Yıldıray Türkiye'ye gelecek mi?
Son şampiyon Stuttgart'a yaptığı transfer de kalitesinin belgesi olarak gösterilen Yıldıray, son dönemde yaşadığı sakatlıkların ardından kendisini yeniden bularak Euro 2008'de Milli Takım'la zirveye çıkacağını iddia etti. Futbol Federasyonu tarafından çıkarılan aylık TamSaha dergisine konuşan Yıldıray Baştürk'ün röportajının ayrıntıları şöyle;
Milli Takımımızın dünya üçüncülüğü başarısındaki kilit oyunculardan birisin. Bochum, Bayer Leverkusen ve Hertha Berlin derken, şimdi son şampiyon Stuttgart'ta forma giyiyorsun ama ne Stuttgart ne de sen eski günlerinizdeki gibi değilsiniz. Bunun sebebi ne?
Geçtiğimiz sezon Stuttgart sürpriz bir biçimde şampiyon olmuştu ve ben de şampiyon takımdan teklif alınca fazla düşünmeden kabul ettim. Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak olmak teklifi kabul etmemde önemli bir etkendi. Bu ligde oynadığınızda uluslararası alanda ön planda oluyorsunuz. Ancak işler benim istediğim gibi gitmedi. İlk transfer olduğum dönemde sakatlandım. Henüz hazırlık kampındaydık ve sonrasında kolay toparlanamadım. Oynayamadığım ilk 10 maçta Stuttgart 10 puan topladı. Daha sonra sakatlık dönemimi atlatıp oynamaya ve takım da maç kazanmaya başladı. Ama bu bir gerçek ki, sakatlık dönemi beni oldukça geriye attı. Hem Stuttgart'a hem de Milli Takım'a yeterince yararlı olamadım. Ancak iki aydır çok iyiyim. Takımın Dubai'deki hazırlık kampı benim açımdan da oldukça faydalı geçti. Sezonun ikinci yarısında çok daha iyi oynamak ve fiziksel açıdan tam anlamıyla hazır hale gelerek Euro 2008 finallerinde Milli Takım'a daha fazla katkı yapmak istiyorum.
Son dönemde çok sık sakatlıklar yaşadın. Tedaviyle ilgili sorunların mı var? Yoksa ülkemizde olduğu gibi Almanya'da da oyuncudan tam anlamıyla iyileşmeden oynaması mı isteniyor?
Evet, Almanya'da da böyle bir durum söz konusu ve özellikle önemli oyuncuların üzerinde oynamaları için bir baskı oluşuyor. Ben de takımın kilit oyuncularından birisi olduğum Hertha Berlin'de ve Stuttgart'ta böyle bir durumla karşı karşıya kaldım. Tamam, belki iyileşiyorsunuz ama tam hazır olmadan oynatıyorlar. Benim de aslında oynamaya ihtiyacım var ve biraz da acele ediyorum.
Futbolu özlüyor mu insan sakat olduğunda?..
Tabii ki özlüyorsunuz ve oynamak istiyorsunuz. Ama hazır olmadan oynamak da iyi bir şey değil. Ben iki sene içinde bunu yaşayarak tecrübe ettim. Ama şimdi iyi yoldayım.
- TOTTENHAM YERİNE STUTTGART'I SEçTİM -
Beş yıl öncesine dönüp kariyer planlamana baktığında bugün istediğin noktada bulunduğunu söyleyebilir misin? Yoksa daha iyi yerlerde mi olmalıydın? Mesela İspanya Ligi'nde…
Tabii ki daha iyi yerlerde olabilirim. Gerçi İspanya Ligi'nden teklif de aldım ama ben üst düzey takımlarda oynamak isterim ve öyle bir teklif gelseydi giderdim. Orta sıra takımlarına gitmek istemedim açıkçası. Aynı şekilde İngiltere'den teklifler aldım. Geçtiğimiz sezon Tottenham beni istedi ama Almanya şampiyonu Stuttgart'ın teklifi benim için daha cazipti. Ancak dediğiniz gibi, son iki sezondur yaşadığım sakatlıklar olmasaydı performansım çok daha iyi düzeyde olabilirdi. Yine de kariyerimin gelişiminden memnunum. Henüz 29 yaşındayım ve önümde futbol oynayabileceğim 5-6 sezon daha var.
Her daim Süper Lig takımlarının transfer gündeminde bulunan bir oyuncusun ama sen Türkiye'de oynamaya pek sıcak bakmıyorsun. Bunun sebebi ne?
Bundesliga'ya çıktığım günden beri, yani 18 yaşımdan bu yana her yaz ve kış transfer döneminde gündemde oluyorum. Sadece gazetelerin yazdıklarıyla değil, gerçekten teklifler de alıyorum. Her zaman söylüyorum, "Bir gün Türkiye'ye geleceğim" diye. Ama önümde 5-6 sezonum daha var ve birkaç sene sonra Türkiye'ye gelebilirim.
Türk kulüplerinde bir olumsuzluk mu görüyorsun, onun için mi gelişini erteliyorsun?
Hayır, bir olumsuzluk görmüyorum ama şu anda Türkiye'yi Avrupa'da temsil ediyorum.
Turkcell Süper Lig'i kariyer olarak bir gerileme diye mi düşünüyorsun?
Tam olarak böyle söylemek istemiyorum ama hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'de futbol oynamak isteyen her oyuncunun Avrupa'ya gitmek gibi bir hayali var. Ben de oradayım zaten. Niye tutup da Türkiye'ye geleyim ki? Oradaki misyonumun henüz bitmediğini düşünüyorum.
- TüRKİYE'DE ALTYAPI YATIRIMI YETERSİZ -
Futbolu bir yana bırakırsak, Bundesliga kulüpleri ile Türk kulüpleri arasında yapısal bir kıyaslama yapabilir misin?
En önemlisi altyapı farkı. Almanya'da çocuklar 7 yaşında futbola başlıyor. Türkiye'de ise altyapı imkânları çok iyi değil. İngiltere, İspanya ve Almanya gibi ülkeler altyapılarının gücü sayesinde çok sayıda kaliteli oyuncu yetiştirebiliyor. Türkiye'de altyapıya yeterli yatırım yapılırsa var olan yeteneklerin daha kolay ve çok sayıda ortaya çıkarılabileceğini düşünüyorum.
Bunu söylediğinde bir yanlış anlaşılma olabilir. Türkiye'deki insanlar, "Bizim Süper Lig kulüplerimizin bir kısmı da iyi altyapılara sahip" diye düşünebilir. İstersen Almanya'nın bu konudaki farkını biraz daha açalım.
Evet, Almanya'da sadece birkaç büyük takımın altyapısının kaliteli olmasından söz etmiyorum. Türkiye'de birkaç büyük takımın altyapısı iyi olsa bile sonuçta belirli sayıda oyuncu kapasitesine sahipler. Bu nedenle çok sayıda yetenek keşfedilemeden kaybolup gidebiliyor. Oysa Almanya'da daha alt liglerdeki kulüpler de sağlam altyapı organizasyonlarına sahip. Mesela 2. Lig takımı Essen'de yetişen Ali Bilgin, Barış özbek ve Serkan çalık gibi oyuncular Türkiye'de büyük takımlarda forma giyebiliyor. üstelik hiç problem yaşamadan profesyonelliğin en üst düzeyinde oynayabiliyorlar. Benim açımdan da böyle. Oyun anlayışımı, disiplinimi hep altyapıda aldığım eğitime borçluyum.
Türkiye'deki yöneticilik anlayışı da biraz farklı. Burada her gün medyanın önündeki yönetici tipleriyle karşı karşıyayız. Tugay Kerimoğlu'na bu konuda sorduğum soruya "Ben kulüp başkanını bir kez gördüm, o da sözleşme imzalarken" karşılığını almıştım. Almanya açısından durum nasıl?
Almanya'daki bakış açısı da İngiltere'dekine benziyor. Orada da başkanlar çok göz önünde değil. Ben de başkanı sadece imza attığım gün ve takımın açılışında gördüm. Almanya'da profesyonel kadrolar görev yapıyor, menajerler ön planda oluyor.
Doğru sistem de galiba işinin ehli profesyonellerin iş başında olması…
Bu biraz da futbol kültürüyle ilgili bir şey. Elbette kimin ön planda olacağı, kimin işleri yürüteceği herkesin kendi seçimi ama kulüplerin bulundukları noktalara bakarsak Avrupa'daki uygulamanın daha doğru olduğunu söyleyebiliriz.
- SüPER LİG GİDEREK GELİŞİYOR -
Almanya'dan bakıldığında bizim ligimizin durumunu nasıl görüyorsun? Turkcell Süper Lig, Avrupa'daki beş büyük ligin neresinde?
Bence Süper Lig de hemen bu beş büyük ligin arkasından geliyor. üstelik Türkiye'de her geçen gün gelişen ve seviyesini yükselten bir ligle karşı karşıyayız. Bu sezon Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarında gösterdiği başarı da Türk futbolu açısından önemli bir avantaj. Artık çok büyük starlar da Türkiye Ligi'ne gelebiliyor. Bir Roberto Carlos bunun en önemli örneği. Belki "Yaşlı olduğu için Türkiye'ye geldi" denilebilir ama bence başka bir lige de gidebilirdi. Hatta Real Madrid'de rahatlıkla iki sezon daha oynayabilirdi. Ama Türkiye'yi tercih etti. Bu tip starların Türkiye'ye gelmesi ligin kalitesini de artırıyor. Bundan beş-altı sene önce hiç kimse Roberto Carlos'un Türkiye'ye gelebileceğini düşünemezdi.
Fakat yine de bizim ligimizde bir tempo sorunu var gibi görünüyor.
Tabii ki İngiltere, İspanya veya Almanya'da futbolun çok daha tempolu oynandığını söyleyebiliriz. Ama bunun fiziksel güçle bir ilgisi yok. Oradaki oyun anlayışı çok farklı. Biraz önce de söylediğim gibi, Türkiye'ye dünya çapında kaliteli oyuncular geldikçe tempo sorunu da ortadan kalkacak.
O zaman yabancı transferinin ülke futbolu için zararlı olmadığını düşünüyorsun.
Elbette değil. Ama biraz önce de söylediğim gibi bir yandan altyapınızı geliştirecek ve kendi kaliteli oyuncularını üreteceksiniz, bir yandan da yabancı yıldızlarla liginizin kalitesini artıracaksınız. İngiltere'de, İspanya'da bunun örneklerini görüyorsunuz. Hem ligleri son derece kaliteli hem de yerli oyuncuları dünya çapında futbolcular.
Türkiye'deki şampiyonluk yarışı hep aynı takımların arasında dönüyor. Almanya'da ise daha fazla takımın bu hedefe ulaştığını görüyoruz.
Aslında Almanya'da Bayern Münih, İngiltere'de de Manchester United gerçeği var. Yine de onların dışında çok farklı takımlar şampiyonluğa ulaşabiliyor. Türkiye'deki takımlar arasında bütçeler açısından uçurumlar var. Ama Almanya'da Bayern Münih ne kadar zengin bir kulüp olursa olsun diğer takımlar da ona yakın bütçelere sahip. Türkiye'de bir başka sorun da üç büyük takımın kurduğu hegemonyanın diğer takımların özgüvenini kırması.
Bir yandan da şehrin takıma verdiği destek var. Türkiye Ligi'ndeki takımların yarısı iki şehirde toplanırken, Bundesliga'da her takım farklı bir şehirden geliyor ve bu takımlar kendi kentlerinin desteğini arkasında bulabiliyor.
Bu da büyük bir pay. Seyirci ve destek önemli. Türkiye'de hem bütçeler arası uçurumlar hem büyük kulüplerin arkasındaki desteğin çok güçlü olması hem de diğer takımların özgüven eksikliği böyle bir tabloyu ortaya çıkartıyor. Ama futbol kalitesini yükseltmek için rekabetin artması ve büyük takımların arasındaki yarışa yeni takımların da katılması gerekiyor.
Türkiye Ligi'nde hangi oyuncuları beğeniyorsun?
Almanya'da da olsam Türkiye Ligi'ni yakından izliyorum. Milli Takım'da oynayan çok sayıda yetenekli oyuncu var. Yerli olarak baktığımda Arda'yı çok beğeniyorum. Alex ve Roberto Carlos'un kalitesi de zaten tartışılmaz.
- UYUM SüRECİ 5-6 AY SüRER -
Hertha Berlin'de birlikte çok başarılı olduğun Marcelinho'nun Türkiye'de başarısız olmasını neye bağlıyorsun? Aslında Marcelinho özelinde, oyuncunun uyum problemi denilen şeyi öğrenmek istiyorum.
Marcelinho için kötü futbolcu diyebilmek elbette mümkün değil. Hertha Berlin'de birlikte oynadığımız dönemde gol kralı olmuş, yılın futbolcusu seçilmiş bir oyuncu. Ama Trabzon'a geldiğinde ortam değişikti. Ne olursa olsun bir alışma süreci var. Ben de bunu Stuttgart'ta yaşadım. İlk antrenmanınızda her istediğinizi yapmanız mümkün değil. Alışma süreciniz en az beş-altı ayınızı alır. çünkü yanınızdaki futbolcular sizin stilini bilmez. Siz de onların nerelere koşu yapabileceğini, hangi özelliklere sahip olduğu zamanla öğrenirsiniz. Bu tanıma sürecinde mutlaka karşılıklı sabır gösterilmesi gerekir. Ama Marcelinho bu süreyi doldurmadan geri döndü. Sanırım o da Trabzon kentine alışamadı. O çok renkli bir adam ve sanırım farklı şeyler arıyordu.
Bir Türk olarak Almanya'da en üst düzeye ulaşabilmiş bir futbolcusun. Almanya'da her Türk oyuncu Almanlarla aynı şansa sahip mi? Yoksa Türk olmanın zorlukları var mı?
Elbette üst düzey futbolcu olabilmenin zorlukları var ama bunları aşmak da sizin elinizde. Ben olayım, Altıntop kardeşler olsun, bizden önce profesyonel olan diğer isimler olsun bu durumun kanıtı. Bir futbolcu için en önemli dönem genç takımlardan profesyonelliğe geçiş sürecidir ve bu noktada birçok yetenekli oyuncu da gereken sıçramayı yapamayabilir. Almanya'da bu sıçramayı gerçekleştiremeyen Türk oyuncular "Bana Türk olduğum için haksızlık yapıldı" diye düşünüyor. Aslında Türkiye'de de dünyanın bütün ülkelerinde de genç oyuncular için aynı kritik eşik söz konusu. Almanya'daki Türk oyuncuların bu eşiği geçemediklerinde "Yabancı olduğum için" bahanesine sığınması doğru değil.
Türk futbolunun yükselişinde gurbetçi oyuncuların katkısı inkâr edilemez. Türkiye, Almanya'yı yakından izliyor ve oradaki yetenekli oyuncuları Milli Takımımıza kazandırmaya çalışıyor. Ancak bazı oyuncuların da Alman Milli Takımı'nı tercih ettiğini görüyoruz. Buradaki sorun ne?
Bu herkesin kendi kararı. Mesela bu durumdaki oyunculardan Serdar Taşçı benim takım arkadaşım. Herhalde "Almanya Milli Takımı'nda oynarsam benim için daha avantajlı olur" diye düşünüyorlar. Ama tabii benim başkalarının kararları için konuşmam doğru olmaz. Sonuçta ben hayalim olan Türk Milli Takımı'nı seçtim. O dönemde Almanlar bana da teklifte bulunmuştu ama 16 yaşımdan itibaren Türk Milli Takımı'nda oynamaya karar vermiştim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.