O Osman bu Osman mı?

O Osman bu Osman mı?
Ergenekon ana davası ile birleştirilen Danıştay saldırısı davasının sanığı Osman Yıldırım'ın avukatı Murat Eken, "Danıştay suikastine ille de bir Osman iştirak ettiyse bu müvekkilim değil, Urfa'dan gelen Osman M.'dir." iddiasında bulundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Birleştirilen Ergenekon davasında söz alan Osman Yıldırım'ın avukatı Murat Eken, Danıştay saldırısından bir gün önce Urfa'dan Osman M. isimli bir kişinin Ankara'ya Alparslan Arslan'ın yanına gittiğini ileri sürdü. Eken, "Eğer Danıştay saldırısına bir Osman iştirak ettiyse, bu Osman, ancak Osman M. olabilir. Osman M., bizzat Ankara'ya gelerek, sabaha kadar Alparslan'ın yanında olan kişidir. Hiçbir telefon görüşmesi yapmadan otele geliyor. Ancak otelde başkalarıyla telefonda konuşuyor. Olaydan sonra da Ankara'dan uzaklaşıyor. Olaya iştirak etmiş ve uzaklaşmış. Her bombalama olayından sonra Süleyman Esen, Osman M.'yi arıyor. Ne sebeple arıyor? Alparslan Arslan'ın etrafındaki kişilere bakıldığında hepsinin suça karıştığı görülüyor. Salı günkü oturumda Alparslan Arslan'a, Osman M.'yi sorduğumda rahatsız oldu." diye konuştu.

Avukat Murat Eken, Danıştay saldırısının ardından eski Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in intihara teşebbüs etmesi gibi bazı ilginç olayların da meydana geldiğini söyledi. Ergenekon ana davasının tutuklu sanıkları arasında yer alan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in intihara teşebbüs etmesi konusunun gerçek olup olmadığının çok yazılıp çizildiğini belirten Murat Eken, "Muzaffer Tekin kendi ifadesinde bıçağı kalbine iki kez sokup çıkardığını söylemiştir. Muzaffer Tekin, komando eğitimi almış, kalbinin nerede olduğunu gayet iyi bilecek bir insan. Akciğeri ile kalbin aynı yerde olmadığını bilir. Hayati tehlikeye maruz bırakacak yara almadığı kesin. Bu da şüphe yaratıyor ve incelenmesi gereken bir nokta. Alparslan Arslan Danıştay saldırısından sonra yakalandığında üzerinden 80 TL çıktığı şeklinde tutanak mevcut. Ancak tutuklandıktan sonra cezaevine girişi sırasında üzerinden çok para çıkmış, saymakla bitmemiş. Bu da şüpheli bir durum. Gözaltına alındıktan sonra yemek yemiyor, su içmiyor. Cezaevine girdikten sonra da yemeklerini başkasına tattırıyor. Hatta bir tane de kedi istemiş. Bireysel olarak bu eylemi gerçekleştiren birisi niye öldürülmekten korksun? Alparslan Arslan'ın bir takım kişileri koruyup kollama gayretinde olduğunu görüyoruz." iddiasında bulundu.

Ümraniye'de 27 el bombasının ele geçirildiği gecekondunun bulunduğu yere giderek inceleme yaptığını anlatan Eken, baz istasyonu kayıtlarına göre Muzzafer Tekin'in el bombalarının ele geçirildiği Ümraniye Çakmak Mahallesi'nden mesaj attığını öne sürdü.

Danıştay saldırısını gerçekleştirdikten sonra Alparslan Arslan'ın binayı terk ediş şekline değinen Avukat Murat Eken, sanık Arslan'ın Danıştay güvenlik kameralarının çalışmadığını bildiğini söyledi. Arslan'ın bu eylemini inancı uğruna yaptığını söylediğini hatırlatan ve "Alparslan Arslan çok mu dindar?" diye soran avukat Eken, "Alparslan Arslan'ın ajandasında birçok yerde faiz hesapları var." dedi. Eken, "Bu iş böyle basit, bireysel bir iş gibi görünmüyor. Birilerinin Alparslan'a yardım ettiği anlaşılıyor. Olay sırasında bir de Osman M. ismi ortaya çıktı zaten." diye konuştu.

Sanık Alparslan Arslan'ın Abdullah Çatlı'nın iş ortağının oğlu Alper B.'den telefonda para istediğini öne süren Eken, "Alparslan'ın Alper'den bir alacağı olabilir. Aralarında bir telefon trafiği var ama Alper, sık sık Alparslan'ı arıyor. Alparslan'ın ondan ne alacağı olabilir ki? Olsa bile neden borçlu olan kişi alacaklıyı sık sık arayıp rahatsız eder? Tam tersi alacaklı kişi borçluyu arar. Bu konuyla ilgili olarak ilginç bir detay var. Alper ve Muzaffer Tekin arasında 31 Aralık 2006 tarihinde yapılan bir telefon görüşmesi, dava dosyası içerisinde yer alıyor." diye konuştu.

Savunması sırasında Muzaffer Tekin'in sanıklardan Mehmet Demirtaş'a ait manav önüne Mercedes otomobil ile geldiği şeklindeki iddialara verdiği cevabı hatırlatan Murat Eken, " 'Benim Mercedes alacak durumum mu var?' demişti. Ancak üzerinde çıkan bir kartvizitte Akdeniz Otomotiv ismi yazıyor ve sahibinin soyadı da Tekin. Akrabalık ilişkileri var mı bilmiyorum. Akdeniz Petrol de Muzaffer Tekin'in kardeşiyle bir dönem ya da hala birlikte yürüttükleri bir şirket. Ayrıca Fenov Otomotiv kartı da üzerinde ele geçirilen malzemeler arasındaydı. Zaten manav önüne gelen mercedesin camına yansıyan yazı da Akdeniz Otomotiv'dir. Yani kendisinin Mercedes satın almasına gerek yok. İstediği zaman istediği gibi bir mercedes temin edebilir." ifadesini kullandı.

Danıştay saldırısının Alparslan Arslan ve etrafındaki Aykut Mete Şükre, Tekin Irşi ve İsmail Sağır gibi kişiler açısından oldukça kapsamlı bir olay gibi göründüğünü söyleyen Eken, "Müvekkilim Danıştay olayına girmemiş, karışmamıştır. Olsa olsa müvekkilimi kullanmayı düşünmüş olabilirler. İnanıyorum ki Danıştay olayı ortaya çıkacaktır. Belki Alparslan Arslan kalkıp bütün bildiklerini anlatacaktır. Ancak şu var ki Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde müvekkil adına verilen ceza oldukça ağırdır. Müvekkilim Osman Yıldırım, sanık Alparslan Arslan'ı suç işlemeye teşvik etmemiştir. Aksine Alparslan Arslan müvekkilimi suç işlemeye teşvik etmiştir. Müvekkilim Osman Yıldırım'ın, cebir ve şiddet kullanarak T.C. Anayasası'nı ortadan kaldırmaya çalıştığına ilişkin bir tane bile maddi ve hukuki delil yoktur." diye konuştu.

Avukat Eken'in savunmasını tamamlamasının ardından sanıklar ile avukatları, mahkemeye taleplerini sundu. Tutuklu sanık Oktay Yıldırım, sanık Osman Yıldırım'ın avukatı Murat Eken'i işaret ederek, "Avukatın çaresizliğini anlıyorum. Ama bu çaresizliği, dilini bize uzatmadan, bizi yaftalamadan gidermeye çalışsın." diye konuştu.

Sanık Muzaffer Tekin de Alparslan Arslan ile 4 kez görüştüğünü, 5'inci görüşmesi olmadığını savunarak, avukat Eken'in iddialarının yanlış anlamadan kaynaklanan değerlendirmeler olduğunu ileri sürdü.

Avukat Eken'in savunması sırasında ismini dile getirdiği Osman M.'nin üniversite yıllarında okuldan arkadaşı olduğunu söyleyen Alparslan Arslan da, "Ankara'da Alparslan Türkeş'in vefatı sırasında görüştük. 2-3 yıl sonra Ankara'ya gittik." diye konuştu. Başkan Şengün'ün, "Ankara'da olmadığın sırada Ankara'da mıydın?" şeklindeki sorusunu ise Arslan, "Hayır ben İstanbul'daydım. O ise Şanlıurfa'daydı." diye cevapladı. Alparslan Arslan, gergin ortamlarda bulunmak istemediğini söyledi.

(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.