Beyaz Türk'lerin büyük yalancısı!

Beyaz Türk'lerin büyük yalancısı!
Moda ismiyle araştırmacı gazeteci Soner Yalçın’ın ‘Beyaz Türklerin Büyük Sırrı: Efendi’ isimli kitabı vitrinleri süslüyor. Türkiye gibi normalde kitap okunmayan, sadece popüler olan kitapların satıldığı ancak okunmadığı bir ülkede, Soner

Önce Soner Yalçın’a bir bakalım. Kimdir, nedir onu bu kadar popülerleştiren. Soner Yalçın’ı araştırmacı gazeteci kimliğiyle edebiyatımıza kavuşturan (!) ve ondaki derin cevheri ilk keşfeden Perinçek’ti. Aydınlık gazetesinde çalışan Soner Yalçın, ilk propaganda eğitimini Doğu Perinçek’ten almıştır. Daha sonra 1999 yılından itibaren peşpeşe çıkardığı, Öteki Erbakan, Reis, Binbaşı Ersever’in İtirafları, Bay Pipo gibi çok satan kitaplarla ön plana çıkmıştır. Müthiş araştırmacı gazeteci melekeleri keşfedilen Yalçın, Doğan Grubu’na bir sıçrama yapmış ve Radikal Gazetesi’nde Uğur İpekçi mahlasıyla yazılar yazarken Teşkilatın İki Silahşörü kitabını yine Doğan Yayıncılık’tan çıkarmıştır. Bu dönemde CIA tarafından kurulan Habertürk Grubu’na da destek veren Soner Yalçın, Uğur İpekçi mahlasıyla burada da yazılarına devam etmiştir. Son olarak Kurtlar Vadisi dizisine danışmanlık yapan Soner Yalçın, daha önceki tüm kitaplarında kafasından uydurduklarını yazdığı için, bir televizyon dizisine senaryo yazma konusunda son derece başarılı olmuştur. Doğu Perinçek ve Habertürk gibi hep belirli yabancı istihbarat kuruluşlarının maşası olmuş kurumlarda çalışan Soner Yalçın için, kendisi gibi bir başka medya maydanozu Tuncay Özkan, Teşkilatın İki Silahşörü kitabının tamamen hayal mahsulü olduğunu ve Soner Yalçın’da kendisine anlatılan her yalana kandığını söylemiştir.

SONER’DEN SAÇMA ÖTESİ BİR İDDİA
Efendi–2 isimli kitapta saçma iddiadan da öteye giden ve alaycı bir üslûpla yazıya dökülen ifadelerden biri de şudur: "...Nur cemaati 'cifir ilmi'ne inanmayı sürdürüyor; onlara göre, kıyametin tarihi 2056! Bu durumda ben, (kıyamet yılını 2228 diye açıklayan) Edip Yüksel'e inanmayı tercih ederim!.."
Cevap: Aslında her yönüyle sırıtan ve alabildiğine cıvıklaşan bu tür söz ve iddiaları ciddiye almaya bile gerek yok.
Yazara göre, Nur cemaatinin cifir ilmiyle hesapladığı Mehdi ve kıyamet ile ilgili tarihlerde yanılmışlar, açığa düşmüşler, ama bir yandan da o yanıltıcı cifir ilmine inanmayı sürdürüyorlarmış....
Sen kalk, en ağır isnat ve ithamın kaynağını belirtme, sonra da kıyamet yılını daha ileri tarihte veren kişiyi bir cemaate tercih ettiğinden dem vurarak, işi çocuk oyuncağına çevir.
Madem öyle, meselâ bir başkası çıkıp da kıyamet yılını cifir–ebced hesabıyla daha ileri bir tarihe, meselâ 3228'e uzatırsa, yazar efendi acaba eski tercihini terk mi edecek?
Böyle saçmalık olur mu?

PALAVRADAN TARİH OLUR MU?
Soner Yalçın'ın "Beyaz Türklerin Büyük Sırrı" isimli kitabında Cüneyt Zapsu'nun dedesi, "Büyük İslam Tarihi" isimli eserin müellifi merhum Abdurrahim Zapsu ile Merhum Alparslan Türkeş arasında ilginç bir ilişki kurmuş. Yalçın, Zapsu ve Türkeş ismini biribirine bağlayan kişinin Arusi Şeyhi Mustafa Aziz Çınar olduğunu öne sürüyor. Buna göre Aziz Çınar, Abdurrahim Zapsu'nun kayınpederi imiş. Yalçın, Cumhuriyet döneminin Kürt kökenli İslam alimlerinden Abdurrahim Zapsu ile Alparslan Türkeş'i yan yana getirip kendince bazı ilginç yorumlar yapmış. Oysa temellendirdiği ilişki baştan aşağı yanlış bilgilere dayanıyor. Çınar'ın Bedirhani'lerden olduğu doğru, ama Zapsu'nun kayınpederi değil. Abdurrahim Zapsu'nun eşi Hidayet Hanım da Bedirhani'lerden, ama Aziz Çınar'ın kızı değil. Bedirhani'ler çok geniş bir aile. Bedirhani'ler hem aile adı hem de mahlas olarak "Azizi" ismini çok kullanmışlar.
***
Arusi Şeyhi Mustafa Aziz Çınar, eğer yanlış bilgi değilse Bedirhan Paşa'nın oğlu Murat Remzi Bey'in oğlu. Galatasaray Kulubü Divan üyelerinden eski Kadıköylü Aziz Çınar olarak biliniyor. Bildiğimiz kadarıyla Aziz Çınar'ın çocuğu da yok. Kaldı ki Abdurrahim Zapsu 1890, Aziz Çınar 1900 doğumlu. Aralarında 10 yaş fark var. Cüneyt Zapsu'nun babası Pertev Zapsu ise 1925 doğumlu. Halası Jale Hanım, Pertev Bey'den birkaç yıl önce doğmuş. Dolayısıyla Aziz Çınar'ın Abdurrahim Zapsu'nun kayınpederi olması mümkün değil. Aziz Çınar Efendi 15 yaşında evlense bile, kızı olduğu iddia edilen Hidayet Hanım'ın 1920'lerin başında en fazla 7-8 yaşlarında olması lazım. Bu yaştaki bir kız çocuğunun evlenecek yaşta kızı olur mu hiç? Aziz Çınar'ın Zapsu'nun kayınpederi olduğu, başka gazeteciler tarafından da iddia edildi. Yalçın, iddiaları olduğu gibi almış, üstüne ilginç yorumlarını eklemiş. Kuşkulu bilgiler üzerine ilginç yorumlar yapılabilir, ama bu ancak bir fantezi olabilir.

SONER YALÇIN, ÖZBEK ŞEYHLERİNİ DE KARIŞTIRMIŞ!..
Soner Yalçın, Özbek tekkelerini de karıştırmış. Üsküdar'daki Özbekler Tekkesi'nin şeyhi İbrahim Edhem Efendi'nin torunu Türkiye'nin Washington eski Büyükelçisi Münir Ertegün idi. Oğlu Ahmet Ertegün ise ABD'de ünlü bir müzik yapımcısı. Bu tekke, Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu'ya adam kaçıran Karakol Örgütü'nün üslerinden biriydi. Yalçın'ın İngiliz Elçisi Henry Layard'a ajanlık yaptığını söylediği Süleyman Efendi'nin, Üsküdar'daki Tekkenin Şeyhleriyle sıhri hiçbir yakınlığı yok. Süleyman Efendi, Sultanahmet civarındaki Buhara Tekkesi'nin şeyhiydi. Layard ise 1840'larda Adıyaman ve Musul'da kazılar yapan bir arkeolog idi. İştigal alanı içinde etnik kültür çalışmaları yapmak da vardı. Sonra da elçi oldu.
Süleyman Efendi, Sultan II. Abdulhamit'in en güvendiği isimlerden biriydi. Şeyh, Orta Asya ve Hindistan'daki Osmanlı faaliyetlerinin en nüfuzlu isimlerindendi. Yalçın, kaynak gösterdiği Prof. Azmi Özcan'ın Nisan 1992 tarihli 'Toplumsal Tarih'teki makalesini bile okumamış. Okusaydı, Şeyhin Abdulhamit'in bilgisi dahilinde İngiliz Elçisi Henry Layard'a yanlış, yanıltıcı, mübalağalı bilgi verdiği ihtimalini dikkate alırdı. Prof. Özcan, "Pan-İslamizm: Osmanlı Devleti, Hindistan Müslümanları ve İngiltere" kitabında da bu ihtimali vurgular. Güçlü bir istihbarat ağına sahip olan Abdulhamit anılarında Süleyman Efendi'den şöyle söz eder:
"Buharalı Şeyh Süleyman Efendinin Rusya'daki Müslümanlar arasında yaptığı hizmetleri bilhassa şükranla yad ederim. Bunun, İngilizlerle münasebetlerimizde çok faydasını gördüm. Hindistan Umumî Valileri oradaki Müslümanların Osmanlı Devletiyle yakından ilgilendiklerini gördükçe, hükümetlerine Osmanlılarla iyi geçinilmesini yazıyorlar ve böylece bizim işlerimizi bir nebze kolaylamış oluyorlardı."
Bu bilgiler ışığında Şeyh Süleyman'ın İngilizlere mi yoksa Osmanlı'ya mı hizmet ettiği yorumunu okurlara havale ediyoruz.

KENDİ BİLGİSAYARININ C’SİNİ KAYNAK GÖSTEREN DERİN ARAŞTIRMACI

Onlarca kitaba imza atmış, yüzlerce televizyon programında, belgeselde imzası bulunan bir gazetecinin başına gelebilecek en kötü şey gelmiş Soner Yalçın’ın Efendi–2’sinin başına.
Belki kitabın künyesinde asistan olarak adı geçen Ebru Akıncı’nın belki de kitabın sayfalarını düzenleyen sayfa sekreterinin dalgınlığıdır diyeceğiz ama kaynakça gibi bir araştırma kitabının en çok dikkat edilmesi gereken bölümde böyle bir hata olunca tüm iyi niyetlerimizi askıya almamız gerekiyor belki de.
Titiz bir araştırmacının çalışmasında değerlendirdiği kitapları, gazeteleri, dergileri, internet sitelerini sıraladığı sayfalar arasında şu satırlar görmek elbette gözlerimizi ‘şaşkınlıktan faltaşı gibi açmamıza’ neden oldu.
file:///C/WİN89ENG/Desktop/HURRİYETİM.htm
file:///C/WİN89ENG/Desktop/sebatians.htm
wysiwyg://1/file:/C/WİN89/Desktop/Koc.htm
Kuşkusuz siz de şaşırdınız. Öyle değil mi yani?
Hadi bilgisayara yabancı olan okurlar için yukarıdaki üç satırı daha da sadeleştirerek anlatalım. Efendim sözkonusu satırlar herhangi bir internet adresi değil.
Bu kısa yollar bilgisayarın masa üstüne kopyaladığınız veya aynen indirdiğiniz bir siteyi açtığınızda Explorer tarayacısının adres sütununda çıkan adrestir.
Yani sözün özü, Soner Yalçın, Efendi 2’sinin 472. sayfasında kendi bilgisayarının belleğine kopyaladığı bir bilgiyi kaynak olarak vermiş.
Hani kitaptaki bir bilgiden kuşkuya düşersiniz de teyit etmek, sağlama almak veya kontrol etmek maksadıyla bu adrese girmek isterseniz bu sizin için biraz zor olarak. Çünkü o adreslere ancak Soner Yalçın’ın kişisel bilgisayarında ulaşabilirsiniz.
Bu arada Windows’un bir sürü yeni sürümü çıktı. Yalçın’ın hala Win 89 kullanması teknolojiyi biraz geriden takip ettiğini gösteriyor.

Kaynak: AYTEKİN GEZİCİ-SONer EFENDİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.