'Esnafa kazık attılar'
Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER), "28 Şubat'ın Ticari Hayata Etkileri" konulu bir panel düzenledi. Panele katılan konuşmacılar, post modern darbe sürecinin ardından Türkiye’nin büyük kayıplar yaşadığını belirterek, 28 Şubat’ların bir daha tekrarlanmaması temennisinde bulundular.
ESDER’DEN BİR İLK
ESDER, Türkiye'de ilk defa 28 Şubat'ın ticaretteki etkilerini "28 Şubat'ın Ticari Hayata'a Etkileri" konulu bir panelle masaya yatırdı. Marmara üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Altuğ, Dünya gazetesi yazarı ekonomist Uğur Civelek, Zaman gazetesi yazarı ekonomist Hüseyin Sümer ve MüSİAD Ankara Şube Başkanı Hüdaverdi çakır’ın konuşmacı olarak katıldığı paneli, TV5 Ankara Temsilcisi Mustafa Kurdaş yönetti.
çELİKUS MEHMETçİĞİN BAŞARISINA DEĞİNDİ
Panelin açılış konuşmasını yapan ESDER Genel Başkanı Mahmut çelikus, Kuzey Irak'ta kahramanca mücadele veren Mehmetçiklerin başarısına değinerek, "Mehmetçiğimizin gayreti, övgü ve takdirin üzerindedir. Allah'tan Mehmetçiğimize ve komutanlarına yardımcı olmasını niyaz ediyorum. Aziz şehitlerime Allah'tan rahmet, şehit ailelerine de sabırlar diliyorum" dedi.
“AKLINI KULLANMAYANIN İNANCI DA OLMAZ”
ilk konuşmacı Ekonomist Uğur Civelek, 28 Şubat post modern darbesinin daha geniş bir perspektiften değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, olayın küresel güçlerin etkisiyle geliştiğini söyledi. Türkiye'nin küreselleşmeden hep zararlı çıktığını vurgulayan Civelek, “Küresel aktörler, hep kendi emirlerinde çalışacak iktidarlar ararlar. önce iktidarlara planlar veriliyor. Ardından borç veriliyor. Kısacası ülkede asla üretim istenilmiyor. Sadece tüketim isteniliyor. Karşı çıkan iktidarlar ise CIA ajanları tarafından hemen çeşitli propaganda ve oyunlarla iktidar düşürülüyor ve aynı senaryo yeni iktidarlar için bir daha yazılıyor. Bu süreç hep böyle devam eder. Türkiye'nin artık zamanı kalmadı. Şartlar böyle devam ederse her şeyimizi kaybederiz. Aklını kullanmayan insanların inancı da olmaz. Dünyada üç tane yönetim sistemleri vardır. Bunlar; demokrasi, monarşi ve anarşidir. Türkiye anarşiyle monarşi arasında bir yerdedir ve 60 yıldır da bundan kurtulmadı” diye konuştu.
“TüRKİYE'DEKİ SİSTEM PARAKSİDİR”
Marmara üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Altuğ da Türkiye'de demokrasi olmadığını söyleyerek, "Parası olan istediğini söyler, yazar ve istediği gibi de yaşar. Buna ancak paraksi denir. Türkiye'deki sistem ancak bu olur" dedi. Refahyol Hükümeti döneminde Başbakan'a danışmanlık yaptığını belirten Altuğ, Refahyol Hükümeti döneminde Türkiye'nin ilk defa denk bütçe gördüğünü belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Refahyol Hükümeti birçok alanda ilkler gerçekleştirdi. Denk bütçenin yanında memur, işçi, emekli maaşları yüzde yüzün üzerinde zamlandı. İnsanlarda alım gücü yükselince esnaf ve sanatkârlarımız da haliyle rahat bir dönem geçirdi. Biz o dönemde üreten bir ekonomi modeline geçtik. Faizleri hem aşağıya çektik hem de vergilere tabi tuttuk. Reel faiz yüzde 2'lere kadar düştü. Ancak Türkiye'nin kayıtlı, üreten bir ekonomiye geçmesinden rahatsız olan çevreler oldu. Türkiye'de suni gündemler oluşturarak, 28 Şubat'ın oluşmasını sağladılar. Onlar Türkiye'nin kalkınmasını kesinlikle istemiyorlar. Sadece üretmeden, yorulmadan paradan para kazanarak ayakta kalmaya çalışıyorlar.
“ESNAFA KAZIK ATTILAR”
Kayıtlı ekonomi kalkınmanın temel öğesidir. Kayıt dışı ekonominin olduğu bir yerde iki devlet vardır. Biz Refahyol Hükümeti döneminde kayıtdışı ekonomiyi bitirmek için en büyük parayı madeni 1 lira yapacaktık. Ve ‘Akıllı Kart’ getirecektik. Para küçük olduğu için kimse yanında para taşımazdı. Kartla yapılan her alışveriş de kayıtlı olacaktı. Büyük banknotlarla kayıtlı ekonomiye geçilmez. Zaten Refahyol'un düşürülmesinin altında da ekonominin iyiye gitmesi yatıyor. Bazıları rahatsız oldular. Hükümet'i düşürdüler. 28 Şubat süreciyle esnafa kazık atılmıştır, faizler artmaya başlamış, sistem rantiyecilerin eline geçmiştir"
“MESLEK LİSELERİNİN öNüNü KAPATTILAR, KALİFİYE ELEMAN BULAMIYORUZ”
Türkiye'nin, 1960'lı yıllardan başlayarak geçirdiği süreçler hakkında değerlendirmelerde bulunan Hüdaverdi çakır da, ülkenin sanayi anlamında beklenilen düzeyde kalkınamadığını, bunun da ülkenin sanayiden anlamayan kesimler tarafından yönetilmesinden kaynaklandığını belirtti. Türkiye'nin, denk bütçeyi hedefleyip gelirleri kadar harcamayı amaçlarken, şimdi ise ‘çılgın’ bir tüketim içinde bulunduğunu ve bu tüketimle israfın arttığını anlatan çakır, ''28 Şubat süreci öncesi birilerinin inine şiş sokuldu, birilerinin düzeni bozuldu. Bu sürecin ardından Türkiye'nin büyük kayıpları oldu. Bu gürültünün içinde kayıplar 50-80 milyar dolarları buldu'” diye konuştu. Meslek liseleri konusuna da değinen çakır, şunları söyledi: "Türkiye'de bir yandan işsizlik artarken, biz sanayiciler olarak kalifiye eleman bulamıyoruz. Bu 28 Şubat'ın sonucudur. Avrupa'da meslek liselerinde okuyanların sayısı yüzde 75 seviyesinde iken, bu oran ülkemizde 25'lerde kaldı. Meslek liselerinin önünü kapatmak, vasıfsız insan yetiştirmektir. Mantığını anlayamıyorum."
“SERMAYEYİ RENKLERE AYIRDILAR”
Zaman gazetesi yazarı ekonomist Hüseyin Sümer de 28 Şubat sürecinde bazı çevrelerin suni gündemler oluşturarak, Anadolu sermayesinin güçlenmesinden rahatsız olduklarını söyledi. 28 Şubat'ı bir film senaryosuna benzeten Sümer, sözlerine şöyle devam etti: "Anadolu Aslanları kavramı yavaş yavaş güçleniyordu. üretim çeşitlendi. Bunu hazmedemeyen çevreler, bu iş çevrelerine yeşil sermaye ismini vererek onları dışladılar. çünkü Anadolu sermayesinin güçlenmesini kesinlikle istemiyorlardı. Ancak şu var. 28 Şubat onları durdurmamıştır. Bugün kendinden emin bir şekilde yine güçlendiklerini rahatlıkla görebiliyoruz."
(Engin Kaşdaş-habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.