Haberal çok fena yakalandı!
İkinci Ergenekon Terör Örgütü davası tutuklu sanıklarından eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın sorgusu, dün tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde video konferans yöntemiyle yapıldı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ara kararından sonra, hastaneye ve Silivri’deki mahkeme salonuna video konferans sistemi kuruldu. Sorgu sırasında Haberal’ın avukatı Feride Dilek Helvacı, Serdar Özersin ve Belgin Özersin ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi yedek üye hâkimi Hüsnü Çalmuk, Haberal’ın hastanedeki odasında bulundu. Dr. Mehmet Haberal’ın video konferasla savunması yapıldı.
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, mahkemeye video konferansla görüntüsü yansıyan Prof. Dr. Mehmet Haberal’a sürekli “Sesim geliyor mu?” ve “Dinliyorsunuz değil mi?” şeklinde hatırlatmalarda bulundu. Haberal’ın doktorunun 5 dakika ara istemesi üzerine duruşmaya ara verildi. Duruşmaya yeniden başlarken video konferans sistemine yeniden çekildi. Bu sırada Haberal’ın kahkaha attığı ekrana yansıdı.
356 gündür İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde tedavi gören; ancak bir gün dahi Silivri Cezaevi’ne gitmeyen Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın, duruşma sırasında sağlıklı olduğu gözlendi. Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın mahkemedeki avukatlığını Prof. Dr. Köksal Bayraktar yaptı.
YATAĞINDA SAVUNMA YAPTI
İkinci Ergenekon Terör Örgütü davasının 50. duruşmasında tedavi gördüğü hastanedeki yatağının kenarında oturarak savunmasını yapan Prof. Dr. Mehmet Haberal, sağlık sorunları sebebiyle kendisine öncelik veren diğer sanıklara teşekkür ederek onları hayatı boyunca unutmayacağını söyledi.
Prof. Dr. Mehmet Haberal, “Benim tahliyem, delillere dayanmalı. Sağlık sorunlarım sebebiyle tahliye edilmem rahatsızlık verir” dedi. 356 gündür tedavi gördüğü hastane odasında kaldığını belirten Mehmet Haberal, “Sadece 31 Ağustos 2009 günü savcının Adli Tıp’a sevkini istemesi sebebiyle çıkmam haricinde odadan dışarı çıkmadım. 10 metrekarelik odada 356 gündür bulunuyorum” diye konuştu. Prof. Dr. Mehmet Haberal, hakkında açılan davanın kabulünden önce 11 kez, kabulünden sonra da 14 kez olmak üzere toplam 25 kez tahliye talebinde bulunduğunu söyledi.
Haberal, “Aralık 2006’dan sonra ülkenin ulusal ve uluslararası sorunlarına yardımcı olmak için Kent Otel’de çaylı, kuru pastalı herkese açık toplantılara başladık” dedi.
HABERAL, ‘ORDU GÖREVE’ PANKARTININ AÇILDIĞI YÜRÜYÜŞE KATILMIŞ
Ergenekon sanığı Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın çapraz sorgusuna saat 14.30’de başlandı. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in, “25 Ekim 2003 tarihinde Cumhuriyet’e saygı yürüyüşü düzenlenmiş, Anıtkabir’e yürüyüş yapılmıştır. Bu yürüyüşte ‘Ordu Göreve’ pankartı taşınmıştır. Buraya katıldınız mı? Yürüyüşe katılmak için akademisyen ve öğrencilere otobüs temini yaptınız mı?” sorusuna Prof. Dr. Mehmet Haberal, “Toplantıyı YÖK’ün düzenlediğini biliyorum. Rektörler ve öğretim üyeleri Anıtkabir’e gideceğiz denildi. Ben Aslanlı yola kadar gittim. O gün ameliyatım olduğu için geri döndüm” dedi. Savcının niye bu tarihte yürüyüşün yapıldığını ve özel bir sebebinin olup olmadığını sorması üzerine, Prof. Dr. Mehmet Haberal, “Bundan haberim yok” diye konuştu. Savcının “Her sene bu tarihte yürüyüş yapılır mı?” şeklindeki sorusuna ise Mehmet Haberal “Hayır” diye cevap verdi.
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in “Sayın Bülent Ecevit Cumhurbaşkanlığı için size yazılı mı, sözlü mü teklifte bulundu” şeklindeki sorusuna Prof. Dr. Mehmet Haberal, “22 Nisan 2000 tarihinde teklif yapıldı. Ben yine Cumhurbaşkanı’nın Meclis’ten çıkması gerektiğini söyleyerek bunu kabul etmedim” diye konuştu.
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in, “Recai Birgün ile aranızda bir husumet var mıydı? Neden böyle bir açıklama yaptı?” şeklindeki sorusunu ise Prof. Dr. Mehmet Haberal, “Hiçbir şekilde sorun yoktu. Meclis’teki Birgün ile işin içindeki Birgün’ü tanımakta zorluk çektim” diye cevapladı.
VAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.