Haberal'a bunlar soruldu!

Haberal'a bunlar soruldu!
İkinci Ergenekon Davasının tutuklu sanıklarından Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın, tedavi gördüğü hastaneden video konferans yöntemiyle katıldığı duruşmada çapraz sorgusuna geçildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'ndeki odasından video konferans sistemiyle ifadesinin alınmasından sonra çapraz sorgusuna geçilen Prof. Dr. Haberal'a Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından sorular yöneltildi.
    
Haberal, ''geçmiş olsun'' dileklerini ileten Pekgüzel'in, ''2001 ve 2002 yılında siyasi parti kurma girişiminiz oldu mu?'' sorusuna, böyle bir düşüncesi olmadığı yanıtını verdi.
    
Eski Başbakanlardan merhum Bülent Ecevit'in düşürülmesi yönündeki iddiaları da duymadığını ve kendisine kimsenin böyle bir teklifte bulunamayacağını ifade eden Prof. Dr. Haberal, insan hayatında hekimlerin ve hakimlerin büyük önemi olduğunu söyledi.
    
Prof. Dr. Haberal, ''İkisi de insan hayatı ile ilgilidir. Hekimler Allah'a hesap verir. Kimse bize gelerek 'şununla ilgili rapor verelim' deme cesaretini gösteremez'' dedi.
    
-CUMHURBAŞKANLIĞI TEKLİFİ-
Siyasi parti kurma iddialarını savcılıkta öğrendiğini öne süren Prof. Dr. Haberal, kendisinin böyle bir düşüncesi olmadığını, Ecevit'in o dönemde Cumhurbaşkanlığı'na kendisini aday gösterdiğini ancak demokratik toplumlarda Cumhurbaşkanı'nın Meclis'in içinden seçilmesi gerektiği gerekçesiyle bu teklifi kabul etmediğini, kendisinin tek hedefinin ülkeye hizmet olduğunu söyledi.  
    
-RECAİ BİRGÜN'ÜN İDDİALARI-
Prof. Dr Haberal, savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in ''Recai Birgün ile aranızda bir husumet var mıydı? Neden bu açıklamaları yaptı?'' şeklindeki sorusu üzerine, ''Hiçbir şekilde sorun yoktu. Meclisteki Birgün ile işin içindeki Birgün'ü tanımakta zorluk çektim. Bunları ona yakıştıramadım. Söyledikleri doğru değildir. Başbakan'ın koruma müdürlüğüne yükselmiş ve milletvekili olmuş birisine bunları yakıştıramadım'' diye konuştu.  
    
Pekgüzel'in , ''İlhan Selçuk ve Yalçın Küçük ile hangi tarihte tanıştınız, samimiyetiniz ve bağlantılarınız nelerdir?'' şeklindeki sorusunu da Prof. Dr. Haberal, Yalçın Küçük ile hiçbir samimiyetinin olmadığını belirterek, ''1980 ihtilalinden sonra 'ülkede gelişen durumla ilgili, demokrasiyle ilgili neler yapabiliriz' diye Aydınlar Dilekçesi ile ilgili olarak birkaç kez görüştüm. Bu dilekçenin mimarlarındanım. Küçük ile görüşmem de 'imzalar mısın, imzalamaz mısın' şeklindeydi. Bu dilekçe nedeniyle dönemin sıkıyönetim mahkemesinde ifade verdim. İlhan Selçuk'u da detaylı tanımam. Herhangi bir ilişkim olmadı'' şeklinde yanıtladı.
    
Prof. Dr Haberal, ''1980 ve sonrası Yalçın Küçük ile bağlantınız oldu mu?'' şeklindeki soru üzerine de 25 yıldır Yalçın Küçük ile herhangi bir temasının olmadığını ifade ederek, ''25 senedir görmediğim insanlarla terör örgütü kurmakla suçlanıyorum. Bu kabul edilemez'' dedi.  
    
Savcı Pekgüzel'in, ''25 Ekim 2003 tarihinde 'Cumhuriyete Saygı Yürüyüşü' düzenlenmiş, Anıtkabir'e yürüyüş yapılmıştır. Bu yürüyüşte 'ordu göreve' pankartı taşınmıştır. Buraya katıldınız mı? Yürüyüşe katılmak için akademisyen ve öğrencilere otobüs temini yaptınız mı?'' şeklindeki sorusuna da Prof. Dr Haberal,''Toplantıyı YÖK'ün düzenlediğini biliyordum. 'Rektörler ve öğretim üyeleri Anıtkabir'e gideceğiz' denildi. Ben Aslanlı Yol'a kadar gittim. Çelenk bırakıldı ama o gün ameliyatım olduğu için hemen geri döndüm'' yanıtını verdi.
    
Pekgüzel'in niçin bu tarihte yürüyüş yapıldığını ve özel bir nedeninin olup olmadığını sorması üzerine de Prof. Dr. Haberal, bundan haberinin olmadığını ifade etti.
    
Duruşmaya verilen 10 dakikalık aradan sonra Haberal'ın avukatı Dilek Helvacı söz alarak, çapraz sorgu sırasında müvekkilinin tansiyonunun yükseldiğini ancak buna rağmen ifadesini tamamlamak isteyen Haberal'ın yazılı savunmasında yer alan cevapların tekrar sorulmamasını talep etti.
    
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün bunun üzerine Haberal'ı ''Yazılı savunmanız elimizde var. Eğer sorulardan cevaplarınız var ise cevap vermeyebilirsiniz'' diye uyardı.
    
-''BU KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİNİ BİLMEK ZORUNDAYIM''-       
Prof. Dr. Haberal, bütün tahliye taleplerinin ''kuvvetli suç şüphesi'' nedeniyle reddedildiğini ifade ederek ''Bu kuvvetli suç şüphesi ne ise bilmek zorundayım, Türk milleti bilmek zorunda. Bunu Türk milletine anlatmak zorundayım'' dedi.
    
Bunun üzerine Başkan Şengün, ''Sakin olmanızda yarar var. Bir şeyi yaparken başka bir komplikasyon yaratmayalım'' diye konuştu.
    
Prof. Dr. Haberal da buna karşılık ''Ben terör örgütü kurmakla suçlanıyorum. Bu benim için zuldür. Ben sadece ülkeme değil aynı zamanda dünya bilim adamlarına da hesap vermek zorundayım. 356 gün tutuklu kaldım diye. Ben de neden böyle olduğunu öğrenmek zorundayım. Ne pahasına olursa olsun'' dedi.

(AA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.