Haberal usulü duygu sömürüsü!

Haberal usulü duygu sömürüsü!
Birleştirilen Ergenekon davasının tutuklu sanığı Mehmet Haberal, video konferans yoluyla yaptığı savunmasında, tutuklandığı gün rahatsızlık geçirerek hastaneye kaldırıldığını ve tedavi gördüğü 10 metrekarelik odadan 356 gündür sadece bir kez savcılık tali

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olan Birleştirilmiş Ergenekon davasının tutuklu sanığı Mehmet Haberal, video konferans sistemiyle alınan savunmasına, tedavi gördüğü hastanede yatağında oturur vaziyette başladı. Haberal, sağlık sorunları nedeniyle savunmalarını kesip, kendine öncelik veren diğer sanıklara teşekkür ederek onları hayatı boyunca unutmayacağını söyledi. Saat 10:03'te başladığı savunmasında hakkındaki ilk dinleme kararının delillerin toplanabilmesi amacıyla verildiğini belirten Haberal, bundan sonra yapılan uzatmada ise gösterilen gerekçenin, 'Cumhuriyet gazetesine bomba atılması, Danıştay saldırısı, Ümraniye'de bulunan bombalar ve Eskişehir'de bulunan bombalarla ilgili kuvvetli suç şüphesiyle verildiğini söyledi. Dinleme kararının, sadece kullandığı cep telefonu için verildiğini ancak, Başken Üniversitesi Hastanesi'nde bulunan ofisindeki sabit hatların da dinlendiğini belirten Haberal, bu konuyla ilgili herhangi bir kararın bulunmadığını söyledi.

Naip hakim tarafından sözde Ergenekon Terör Örgütü içinde bulunma ve örgüte yardım etme suçlamasıyla hakkında arama kararı verdiğini söyledi. Bu karar üzerine,13 Nisan 2009 tarihinde Ümitköy'deki evinde sabah saat 07.00'de arama yapmak için polislerin geldiğini belirten Haberal, "Polislere, Bu Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışıyor mu?" dediğini söyledi. Terörle mücadele şube müdürlüğüne götürüldüğünde susma hakkını kullanabileceğinin hatırlatıldığını belirten Mehmet Haberal, "Konuşma hakkımı kullanacağım diyerek 8 saat ifade verdim." diye konuştu.

İfade verdiği savcı tarafından 5 dakikada tutuklama talebinde bulunulduğunu belirten Haberal, sevk edildiği nöbetçi mahkemede de uzun ifade vermesinin ardından 10 dakika gibi kısa bir sürede hakkında tutuklama kararı çıkarıldığını söyledi. Tutuklama kararından sonra adliyede bekletilirken rahatsızlığının nüksettiğini ve bayılarak yere düştüğünü belirten Haberal, "Ambulans çağrıldı. Ben Metris Cezaevi'ne gitmem gerektiğini söyledim ve ambulansa binmedim. Cezaevine gittim. Beni 27 nolu odaya koydular. Aslında oda mı yoksa hücre mi demek lazım bilmiyorum. Çünkü 4 metrekareden oluşan bir yerdi. Odada kaldığım sürede adliyedeki rahatsızlığım tekrar nüksetti. Revire, ardından da Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne sevk edildim. Burada doktorlar kalp problemlerim olduğunu düşünerek İ.Ü. Kardiyoloji Enstitüsüne sevkimi sağladılar. 12 gün yoğun bakımda kaldım. 304 numaralı odaya çıkarıldım. Halen tedavim devam ediyor. Burun kanamam oluyor. Kan tablosu değerlerim bozuldu. Birçok problem yaşıyorum. Hekim arkadaşlarım beni tedavi etmeye çalışıyor. 356 gündür bu 10 metrekarelik odadayım. Sadece 31 Ağustos 2009 günü savcının Adli Tıp'a sevkini istemesi nedeniyle çıkmam haricinde odadan dışarı çıkmadım. Eğer suçum varsa cezamı çekmeye hazırım. Avukatlarıma başından beri sağlık nedeniyle tahliye edilmenin beni rahatsız edeceğini, tahliyem için delil durumunun gerekçe gösterilmesi gerektiğini söyledim. Hakkımdaki suçlamaların hepsini bu zamana kadar reddettim." dedi.

Davanın kabulünden önce 11 kez, kabulünden sonra da 14 kez olmak üzere toplam 25 kez İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne tahliye talebinde bulunduklarını belirten Haberal, bir üye hakimin delil durumunu gerekçe göstererek tahliyesi yönünde karşı oy kullandığını ancak oy çokluğuyla tahliyesinin reddedildiğini söyledi. Dosyasının 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karşı oy kullanan ve naip olarak tayin edilmesi gereken üye hakime bir türlü gidemediğini belirten Haberal, bu hakimin daha sonra bu konuyla ilgili işlemlerden çekilmek istediği yolunda dilekçe verdiğini söyledi.

SAVUNMADA 10 DAKİKA ARA VERİLDİ

Haberal, saat 10:50'de kendisini gözetim altında bulunduran doktorun uyarısı üzerine savunmasına 5 dakika ara verilmesi talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, duruşmaya 10 dakika ara verdi.

İkinci bölümde iddianamedeki suçlamalara değinen Haberal, darbe teşebbüsü suçu kapsamında Kent Otel toplantılarından bahsetti. Aralık 2006'dan sonra ülkenin ulusal ve uluslar arası sorunlarına yardımcı olmak için Kent Otel'de çaylı, kuru pastalı herkese açık toplantılara başladıklarını belirten Haberal, "Birkaç toplantıdan sonra 'acaba yeni bir siyasi oluşuma gidilebilir mi?' görüşü ön plana çıktı. Toplantılara Gölbaşı ve Patalya otellerinde de devam ettik. Amacı ülkemizin uluslar arası sorunlarına çözüm aramaktı. 'Önce Diyalog' sonra da 'Milli Egemenlik Grubu' olarak çalışmalar yürüttük. Toplantılardan sonra medyaya bilgi verilmiştir. Patalya otelde CHP, MHP gibi partiler de toplantılar yapmıştır. Hatta AK Parti'nin de kuruluşu bu otelde olmuştur." dedi.

Bülent Ecevit'i her zaman rahmetle andığını ifade eden Haberal, Atatürk'ün 'beni Türk hekimlerine emanet edin' sözlerini hatırlatarak savunmasına devam etti. Başbakanı tedavi için üniversite hastanesine aldıklarını belirten Haberal, "Benim branşım olmadığı için merhum başbakanı doktor arkadaşlarım tedavi etti. Onlara da teşekkür ediyorum. O sırada Ecevit'in sağlık raporları dönemin Başbakanlık müsteşarına elden, ayrıca Rahşan Ecevit'e ve Recai Birgün'e de verildi. Bülent Ecevit de 26 Mayıs 2006'da taburcu oldu. O sırada basında Ecevitlerin Başkent Üniversitesi ile ilişkisini kestiği şeklinde haberler çıktı. Bu haberleri tekzip ettik. Rahşan Ecevit de basın açıklaması yaparak Başkent Hastanesi doktorlarına şükranlarını sundu." dedi.

Ecevit'le 'yanlış tedavi uygulandığı' iddialarını dile getiren bağımsız milletvekili ve Ecevit'in eski koruma müdürü Recai Birgün'le 2003 yılından beri davalık olduklarını aktaran Haberal, davalık olduğu kişinin de Ergenekon iddianamesinde aleyhine tanık olmasının doğru olmadığını savundu. "Ecevit'in Başkent Hastanesi'nden çıktıktan sonra 7 ay başbakanlık görevini yapmış ve 4.5 yıl da yaşamıştır" diyen Haberal, "Ecevit'le ilgili şahsıma ve Başkent Üniversitesi hakkındaki iddialar yalan ve iftiradır" diye konuştu.

Ecevit'in taburcu olduktan sonra Başkent üniversitesi televizyonu Kanal B'ye 2 kez röportaj verdiğini belirten Haberal, Recai Birgün'ün ifadesine göre konuta getirilen doktorun Ecevit'in filmini çektikten sonra Başkent Hastanesi tedavisinin doğru olduğunu söylediğini iddia etti. Haberal, 356 gündür tutuklu kalmasına sebep suçlamaların hepsinin sorgu sırasında kendisine sorulmasını isteyerek bu konuda Başkent Üniversitesi doktorlarına, Başkent Üniversitesi öğrencilerine ve bilim adamlarına bunu anlatmak istediğini kaydetti.

Haberal'ın soruşturma aşamasında gözaltına alındığında Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde verdiği ifadesinin okunduğu sırada saat 12:00'de duruşmaya ara verildi. (CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.