Sayın'ın avukatından ilginç gerekçe!

Sayın'ın avukatından ilginç gerekçe!
Ergenekon duruşmasındaki gizli oturumda, darbe için Kıvrıkoğlu, Tolon ve Eruygur'un isimlerini veren tutuklu sanık Ümit Sayın'ın avukatı M. Nuri Aytekin, Sayın'ın vekilliğinden ayrıldığını açıklarken ilginç bir gerekçe sundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin öğleden sonraki bölümünde söz alan avukat Aytekin, müvekkili Ümit Sayın'ın 7 Aralık tarihindeki duruşmada sanık sıfatına ek olarak gizli tanık olduğunu söylediğini anımsattı.

Aytekin, Sayın'ın savcılığa gizli tanık olarak ek ifade vermesiyle ilgili kendisine bilgi verilmediğini öne sürerek, 7 Aralık tarihindeki duruşmada da Sayın'ın avukatı olmadan ifadesinin alındığını kaydetti.

Dava açıldıktan 1 yıl sonra 26 Mayıs 2009'da Ümit Sayın'ın Beşiktaş Adliyesi'nde bulunduğunu bir arkadaşının telefonuyla öğrendiğini anlatan Aytekin, adliyeye gönderdiği meslektaşı Gönenç Laçin'in müdafi için hazır bulunmak isteğini söylediğini, savcı Zekeriya Öz'ün ''Aslında bizim işimiz bitti, size gerek kalmadı'' dediğini iddia etti.

Avukat Aytekin, buna telefonda müdahale ettiğini, ancak Öz'ün korumalarının avukat Laçin'i odaya almadığını ileri sürdü.

Mehmet Nuri Aytekin, savcıların bir yıl sonra aynı hamleyi yaparak istediklerini elde ettiklerini savunarak, ''Ümit Sayın'ın akli melekesini yitirdiğini sizin de gözlediğinizi düşünüyorum'' dedi.

Eski kuvvet komutanlarının şüpheli olarak Beşiktaş Adliyesi'ne çağrıldığı günlerde Ümit Sayın'ın buradaki mahkeme tarafından apar topar dinlendiğini öne süren Aytekin, ''Usul hatası ve yasa dışı olarak adlandırılacak işlemler neticesinde hukuk ayıbı işlenmiştir. Avukata ihtiyacı kalmayan Ümit Sayın'ın müdafiliğinden istifa ediyorum'' diye konuştu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de, 26 Mayıstan buyana 7 ay geçtiğini belirterek, avukat olarak ne yaptığını sordu. Aytekin ise Sayın'ın gizli tanık ''Anadolu'' olduğunu 7 Aralıktaki duruşmanın tutanaklarından öğrendiğini belirtmesi üzerine Başkan Şengün, ''7 ay müvekkilinizle görüşmediniz mi?'' sorusunu yöneltti.

Avukat Aytekin de, gizli tanık ''Anadolu''nun ifadesini 3. iddianamenin eklerinde gördüğünü belirtti.

Ümit Sayın da, ''Söyleyecek bir şey yok. Barodan avukat tayin edilmesini istiyorum'' dedi.

SAYIN'IN 7 ARALIK 2009'DA GİZLİ OTURUM İSTEDİĞİ DAVADA İSİMLER VERMİŞTİ

7 Aralık 2009'da ajansa gizli oturumla ilgili haber böyle düşmüştü:
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, Hayrettin Ertekin ve Selim Akkurt dışındaki emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanık katıldı. Tutuksuz yargılanan gazeteci Güler Kömürcü Öztürk de duruşmada hazır bulundu.
Duruşmada tutuklu sanıklardan Ümit Sayın'ın talebi doğrultusunda diğer sanıklar dışarı çıkartılarak bazı beyanları alındı.

Sayın, ikinci ''Ergenekon'' davasının tutuksuz sanıklarından emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un,''TSK içinde bir yapılanmadan söz ettiklerini, bu yapılanmanın gidişata dur diyeceğini belirttiklerini'' iddia etti.

Ümit Sayın, Eruygur'un ''Bu yapılanmanın sivil kanadında görev alması konusunda'' kendisine de teklifte bulunduğu ve teklifi kabul etmediğini ileri sürdü.

Birinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Ümit Sayın, ''Tolon, bana, 'ordu içinde, TSK içinde bir yapılanma olduğunu', bu yapılanmanın gidişata 'dur' diyeceğinden bahsetti. Eruygur ile 2006 yılında Fenerbahçe Orduevi'nde yaptığımız görüşmede, bana TSK içinde böyle bir örgütün varlığından, sivil toplum örgütleriyle koordinasyon kurulduğundan söz etti'' dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada söz alan tutuklu sanık İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu ile ilgili kendilerine yeni bilgi ve belgelerin ulaştığını ifade ederek, ''buna ilişkin dosyanın Adalet Bakanının masasında olduğunu'' savundu.

Haşıloğlu'nun Çatalca Sulh Ceza Mahkemesi'nde görevli olduğu sırada eşinin dayısı Eyüp Aytemur adına Çatalca İcra Müdürlüğü'nden ucuz taşınmaz satın alma girişiminde bulunduğunu ifade eden Cengiz, bu amaçla Çatalca İcra Müdürüne ''baskı uyguladığını'' öne sürdü.

Cengiz, 14 Mayıs 2007 tarihindeki taşınmaz için yapılan ihaleye katılınarak 120 bin TL bedeli Haşıloğlu'nun ödediğini, bunun için 40 bin doları kuyumcudan bozdurduğunu savunarak, ardından bu taşınmazın üzerine yapılacak olan inşaat ruhsatının iptal edildiğini kaydetti.

Cengiz, ''Taşınmazın yasa gereği yeniden satışa çıkarıldığını duyan Haşıloğlu'nun, bir yargıç olarak bu gibi durumlarda ödenen teminatın iadesinin yasaya göre mümkün olmadığını çok iyi bildiği halde tayin edildiği Beşiktaş Adliyesi'nden Çatalca Adliyesi'ne gelmiş, İcra Müdürünü çağırmış, onu, memurları dışarı çıkartıp boşalttığı savcılık katındaki bir odaya kapatarak, 'Satış kararı vermişsin, aynı gün seni görseydim öldürebilirdim. Bu gün teminatı geri vereceksin, yoksa tayin telin yarın elinde olur. Ben şimdiye kadar istediğim yerde çalıştım. İstediğim kişiyi istediğim yerde çalıştıracak ve istediğim yerde çalışacak kadar kuvvetliyim' diyerek tehditte bulunmuştur'' dedi.

İcra Müdürünün bu olayın ardından Gaziantep'e sürüldüğünü ifade eden Cengiz, saptadıkları bu olguları değerlendirmesi amacıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na başvurduklarını, konunun da CHP'li bazı milletvekilleri tarafından soru önergesi şeklinde TBMM gündemine getirildiğini anlattı.

Cengiz, Haşıloğlu'nun fiilinin kamuoyu tarafından da öğrenildiğini belirterek, bu durumun, yalnız kendi güvenlerinin kaybolmasına değil, kamuoyunda da Haşıoğlu'na karşı ciddi kuşkular duyulmasına yol açtığını savundu.

Cengiz, Haşıloğlu'nun davadan çekilmesini istedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de, tutuklu sanıklardan Ümit Sayın'ın dilekçe vererek ''gizli oturumda dinlenmek istediğini, ancak mahkemenin bu yönde bir karar vermediğini gerekçesiyle heyetin reddini talep ettiğini'' kaydetti.

Başkan Şengün, verdikleri kısa aranın ardından taleplere ilişkin kararlarını açıkladı.

DİĞER SANIKLAR SALON DIŞINA ALINDI

Reddi hakim talebinin kabul edilmediğini ifade eden Başkan Şengün, Haşıloğlu'nun da davadan çekilmediğini açıkladığını dile getirdi.

Ümit Sayın da ishal ve grip olduğunu belirterek, hastaneye gitmek istediğini söyledi. Sayın, daha sonra kapalı oturumda her şeyi açıklayacağını ifade etti.

Başkan Şengün de diğer tutuklu ve tutuksuz sanıkları salondan dışarı çıkartarak, Ümit Sayın'ı salondaki kürsüye çağırdı. Şengün'ün, ''Evet seni dinliyoruz. Nedir söylemek istediklerin?'' demesinin ardından Ümit Sayın, daha önce kendi yazılı talebi üzerine savcı Zekeriya Öz'e ifade verdiğini, bu oturumda da ona ilaveler yapacağını söyledi.

Sayın, askeri okuldaki öğrencileri vasıtasıyla ve gittiği konferanslar nedeniyle tanıştığı komutanlar tarafından kendisine TSK içerisinde gizli bir yapılanma olduğunun söylendiğini anlattı.

Adının ''Ergenekon'' olduğunu bilmediği bu örgütlenmenin, sivil toplum örgütleriyle koordineli olarak çalıştığını ve düzenli olarak gizli toplantılar yapıldığını ileri süren Sayın, ''Konuştuğum komutanlar Türkiye'deki durumun iyiye gitmediğini, bu örgütlenmenin bu gidişe bir dur diyeceğini söylediler. Komutanlar muhtıra verilmesini savunuyorlardı. Tolon da dahil...'' dedi.

Sayın, önceden Genelkurmay Psikolojik Harp Dairesi Başkanı olan Tümgeneral Can Teler ile yaptığı konuşmayı anlatarak, ''Bana 'komutanların bir takım görüşmeler yaptığını, askeriye içinde birtakım toplantılar yapıldığını, özel telefonlar kullanıldığını' söyledi. 'Askeriye içinde bir hareket olduğunu, bu gidişe 'dur' denileceğini' belirtti'' dedi.

TOLON VE ERUYGUR İLE GÖRÜŞMELER

Sayın, yine 2006 yılında Merkez Orduevi'nde emekli orgeneral Hurşit Tolon ile de görüştüğünü ifade ederek, şunları anlattı:

''Bana ordu içinde, TSK içinde bir yapılanma olduğunu, bu yapılanmanın gidişata dur diyeceğinden bahsetti. Beni Şener Eruygur ile tanıştırdı. Eruygur ile 2006 yılında Fenerbahçe Orduevi'nde yaptığımız görüşmede, bana TSK içinde böyle bir örgütün varlığından, sivil toplum örgütleriyle koordinasyon kurulduğundan söz etti. Konuştuğum diğer komutanlar bana görev üstlenmem konusunda bir şey söylemedi. Sadece Eruygur, 'sivil kanadında yer alır mısın?' dedi. Ben de alamayacağımı söyledim.''

Genelkurmay istihbaratından emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız'ın da Genelkurmay istihbaratının bu konudan haberi olduğunu söylediğini öne süren Sayın, 2006 yılında Kadıköy'de aynı internet sitesinde yazı yazdığı tutuklu sanıklardan Mehmet Zekeriya Öztürk ve emekli Tümgeneral Reha Taşkesen'in de bu örgütlenmeden söz ettiğini savundu.

''EN AYRINTILISINI KIVRIKOĞLU ANLATTI''

Tutuksuz sanıklardan Kemal Alemdaroğlu ile 2004 yılında rektörlük binasında yaptıkları konuşmayı açıklayan Sayın, ''Bana bu yapılanmadan söz etti. Sivil toplum örgütleriyle bağlantısı olduğunu söyledi. 'Görev alır mısın' dedi. Katılamayacağımı söyledim. Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile de 2005 yılında Fenerbahçe Orduevi'nde görüştük. Bana en ayrıntılısını da Hüseyin Kıvrıkoğlu anlattı. Örgütlenmenin 'Encümen-i Danış' olduğunu, toplandıklarını söyledi. Encümen-i Danış içerisinde büyükelçiler, komutanlar ve devletin üst kademesindeki insanların bulunduğunu, görevi sırasında da böyle toplantılar yapıldığını söyledi'' diye konuştu.

(AA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.