu iddianın tutar bir yanı yoktur. çünkü diğer suçlarla ilgili emirler açıktan verilmiş, şifrelenme ihtiyacı hissedilmemiştir. Bu emirler arasında; İngiliz komandoların öldürülmesi, Amerikalı pilotların linç edilmesi, işgal edildiği takdirde Stalingrad’ın erkeklerinin imhası emirlerini sayabiliriz. Bütün bu suçlar için, emirler- belgeler mevcutken yalnızca bu vakada hiçbir şey yok; emir, belge.. Nitekim Revizyonistlerden Raymond Aron ve François Furet, ‘En ilmi araştırmalara rağmen, Hitler’in Yahudiler’in imha edilmesiyle ilgili bir emrini asla bulamadık’ demek zorunda kaldılar. Laqueur de, ‘Bugüne kadar Hitler’in Avrupa Yahudi cemaatinin yok edilmesiyle ilgili yazılı bir emri bulunamamıştır ve büyük ihtimalle de bu emir hiçbir zaman verilmemiştir’ itirafında bulundu.

GAZ ODALARI GERçEĞİ
20 Aralık 1963’ten 20 Ağustos 1965’e kadar süren Auschwitz davası müthiş bir tiyatrodan başka bir şey değildi. Bu mahkeme, tespit ettiği cezalara uygun suç buluyor, elindeki hükmü verebilmek için gülünç veriler uyduruyordu. Bunu kendileri de itiraf etmek zorunda kaldılar. İşte gerekçeli kararın 109. sayfası: "Kurbanların kadavraları, otopsi raporları, ölüm sebebi hakkında bilirkişi tespitleri yoktu. Suçlular tarafından bırakılmış izler, cinayet silahları vb. yoktu. Tanıklıkların tahkiki ancak nadir durumlarda mümkün olabildi.” İddialara göre ise cinayet silahı meşhur ‘Gaz odaları’ idi. Hakimlerse hiçbir iz bulamadılar. Ağustos 1960’ta Münih çağdaş Tarih Enstitüsü basına şu açıklamada bulunuyordu: ‘Dachau gaz odaları hiçbir zaman tamamlanmamış ve faaliyete geçmemiştir. Alman toprakları üzerinde böyle bir olay olmamıştır.’

GAZ ODALARI SERVET GEREKTİRİYORDU
Temelinde Siyanitrik asit bulunan Zyklon B, pek çok tutuklunun zehirlenerek öldürüldüğü gaz diye bilinir. Normalde bu gaz; çamaşırların veya salgın hastalıkları yayma riski taşıyan aletlerin mikroplardan arındırılması için kullanılır. Bununla beraber 1929 yılından itibaren Amerika’da birkaç eyalette mahkûmların idamı için de kullanıldı. Lakin bu eyaletlerin pek çoğu bu idamın pahalılığından dolayı vazgeçmiştirler. Sadece bu gazın kendisi değil, ortamın hazırlanması için gerekli olanlar da çok pahalı malzemeler. Ayrıca bu gazın verilmesinden sonra odanın havalandırılması da en az 10 saatlik bir zaman harcamayı gerektiriyor. Odanın gaz sızdırmaması için de, duvarların epoxy veya paslanmaz çelikle kaplanması, kapıların ise amyant, neyofren veya teflon contalarla donatılmış olması gerekiyor.

SAVAŞIN ORTASINDA BöYLE MüSRİFLİK
Bu kadar pahalı olan bir gazı ve o gazı sıktığında onu içeride muhafaza edebilecek kaliteye sahip olan odaları yapmak tam bir serveti gerektiriyor. Hitler acımasız bir savaşın içerisinde, yokluktan canı burnuna gelmiş bir haldeyken, zaten olmayan paralarına ya da Almanya’nın paralarına kıyıp bu tesisleri kuracak, bu gaz sıkıldıktan sonra 10 saat kimse o odalara girmeyecek, Almanlar o odalara girdiğinde ise tam dezenfekte olmuş olarak oraya girip, ölüleri toplayacaklar ve Hitler bunu bekleyecek… Biz de altı milyon Yahudi’nin öldürüldüğüne inanacağız.

YAHUDİ SOYKIRIMI HERKESİN İŞİNE GELİYORDU
Yahudi Soykırımı efsanesi herkesin işine geliyordu. çünkü bundan tarihin en büyük soykırımı diye bahsetmek, batılı müstemlekeciler için kendi cinayetlerini unutturmak; Stalin için ise, vahşi zulümlerinin üzerine sünger çekmek demekti. Bu efsane İngiliz ve Amerikalı yöneticilerin de işine geliyordu. çünkü onlar 13 Şubat 1945’te Dresten’de yaptıkları katliamı hafızalardan silmek istiyorlardı. Onlar bu tarihte o şehirdeki 200 bin sivilin fosfor bombalarının alevleri altında kavrulup ölmelerine sebep olmuşlardı. Amerikalıların işine daha da çok yaradı bu efsane. çünkü onlar henüz Hiroşima ve Nagazaki’ye yeni atom bombalarını atmışlar ve arkalarında 200 binden fazla ölü ile acıları uzun süre devam edecek olan 150 bin yaralı bırakmışlardı.

HİTLER’E SİYONİST DESTEĞİ
Gary Allen kitabında, Almanya’da yaşayan Siyonist silah üreticisi Alfred Krupp’u; Almanya’yı silahlandırarak ikinci cihan harbinin patlak vermesinde en büyük paya sahip olanlardan biri olarak tanıtır. Krupp Hitler’i iktidara getirmek için çok büyük gayret göstermişti. Ve Hitler de Krupp’a olan sadakatini şöyle dile getirmişti: “132 yıllık aile şirketi olan Krupp firması Almanya’nın askeri gücüne yaptığı katkılardan dolayı en yüksek ödüle layıktır.” (Gary Allen, Dünyayı Kimler Yönetiyor? Gizli Dünya Devleti, sf 320, 1996)

LUFTHANSA öRNEĞİ
İkinci Cihan Harbi sırasında Hitler’in hava filosuna en çok savaş uçağı üreten şirket, Siyonistlerin kurmuş olduğu Lufthansa’dır. Lufthansa Siyonistlerin elindeki Deutsche Bank’ın finansmanıyla AEG, Hapag, Deutsche Aero Lloyd Junkers gibi büyük Siyonist sanayi şirketlerinin bir araya gelmesiyle kuruldu. (Die zeit Fluge, Geschichte der Lufthansa 1926 bis 1990, sf. 15) Eğer Siyonistler ırkdaşlarını kurtarmak ve Hitler’in gücünü kırmak isteseydi bu çalışmalara girmez; Hitler’e bu uçakları vermezlerdi.

(Engin Kaşdaş-habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.