TSK ve siyaset

TSK ve siyaset
Bugün burada, kendi duygu ve düşüncelerimden hiçbir şey katmadan, rahmetli Ahmet Kabaklı’nın; 14 Mayıs 1997 tarihli ‘Türkiye’ gazetesindeki ‘Gün Işığında’ adlı köşesinde yayınlanan ‘Çevik Bir-İsrail ve Erbakan&rs

‘Çevik Bir-İsrail ve Erbakan’
“Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan herhalde göstermelik kılavuz olarak İsrail’e gönderildikten sonra, Genelkurmay 2. Başkanı Org. Çevik Bir de (herhalde Tayan’ın bir yanlışlık veya oyun bozuculuk yapmaması için) hemen Tel Aviv’e gitti. 6 Mayıs tarihli gazetelere göre:
İsrail; Sayın Bir’e “Türk ordusunun elinde bulunan tankları yenilemeyi teklif etti.” Sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 10 yıllık tedarik programı hakkında İsrail heyetine bilgiler verildi.
İki ülke heyetleri arasında “yeni nesil tank üretimi” hakkında görüş alışverişi yapıldı.
Bu ziyaret sonunda Fransız Le Figaro gazetesini “İsrail Türkiye’nin en iyi dostu” hükmüne vardırtan geniş yorumda; “İsrail basınının, Çevik Bir’i ‘Batılı, lâik ve demokrasinin muhafızı’ olarak okuyucularına tanıttığı” haberi verildi.
İşin asıl önemli yanı, Milliyet Gazetesi’nin, (21 Nisan 1997 sh. 14) “RP ile Ordu’nun Tank Savaşı’nı dile getiren şu yazı ile irtibat kurulmasıdır.”
Yazı şudur:
Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin Kasım’da gerçekleşen son toplantısında Erbakan ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) arasında başlayan silah alımı ve stratejik savunma planlaması konularındaki gerginlik Kara Kuvvetleri’nin 2010 yılına kadar almayı planladığı 3 bin 627 tank projesiyle yeni bir aşamaya girdi.
Başbakan’ın talimatıyla Stratejik Araştırmalar ve Teknolojik Geliştirme Başmüşavirliği tarafından hazırlanan “Ana Muharebe Tank Projesi Tedarik Yöntemleri Mukayesesi” projesi için Erbakan’ın 11 milyar dolarlık tasarının konsorsiyum önerisini getirdiği… Ancak Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in inisiyatifinde yürütülen “hazır alım” çalışmalarını engelleyemediği ( yani önleyemediği) belirtildi.
Bir örneği Genelkurmay’a da verilen “Türk Savunması’nın Stratejik Konsepti Geçmiş ve Gelecek” başlıklı ayrıntılı raporda yer alan karşılaştırmaya göre birim maliyeti 3 milyon dolarlık bir hazır alımda toplam maliyet (lojistik maliyetle birlikte) 14 milyar dolar seviyesine çıkıyor.
Erbakan’ın tasarım-konsorsiyum modeliyle gerçekleşen bu tedarikte ise, birim maliyet 2 milyon, toplam maliyet 7,2 milyar dolara iniyor. Genelkurmay özellikle İsrail’in Merkava tankları üzerinde duruyor. Ayrıva Fransız Le Clarc, İngiliz Challenger, Alman Abrahams ile Alman Leopard tankları için de görüşmelerin başladığı belirtildi.
Savunma sanayine “özel” bir ilgisi olduğu bilinen Erbakan’ın silah alımlarındaki TSK kontrolünü kırarak ordunun uluslar arası “diplomatik ve mali” gücünü azaltmayı hedeflediği kaydedildi.
Erbakan’ın savunma strateji Başdanışmanı Sedat Çelikdoğan “Hiçbir gelişmiş demokraside ordu silah alımlarında karar mercii olamaz. Ama ne yazık ki Türkiye’de bu iş böyle olmuyor.” diyor. (Murat Kul)
Murat Kul’un yazısını özetlersek, Org. Çevik Bir’in inisiyatifiyle yürütülen “üç milyon dolarlık bir hazır alımda, toplam maliyet 14 milyar dolar seviyesine çıkıyor.”
Sayın Erbakan’ın sunduğu “Tasarım-Konsorsiyum modelinde” ise birim maliyet iki milyara, toplam maliyet ise yedi onda ikiye (7,2) yani yarı yarıya düşmektedir.
Bu sebeple özellikle Çevik Bir’le Erbakan arasında “Tank Savaşı” var gösteriliyor. Sedat Çelikdoğan ise, “Hiçbir gelişmiş demokratik ülkede, ordu silah alımlarında karar mercii olamaz.” diyor.”

Sevgili dostlar, şimdi eğri oturup doğru konuşalım…
Kim daha çok milliyetçi? Kim daha çok çağdaş? Kim daha çok demokrat? Kim daha çok vatanperver?..
Kim daha çok mürteci? Kim daha çok gerici? Kim daha çok yobaz? Kim daha çok rejim düşmanı? Kim daha çok vatan haini?..
Sincan’da yürütülen tankların sebebi, Filistinlilere yapılan zulümle ilgili bir programa katılan Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız değildi. O tankların yürümesinin sebebi; bu ülkede gelenek haline gelmiş hortumlamanın, soygunun, vurgunun ve vesayet anlayışının önünün kesilmek istenmesiydi.
Hatırlarsanız yerden mantar biter gibi, piyasaya sürülen sözüm ona ‘Aczimendiler, Müslim gündüzler, Fadime Şahinler’, sahi nasıl oldu da aniden meydana çıktıkları gibi, birdenbire nesilleri kesildi…
Şimdi tekrar başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim…
Bu ülkede darbe yapanlar, darbe çığırtkanlığı yapanlar, ‘ordu göreve’ diye pankart açan alçaklar ve onların yağdanlıkları; Türk milliyetçisi mi, yoksa Yahudi milliyetçisi mi? Bunların en yakın dostları Müslüman milletler mi, yoksa dünyanın tek terörist devleti İsrail mi?..

Selâm ve saygılarımla…

Eğitimci Yazar Muhittin ATICI

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.