Yüksek öğretimde milat
Yusuf Ziya özcan’ın göreve gelmesinin ardından önemli çalışmalar başlatan YöK’ün, sistemdeki adaletsizlikleri ortadan kaldırmayı hedeflediği gözleniyor. YöK’ün bu konudaki en önemli adımlarından biri de 14 Şubat tarihli toplantıda alınan kararlar. YöK, “Araştırma görevlilerinin öSYM tarafından yapılacak Tıpta Uzmanlık Sınavı benzeri merkezi bir sınavla seçilip yerleştirilmesine yönelik mevzuat değişikliği için” hazırlık çalışması yapılmasını kararlaştırdı. Bununla da yetinmeyen YöK, geçtiğimiz yılın Aralık ayı içinde, üniversitelere atama yapmak için verilen izinleri durdurma kararı aldı.
“HERKES ZEKASININ öNGöRDüĞüNü TUTTURACAK”
Akademik çevrelerde geniş yankı uyandıran bu gelişmeleri habervaktim’e değerlendiren Muğla üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Selçuk özdağ, “Araştırma görevlilerinin alınmasında önceki dönemlerde torpil, kayırmalar, adam tutmalar oluyordu. Tercihli yapılacak bundan sonra. Herkes zekasının ön gördüğünü tutturacak” dedi.
“üNİVERSİTELERDE BEŞİK ULEMALIĞI DEVRİ BİTİYOR”
“üniversitelerde Beşik ulemalığı devri bitiyor. Babadan oğla, oğuldan toruna öğretim elemanlığı miras olarak kalmayacak. Ayrıca ‘mühür bende, o halde Sultan Süleyman benim’ mantığının bittiği, tükendiği yerdir burası” değerlendirmesinde bulunan özdağ, okutman, uzman ve öğretim görevlilerinin de merkezi sınav sistemine tabi tutulacak olmasını, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak, zekanın, yeteneğin ve beceririn ön plana çıkmasını sağlayacak bir devrim olarak nitelendirdi. özdağ, böyle bir uygulamanın üniversiteleri akraba şirketi olmaktan, haksız kazanımlardan, haksız uygulamalardan, statü kazanımlarından kurtaracak bir devrim olduğunu vurgulayarak, “YöK Başkanı ve ekibini kutluyoruz. Bir ülkenin üniversitesi ne ise ekonomisi odur, kültürü, sporu odur, sanatı odur, sanayisi odur. ülkeyi şekillendiren üniversitelerdir.”
“SEZAR’IN HAKKI SEZAR’A”
özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “öğrencileri merkezi sınav sistemi ile alıyorsunuz en zeki çocuklar öğrenci oluyor ama onları yetiştirenler oy birliği, ile adrese teslim kadro ilanları ile alınıyor. Sadece isminin yazılmadığı ama bütün özelliklerinin belirtildiği ilanlarla alınıyordu. Yeni YöK Başkanının yaptığı en ciddi devrimdir bu. Objektif olmaya devam etmeli. Herkesi de ‘Sezar’ın hakkını Sezar’a vermeye’ davet ediyorum.”
YöK’TEN KADROLAŞMAYA DA NEŞTER
öte yandan ilan edilmeyen kadroların izinlerinin iptal edilmesine, zorunlu olarak atama yapılmasını gerektirecek (1416 sayılı Kanun, mahkeme kararı, TUS ve YDUS gibi) kadrolar dışında üniversitelerin kadro kullanma izin taleplerinin değerlendirmeye alınmamasına da karar veren YöK’ün, bu uygulamasında 2008’in sonuna kadar görev süresi dolacak olan rektörlerin olası bir kadrolaşmasının önüne geçmeyi amaçladığı belirtiliyor. özdağ, bu konu ile ilgili olarak da, “Bu çok doğru bir tespittir. Zira, bunlar görevlerini genelde kötüye kullanabilirler düşüncesi hakimdir. öğretim elemanlarının geleceğini rektörlerin iki dudaklarının arasından kurtaran bir gelişmedir bu. Umarız, objektif kriterlere göre yeni düzenlemeler yapılır. Bundan böyle kitaplar, makaleler, kısacası bilimsel çalışmalar ön plana çıkacak” dedi.
“YALAKALIK VE KİŞİLİKSİZLİK DEĞİL BİLGİ öN PLANA çIKMALI”
Ders ücretlerinin de ortadan kaldırılmasını ve sembolik hale getirilmesini istediklerini kaydeden özdağ, “İnsanlar bir biri ile para için yarışmak yerine bilgi üretmek için yarışmalı. bilim adamları, öğretim görevlileri ürettiklerinden para kazanmalı. Bazı üniversitelerde 50-60 saat ders yükü olanlar gözüküyor. üstelik, hem idareci, hem bölüm başkanı, hem bölüm başkanı hem rektör vekili, hem bölüm başkanı hem dekan, bir de derslere giriyorlar. çoğu zaman asistanları giriyor derslere. Bu da eğitimin seviyesini düşürüyor. Haksız kazanımlar oluşuyor ve üniversitenin iç dinamikleri bozuluyor, iç huzuru bozuluyor. Bilgiyi ve sevgiyi paylaşmak yerine nefreti ve cehaleti paylaşarak Türk bilimine ihanet ediyorlar. Bu sistem bilgiyi değil yalaka olanları, ikiyüzlülüğü ve kişiliksizliği ön plana çıkartıyor” diye konuştu.
“üNİVERSİTELER İNTİHAR VE İHTİHALLE DEĞİL BİLGİ üRETİMİ İLE GüNDEME GELMELİ”
özdağ, Bu düzenlemelerin sağlıklı bir şekilde uygulamaya konulması durumunda, herkesin eşit şartlarda yarışacağını, sınavlar merkezi sistemle yapılacağından hiçbir keyfi tasarrufun olamayacağının da altını çizerek, şöyle konuştu: “Bu Türk bilimi ve üniversitelerimiz için ciddi bir milattır. Bu sayede üniversitelerimiz intihar ve intihallerle değil, ürettikleri bilimsel çalışmalarla gündeme gelmeli.”
“YATAY GEçİŞ DE MERKEZİ SINAVLA YAPILSIN”
özdağ, son olarak dikey geçişler gibi yatay geçişlerin de merkezi sınavla yapılması taleplerinin bulunduğunu belirterek, “Bu sayede, yatay geçişteki keyfiliğin ve istismarın önüne geçilebilir. Beden Eğitimi, Müzik, Resim gibi özel yetenek sınavları da, uygulama bölümleri dahil merkez sınav sistemi ile yapılmalıdır. Böylece sınavlardaki siyaset torpil ve rüşvet gibi şayialar ortadan kaldırılmalıdır” dedi.
“İLK öRNEK 19 MAYIS üNİVERSİTESİ”
öğretim üyeleri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Şefik Dursun da, Yüksek öğretim Kanunu ile ilgili tartışmalar sırasında sık sık dile getirdikleri konu ile ilgili olarak, “Araştırma görevlilerinin, öğretim üyesi yardımcılarının merkezi sınavla alınması hususu hakikaten güzel bir konu. Merkezi sınav olması haksızlıkları ortadan kaldırır. üniversitelerimizde maalesef kötü yönetimler yüzünden bir çok insan mağdur oldu. örnek vermek istediğimizde bu konuda ilk olarak aklımıza 19 Mayıs üniversitesi gelir. çünkü rektör seçiminin ardından yapılan haksız atamalar ve mağdur edilen insanlar meclis tutanakları ile ortaya kondu. Bu nedenle de merkezi sistemle araştırma görevlisi alınması çok güzel bir adım. İnşallah başarılı olurlar. önlerinde bir engel de yok. Yüksek öğretim rahatlar, üniversite kaynakları zenginleşir. Haksızlık olmadan herkes müracaat edebilir” değerlendirmesinde bulundu.
“KİŞİYE öZEL İLANLAR VERİLİYOR”
Bazı üniversitelerdeki alımlarda neredeyse kişiye has ilanlar verildiğini hatırlatan Dursun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aslında bunlar suç sayılacak unsurlar. En son Giresun üniversitesi ilanında da vardı bu. Bir kere doktoralar orijinaldir. Eğer birinin doktora çalışmasını siz aranan özellik diye yazıyorsanız ismini yazmaya gerek yok onun malıdır. O’nun için kadro ilan ediyorsunuz demektir. Bizim söylediğimiz de bu uygulamalardaki ideolojik yaklaşımlar. öyle bir kadrolaşma işini yapıyorlar. Sorduğunuz zaman da ‘istediğimi alırım’ gibi bir anlayış var. Oysa çok müracaat eden arasından en iyisi seçmek varken jüriden geçmemiş birini göreve alıyorlar.”
“REKTöRLER GüVEN YİTİRDİ”
Dursun, YöK’ün merkezi sınav sistemi ile ilgili düzenleme yapma kararı almasını da şu sözlerle tanımladı: “Şimdi maalesef bazı rektörlerimiz kamuoyu nezdinde kendilerine duyulan güveni zedeleyecek davranışlarda bulundular. YöK başkanının atanmasından sonraki tavırları, üniversiteler Arası Kurul’un başörtüsü ile ilgili anayasal çalışmalar sırasındaki tutumları rektörlere olması gereken güveni zedeledi. Dolayısıyla güven zedelenince tedbirin alınması da normal kabul edilmeli. Buna karşın bir şeye karşı önlem almaya çalışırken bir başka yanlışlığa da sebep olamamak lazım. öğretim üyelerinin genel menfaatini gözeterek, ilim zeminini araştırmalar ortamını hazırlamak gerekiyor.”
(Engin Kaşdaş-habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.