Hitler'in izindeler istedikleri hukuk bu!

Hitler'in izindeler istedikleri hukuk bu!
Alman Yargıçlar Birliği’nin tüzüğünde dilegetirilen hükümlerin, yargı reformuna karşı çıkan hukuk çevreleritarafından örnek alındığı ve öneri olarak kamuoyuna sunulduğu ortayaçıktı.

ALİ EYVAZ'IN HABERİ...

Türkiye’de yargı sisteminin köklü bir reformdan geçmesi gerektiğini söyleyen demokratik çevrelerin taleplerinin aksine bazı kesimler, yargının 1920 ve 30’lu yıllardaki totaliter rejimleri doğuran yargı sistemlerinin daha fazla örnek alınmasını öneriyor. Danıştay, verdiği katsayı kararlarıyla YÖK’e yönelik “yetki gaspında” bulunurken, üyelerinin birçoğu YARSAV üyesi de olan yüksek yargı organı mensuplarının idealinde Hitler’i destekleyen Weimar dönemi Almanyasının otoriter yargı sisteminin olduğu anlaşıldı. 1933 sonrası Nazi hukuk anlayışını doğuran Alman Yargıçlar Birliği’nin tüzüğünde dile getirilen hükümlerin yargı reformuna karşı çıkan hukuk çevreleri tarafından örnek alındığı ve öneri olarak kamuoyuna sunulduğu ortaya çıktı. 1933’ten sonra mahkemelerin Nazi selamıyla açılmasını sağlayan Alman Yargıçlar Birliği’nin meşhur tüzüğü, bu kesimlerin başucu kitabı oldu. Bu tüzükte açıkça “Parlamentonun ve milli iradenin taleplerine tamamen kapalı, kendinden menkul bir yargı sistemi” öngörülüyor.

YÜRÜRLÜKTE OLMAYAN HÜKÜMLER TÜRKİYE’DE ÖNERİLİYOR

Yargı reformu ve sivil anayasa konusunda YARSAV’ın hazırladığı “Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve yargıda örgütlenme” başlıklı broşürde, yüksek yargı organlarının yapısının Hitler’i iktidara taşıyan Alman Yargıçlar Birliği’nin tüzüğünde yazılı kurallara göre oluşması istendi. Broşürde, “parlamentonun ve siyasetin yüksek yargı organları üyelerinin seçimi işinden elini eteğini tamamen çekmesi” istenirken, sürekli Alman Yargıçlar Birliği tüzüğüne göndermede bulunulması dikkat çekti. Oysa Almanya’da da bugün yüksek yargı organı üyeleri parlamento tarafından seçiliyor. Alman Yargıçlar Birliği’nin tüzüğündeki “temenniler” ise “Almanya’daki acı tecrübeler” yüzünden uygulamada artık yok.

O BİRLİĞİN BAŞKANINDAN İLGİNÇ HUKUK DERSLERİ

Alman Yargıçlar Birliği’nin Başkanlığını yapan, 1933’ten sonra da NS-Rechtswahrerbund (Nasyonal Sosyalist Hukukçular Birliği) Başkanı olan Carl Schmitt, Nazi hukukundaki emir-komuta ilişkisini şöyle açıklıyordu: “Führer’le maiyeti ve takipçileri arasındaki sürekli temas ve karşılıklı sadakat, ırksal bir zemine oturur. Führer’in iktidarının keyfiliğe ve tiranlığa dönüşmemesinin güvencesi, onunla halk arasındaki ırk birliğidir. Dolayısıyla Alman milletinin siyasal yönetiminin temel kavramları, mutlak ırksal birlik esasına dayandırılmak zorundadır.”

BAŞVURU KAYNAKLARI BU

Yargı reformu ve sivil anayasa konusunda YARSAV’ın hazırladığı “Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve yargıda örgütlenme” başlıklı broşürde, yüksek yargı organlarının yapısının Hitler’i iktidara taşıyan Alman Yargıçlar Birliği’nin tüzüğünde yazılı kurallara göre oluşması istendi. Broşürde, parlamentonun ve siyasetin yüksek yargı organları üyelerinin seçimi işinden elini eteğini tamamen çekmesi istenirken, sürekli Alman Yargıçlar Birliği tüzüğüne göndermede bulunulması dikkat çekti. Oysa Almanya’da da bugün yüksek yargı organı üyeleri parlamento tarafından seçiliyor. Alman Yargıçlar Birliği’nin tüzüğündeki “temenniler” ise “Almanya’daki acı tecrübeler” yüzünden uygulamada yok.

Demokratik Weimar (1919-1933) yönetimine karşı o dönem tek başına muhalefet yürüten Alman Yargıçlar Birliği’nin tüzüğünü kendisine kılavuz olarak alan YARSAV’ın broşüründe, şöyle deniliyor: “Alman kamu hukukunda yargıç bağımsızlığı; maddi, kurum ve kişisel bağımsızlık biçiminde düşünülmektedir. Alman Yargıçlar Birliği’nin tüzüğünde, savcılar Bakanın siyasi temsilcisi görünümüne sokulmamalıdır diye bir hüküm vardır. Alman Yargıçlar Birliği tüzüğünde diyor ki; ‘savcılar Bakanın siyasi temsilcisi değildir, o görünümde de olamazlar.’ Bizde yargıç ve savcılar Bakanlıktan çekiniyor, HSYK’dan değil. O halde sistemde kimin yetkileri fazla, kim daha fazla etkin? Böyle bir tabloda yargıç ve savcı ne yapsın?..”

HİTLER’İ İKTİDARA TAŞIYAN ALMAN YARGIÇLAR BİRLİĞİ
Ak Parti hükümetinin yargı reformuna ve anayasa değişikliğine direnen çevrelerin, kendilerine örnek olarak aldıkları Almanya’nın Weimar dönemindeki yargı sistemi, Almanya’da 1933 öncesindeki mevcut demokratik hükümetin elini kolunu bağlarken, ülkede işlenen yaklaşık 400 siyasi cinayetin failini görmezden gelmiş, Hitler’in 1923’teki ilk darbe girişimini küçük cezalarla geçiştirerek, ülkeyi yargı-polis devletine doğru sürüklemişti. Yargının tamamen darbeciler yanında yer aldığını gören Parlamento, 1924’te reform yapmak istediğinde de Alman Yargıçlar Birliği sert bildirilerle bu girişimleri bastırmıştı.

OSMAN CAN: ALMANYA BU TEHLİKEYİ DAHA ÖNCE YAŞADI
Anayasa Mahkemesi Raportörü ve Demokrasi ve Özgürlük İçin Yargıçlar ve Savcılar Birliği (Demokrat-Yargı) Derneği Kurucusu Doç. Dr. Osman Can, bugün Almanya’daki durumun söz konusu “temenniler”in çok uzağında olduğunu belirterek, şu anda Almanya’da da diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi yüksek yargı organları üyelerinin parlamento tarafından seçildiğini söyledi.

Can, 10 Ocak’ta Kayseri’de katıldığı bir toplantıda, Almanya’nın acı tecrübeler sonucu bugünlere geldiğini belirterek, bu konuda şunları dile getirmişti: “Almanya'da neredeyse Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısı Sosyal Demokrat Partisi üyesi diğer yarısı da Hıristiyan Demokrat Birlik üyesidir. Ama kendi içinde o dengeyi oluşturmuş hak ve özgürlük güvencesi olabilmiştir. Parlamento onları doğrudan doğruya atıyor. Ama bizde parlamentonun hiçbir etkisi yok. Hiçbir etkisi olmadığı için de bunun çok iyi bir şey olduğunu zannediyoruz. Ne kadar siyaset dışı olursa o kadar iyi olduğunu zannediyoruz. Ama böyle değil. Ne kadar siyaset dışı olursa o kadar tehlikeli. Çünkü siyaset biziz ve bizim ne kadar dışımızda olursa o kadar tehlike oluşturmaya başlar. İşte Almanya bu tehlikeyi daha önce gördüğü için Anayasa Mahkemesi'ni kurdu ve bu üyelerin tamamının parlamento tarafından atanacağını belirtti.”


VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.