Yargı vesayetin emrinde

Yargı vesayetin emrinde
Fendoğlu, vakit’e konuştu:Kamu Hukuku Profesörü Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, arkadaşımız Hasan Tosun’a anayasa değişikliği ve yargı reformu hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Fendoğlu, Türkiye’de yargının millet adına kararlar v

Hasan Tosun'un haberi...

Kamu Hukuku Profesörü Hasan Tahsin Fendoğlu; “Türkiye, 1960’tan bu yana askerî vesayet altındadır... Anayasa, darbe ürünüdür” dedi ve ekledi: “HSYK ve Anayasa Mahkemesi, bu vesayet sisteminin bekçileridir... Ülke, bu vesayetten kurtulmalıdır.”

Kamu Hukuku Profesörü ve RTÜK Üyesi Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu ile anayasa değişikliği ve yargı reformu üzerine konuştuk. RTÜK’teki makam odasında gerçekleştirdiğimiz röportajda Fendoğlu, çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o açıklamalar:

Anayasa değişikliğine ilişkin teklif Meclis’e sunuldu. “İşsizlik ve yoksulluk gibi sorunlar dururken niye anayasa değişikliği yapılıyor” diye itirazlar var. Teklif, milletin hayrına mı?
Anayasa değişikliğine gitmek halkın sorunlarını bir kenara bırakmak anlamına gelmez. Demokrasi olmayan yerde işsizlik ve yoksulluk olur. Şu an Türkiye’nin demokrasi ve yargı problemi var. Yargımız çağdaş dünya ile uyum sağlamalı. Hükümet, devletin ve milletin yararına olacak özelleştirmeler yapıyor ama yargı bunları iptal ediyor. Devlet trilyonlarca zarar ediyor. Devletin zararı halkın zararıdır. Yargı ve ekonomi birbiriyle bağlantılıdır.

“YARGI HER İŞE MÜDAHALE EDERSE YARGIÇLAR DEVLETİ OLUR”

Peki burada sorun nerede?
Devletin üç tane erki vardır. Bunlar yasama, yürütme ve yargıdır. Bunlar birbirlerinin yetki ve sorumluluklarına karışmamalıdır. Yasama Meclis’tir, yasaları yapar. Yürütme hükümettir, yasalar icra eder. Yargı ise mahkemelerdir, yasaları denetler. Bu güçler birbirinin yetkilerine müdahale etmemeli. Karşılıklı denge olmalı ve bu denge korunmalı. Yargı her işe müdahale ederse ki ediyor buna yargıçlar devleti denir. Bu doğru değil. Meclis yasa yapar, yargı ve yürütme bu yapılan yasaları uygular. Mahkemeler yerindelik kararı veremez. Bu bir evrensel ilkedir. Bizim anayasamızda bile var. Ama maalesef zaman zaman Anayasa Mahkemesi millet iradesine aykırı kararlar vermektedir.

Türkiye’nin bir anayasa değişikliğine ihtiyacı var mı?
Kuşkusuz. Çünkü anayasamız, darbe anayasasıdır. Darbe ürünü bir anayasa ile yönetiliyor olmak utanç verici bir durum. Dünyanın hiçbir yerinde darbe ürünü anayasa ile yönetilen bir yer yok. Türkiye’nin çağdaş dünyaya ayak uydurması için anayasa değişmeli. Daha müreffeh ve özgür yaşamak bizim de hakkımız. Niye dünyadan daha kötü koşullarda yaşayalım? Anayasa’nın nerdeyse 1/3’ü değiştirildi. Aslında birey yerine devleti önceleyen bu anayasa tümden yeniden yapılmalı. Ama olmadı. 367 kararı, başörtüsü yasasının iptal edilmesi...

“TÜRKİYE, 1960’TAN BU YANA VESAYET ALTINDA”

Yargı kuşatılıyor mu?
Bu soruya cevap vermek için dünyaya bakmak lazım. Bizde anayasa darbe ürünüdür. Darbe anayasası bugün devam ettirilmek isteniyor. 1960, 1971 ve 1980’de darbe oldu, askerler daha sonra yönetimi devretti ancak kendisini garantiye alarak geri çekildi. Biz buna vesayet rejimi diyoruz. Türkiye, 1960’tan bu yana vesayet altındadır. Halka güvenmiyorlar. ‘Demokrasi, bu halka fazla’ diyorlar. HSYK ve Anayasa Mahkemesi bu vesayet sisteminin bekçileridir. “Yargı kuşatılıyor değil, evrensel değerlerle buluşuyor” demek daha doğru olur. Vesayet sistemi, mutlaka değişmeli. Çağdaş ülkelerin hiçbirisinde bizdeki gibi sistem yok. Anayasa teklifini incelediğimiz zaman evrensel hukuk sisteminin oturtulmak istendiğini görüyoruz.

“YARGI MİLLET ADINA KARAR VERİYORSA O ZAMAN MİLLET SEÇMELİ”

Yargının millet adına karar verdiğini söyleyebilir miyiz?
Anayasa’nın 9. maddesinde “Mahkemeler Türk Milleti adına karar verir” diyor. Bugün yargının millet adına karar verdiğini iddia bile edemeyiz. Anayasa Mahkemesi’nin çok sayıda yasayı alakasız gerekçelerle iptal ettiğini biliyoruz. Yargı millet adına karar veriyorsa o zaman yargıyı da millet seçmeli. Dünyadaki sistemlerde yargıyı millet veya milletin temsilcileri seçiyor. Ama bugün HSYK, Danıştay ve Yargıtay arasında bir kapalı sistem var. Birbirlerini seçiyorlar. Burada maalesef halk yok. Bütün çağdaş dünyada yargı, yasama ve yürütme tarafından seçiliyor. Bizde kooptasyon sistemi devam ettirilmek isteniyor. Bence millet adına karar veren yerleri millet seçmeli.

Bu iktidar anayasa yapamaz mı?
Bizim rejimimiz, parlamenter sistemdir. Parlamenterizmin doğuşu İngiltere’dir. Parlamenter sistemde, sadece oğlanı kız, kızı oğlan yapamaz. Yani devlet yönetiminde asli yetki parlamentodadır. Parlamento anayasa ve yasa yapar. Devletin diğer organları da bunu uygular. ‘Bu Meclis anayasa yapamaz’ demek hukuken geçerli bir şey değil. Onu söyleyenler darbe olursa anayasa yapılır demek istiyorlar. Bu da darbeye çanak tutmak demektir.

“MAHKEME SADECE ŞEKİL YÖNÜNDEN İNCELEYEBİLİR”

Şimdiden anayasa tekliflerini doğmadan boğma girişimleri var. Değişiklikler iptal edilebilir mi?
Bir kanun çıkar, çıktıktan sonra Cumhurbaşkanı onaylar ve Resmi Gazete’de yayımlar. Yayımlandıktan sonra süresi içerisinde şartları tutan kişi veya gruplar iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Resmi Gazete’de yayımlanmadan Mahkemeye götürülemez. Anayasa Mahkemesi, anayasa değişiklikleri için ancak şekle dayalı olarak inceleme yapabilir. O da iç tüzük ihlali var mı, yeterli sayı var mı, bu ve bunun gibi birtakım biçimsel koşullara bakabilir. Bunun dışında iptal olmaz.

“HALK NE DERSE O OLUR”

Yani iptal edemez mi?
Halkoyuna gidildiği zaman ve halk kabul ettikten sonra iptal edilemez. Çünkü demokrasilerin temeli halktır. Demokraside halkın gücünün üstüne başka güç düşünülemez. Halk kabul ettikten sonra iptal edilemez. Demokrasilerde egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Halk ne derse o olur. Referandumdan sonra iptal edilen bir anayasa değişikliği görmedim. Dünyada böyle bir şey duymadım. Anayasa değişikliğinin şekil dışında iptali mümkün değildir. Esas bakımından denetlemezler. Esasa girerlerse böyle bir girişim antidemokratik olur. Bunu demokratik olan kafaların düşünmesi bile mümkün değildir.

‘DEĞİŞİKLİK İPTAL EDİLİRSE KAOS OLUR’

Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında örneğin 367, başörtüsü ve kapatma davasında halkın lehine kararlar vermedi. Dolayısıyla bu sefer böyle olursa ne olur?
İster Meclis kabul etsin, isterse referandumda onaylansın. Bunun iptal edilmesini düşünemiyorum bile. Böyle bir şeyi benim aklım almıyor. Böyle bir karar alırlarsa büyük kaos çıkar. Halkı karşısına alabilecek bir mahkeme düşünemiyorum. Yargı da milli iradeye ayak uydurmak zorundadır diye düşünüyorum. Açıkçası iptal edilmesini beklemiyorum. Çünkü esastan bakamayacağına göre, zaten şeklen bir sorun da olmayacak. Demokraside herkes millete hesap vermek zorundadır. Çünkü yasama, yürütme ve yargının kaynağı da halktır. Millet adına karar veren Anayasa Mahkemesi, milletin kararına aykırı karar veremez. Güç halkındır, halka rağmen demokrasi olmaz.

Adalet Bakanı’nın HSYK üyesi olması, yargı bağımsızlığına aykırı mıdır?
Hayır. Çünkü HSYK, bir mahkeme değildir, bir kuruldur. Ayrıca Adalet Bakanı HSYK’da hesap verebilen tek kişidir. HSYK’nın şu an temsilliği yok. Tek temsil edilen halkın seçtiği üye Adalet Bakanıdır. Dünyada bütün HSYK üyelerini Meclis seçiyor. Bu nedenle yargı bağımsızlığına hiçbir aykırılık yok.

VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.