Kumpas bozulsun!

Kumpas bozulsun!
Hukukçular ve STK’lar; Balyoz Operasyonu’nun durdurulmasına ve GATA’kulliye sert tepki gösterdiler... Gerekçeleri de şu: Balyoz şüphelilerine; delilleri karartmak ve yok etmek için zaman kazandırıldı!.. GATA’ya sığınan generaller,

ASLAN DEĞİRMENCİ-MURAT ALAN'IN HABERİ...

Hakim Oktay Kuban tarafından serbest bırakılan, ancak tekrar tutuklama kararı çıkarılan Balyoz Darbe Planı sanıklarından 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, Emekli Korgeneral Engin Alan ve Harp Akademileri Komutan Yardımcısı Korgeneral Yurdaer Olcan’ın GATA’ya sığınması, kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Hukukçular ve Sivil Toplum Örgütleri daha önce Ergenekon sanıklarından Org. Şener Eruygur ve Org. Hurşit Tolon’un da benzer bir şeklide GATA zırhına bürünerek tahliye edildiklerini hatırlatarak, generallerin ‘bağımsız bir kurul’ tarafından muayene edilmesini talep ettiler.

ADALET-DER: SES KAYITLARI OYUNU DEŞİFRE ETMİŞTİ
Daha önce Şener Eruygur’un eşi Mukaddes Hanım ve Hurşit Tolon’un internete düşen ses kayıtlarını hatırlatan Adalet-Der Genel Başkanı Avukat Emre Yurtalan, “Mukaddes Eruygur’un ses kaydı internete düşmüş ve bizzat kendisi tarafından doğrulanmıştı. GATA doktoru ile görüşen Mukaddes Hanım, hastanenin ‘kişinin sağlık durumuna göre değil, hukuki durumuna göre rapor verdiğini’ belgeleyen ifadeler kullanmıştı. GATA doktoru hukukçularla görüşülmesini, buna göre istenirse taburcu, istenirse yatış kararı verilebileceğini açıkça söylüyordu. Hatta Eruygur’a ait ne bir kan testi, ne de film olduğunu belirten bir doktor, bunun Emekli Sandığı’na fatura edilirken sıkıntıya sebep olacağını, tedbir alınması gerektiğini dahi vurguluyordu” dedi.

KUMPAS BOZULMALI, DAYANIŞMA DAĞITILMALI
Ortada açık bir kumpas olduğunu vurgulayan STK’ların hukuk uzmanları, “Hakkında tutuklama kararı çıkan her askerin başvurduğu yer GATA oldu. Sanıkların da, hastanenin de orduya ait olduğu hesaba katılırsa, bir meslek dayanışmasından söz etmek abartılı olmaz. Dikkat edilirse, GATA eski Komutanı da Balyoz şüphelisi durumunda. Hükümetin ve yargının bir an önce bu kumpası bozması ve meslek dayanışmasını dağıtması gerekiyor” çağrısında bulundular.

BAĞIMSIZ KURULLAR DEVREYE GİRMELİ
Adalet Bakanlığı müfettişleri ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun olaya el koymasını isteyen Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz ve Mazlum-Der Gaziantep Şube Başkanı Abdürrahim Çelik, “Sevk, yatış ve tahliyeye gerekçe gösterilen raporlar mercek altına alınmalı ve Paşaların bağımsız bir kurul tarafından mutlaka yeniden muayene edilmeleri sağlanmalıdır” dediler.

ÖZBEK’TEN ENGİN’E DESTEK
Öte yandan, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, kurul toplantısına gelişinde gazetecilerin sorularını cevapladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “Balyoz” soruşturmasını yürüten iki savcının soruşturmadan alınmalarıyla ilgili sorular üzerine Özbek, “Görevden alınma değil. Sanıyorum soruşturmada başka savcıların görevlendirilmesi söz konusu olmuş. Ben de basından öğrendim” dedi.

Bir başka soru üzerine Özbek, Başsavcının böyle bir yetkisi bulunduğunu ifade ederek, “Başsavcının elbette kendi gözetiminde olan soruşturmalarda bir düzenleme ve gözetim yetkisi her zaman vardır” diye konuştu.


Hukukçulardan Başsavcı Engin’e sert tepki

İstanbul C.Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in Balyoz soruşturmasında 3. dalga arama ve gözaltı işlemini yürüten savcıları görevden alarak operasyonları durdurması, hukukçuları ayağa kaldırdı. HSYK’nın sabote planları ile örtüşen ‘iptal’ kararını ‘yasa dışı’ olarak niteleyen hukuk adamları, Balyoz şüphelilerinin Aykut Cengiz Engin sayesinde delil karartmak için yeterli zamanı kazandığını, ele geçirilmesi muhtemel delilerin dün gece itibari ile ‘ısıtmada yakıt olarak’ olarak kullanıldığını vurguladı. Vakit’e konuşan hukukçular Adalet bakanlığına çağrıda bulunarak duruma seyirci kalmaması gerektiğini belirttiler.  

‘CUMHURİYET TARİHİNDE NE GÖRDÜM NEDE DUYDUM’
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in 'Balyoz' soruşturmasını yürüten iki savcıyı 'talimatlarına uymadıkları' gerekçesiyle görevden almasının kabul edilebilir bir durum olmadığını vurgulayan Kayseri Baro Başkanı Av. Ali Aydın “Cumhuriyet tarihinden bu yönde bir girişimin olduğunu ne duydum ne de gördüm. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in önceki gün gerçekleştirdiği görevden alma ve gözaltı durdurma işlemi yasa değeri olan bir durum değil. Bir taraftan hâkim ve savcıları bağımsızlılığından bahsedeceksiniz öbür taraftan soruşturma savcılarını mahkeme kararıyla gözaltı işlemi yaptı diye görevden alacaksınız. Bunun hukuki bir izahı yok. Başsavcının görevi dosyaları dağıtmaktır. Ve o dosyalarla hazırlanan iddianameleri incelemektir. Engin yalnızca soruşturma savcısını görevden almamış aynı zamanda gözaltı ve arama kararları veren mahkemeyi de tanımadığını açıkça ortaya koymuştur.” diye konuştu.

‘BAKANLIK HAREKETE GEÇMELİDİR’
Operasyonları durdurma işleminin soruşturmanın akıbeti açısından da olumsuzluk arz ettiği değerlendirmesinde bulunan Baro Başkanı Aydın “Operasyonun durdurulmuş olması sanıkların delilleri yok etmelerine zemin hazırlayan bir davranıştır. Soruşturmada gözaltına alınacak kişilerin bu durumu fark edip zaman kazanması, belge ve bilgi imhasını hızlandıracağı için soruşturmaya büyük bir darbe vuracaktır.” şeklinde konuştu. Adalet Bakanlığını göreve çağıran Aydın bakanlığın ‘savcıların cesaretini kırmaya dönük’ bu uygulamayı soruşturması gerektiğini vurguladı.

“HSYK’NIN RÜZGARINI ARKASINA ALIYOR”
Konya Barosu eski Başkanı Avukat Hasip Şenalp ise gözaltı işlemi başladıktan sonra Engin’in müdahalede bulunmasının ‘sabotaj’ olarak algılanması gerektiğini ifade etti.

Şenalp “İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in yaptığı tek kelime ile sabotajdır. Bu kanunsuzluğun başka türlü bir izahı yoktur. HSYK nın rüzgârını arkasına alan Başsavcı Aykut Cengiz Engin açıkça soruşturmaya müdahale ediyor. Başsavcı hukuku çiğneyerek adil yargılamaya müdahale ettiği ortadır. Bir başsavcı soruşturma başlangıcında dosyayı özel yetkili bir savcıya devretmişse artık inisiyatif o soruşturmaya bakan savcıdadır. Başsavcı ancak idari yönden denetleyebilir. Soruşturma dosyalarını savcılara dağıtmak ve o savcıların yürüttüğü soruşturmalarda hazırlanan iddianameleri incelemekle yükümlüdür.” dedi.

“BELEGELER SOBADA YÂDA ŞÖMİNEDE, ENGİN VE HSYK GİDERAYAK TORPİL GEÇTİ”
Balyoz soruşturmasını bakan savcıların bütün stratejisinin bozulduğunu belirten Av. Şenalp Göz altıların baskın şeklinde gerçekleştiğini, delil imhasına engel olabilmek sabah saatlerinde harekete geçildiğini söyledi. Şenalp “arama ve gözaltı işlemlerinin yarıda kesilmesi ise operasyonun ‘şok’ olma özelliğini tamamen ortadan kaldırıyor. Başsavcı Engin’in vurduğu darbe sonrası durdurulan operasyonlarda gözaltı işlemi yapılacak isimler listesi basına yansıdı. Şimdi bu kişilerin delil karatması gündemde. Geçen her dakika soruşturma için bir kayıp. Ellerinde illegal belgeler olan şüpheliler bu belgeleri imha edeceğini tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Belge ve bilgilerin bir çoğu şimdi sobada yada şöminede ısınma yakıt olarak kullanılıyordur. Başsavcı Engin ve onun destek aldığı HSYK giderayak Balyozculara torpil geçmiştir.” dedi.

KANUNSUZ BİR DAVRANIŞ
Emekli Başsavcı Reşat Petek " Burada ciddi bir hukuk ihlali olduğu açıktır. Cumhuriyet Başsavcısı'nın soruşturmayı durdurması mümkün değil. Özel yetkili Cumhuriyet savcılarına yetki verme ve görevlendirme il başsavcısının görevi değildir. HSYK'nın görevidir. Bu durum ceza muhakemesi kanunu 251. maddesinde açıkça ifade ediliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“SAVCININ BİLGİ VERME ZORUNLULUĞU YOK”
Başsavcının herhangi bir soruşturmayla ilgili görevlendirme yaptıktan sonra bütün yetkiyi soruşturmayı yürüten savcıya devrettiğine değinen Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel Engin’in açık müdahalesi hukuksuzluk olarak yorumladı.

Gündel “Başsavcı, herhangi bir soruşturmayla ilgili görevlendirme yaptıktan sonra bütün yetki soruşturmayı yürüten savcılara aittir. Bu konuda yapılacak bir görev değişikliği, başsavcının açıkça müdahalesidir. Geçenlerde Aykut Cengiz Engin, polis ve jandarmaya gönderdiği yazıda da kendisinin haberi olmadan operasyon yapılmamasını istemişti. Savcıların yürüttükleri soruşturmayla ilgili başsavcıyı bilgilendirme zorunluluğu olmadığı halde, böyle bir yazı yazması da oldukça ilginçti. HSYK'dan sonra şimdi de Başsavcı Engin'in açık müdahalesini görmüş olduk. Başsavcının bu konuda kanunen bir yetkisi yoktur. Adalet Bakanlığı'nın artık bu meselenin üzerine gitmesi gerekir. Çünkü Balyoz soruşturmasında birçok şey birikti." şeklinde konuştu.

SAYMAN SERT ÇIKTI
Eski İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Yücel Sayman ise Başsavcı'nın gerekçeleriyle ilgili olarak şunları söyledi: "Aykut Cengiz Engin kamuoyunun yakından takip ettiği böyle ciddi bir soruşturmada görevden alma yapıyorsa ciddi gerekçeleri olmalı. Engin'in, "Talimatlarıma uymadılar." gerekçesi tatmin edici değil. Tam tersine vahim bir gerekçe. Mahkemenin arama kararını başsavcı iptal edemez. Kararı iptal ediyorum diyorsa bundan vahim bir hukuk skandalı olamaz. Bugüne kadar yapılan aramalar ve gözaltılar bu karardan etkilenmez ve süreç durmaz."dedi.

CEYLAN: BAŞSAVCININ ARAMAYI DURDURMASI BİR DARBEDİR
Türkiye’de hemen her gün hukuk skandallarına şahit olunduğunu ifade eden Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı ve Uluslar arası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Av.Necati Ceylan “İstanbul C.Başsavcısı Engin ve vekili Turan Çolakkadı’nın soruşturmayı yürüten savcılarının yetkilerinin elinden alınarak başka bir görevle görevlendirmeleri soruşturmanın selameti ve sağlığına açıkça darbe vurduğu yorumunda bulundu. Ceylan “ Başsavcının aramayı durdurması yasalara aykırı olup bir darbedir.Çünkü; Savcılar görevini yaparken izin veya talimat alamazlar. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı kanun vermiş olduğu Cumhuriyet savcıları üzerindeki, gözetim ve denetim hakkını kötüye kullanmıştır. Kamu adına hareket edildiğine göre soruşturmanın daha iyi yürümesi yönünden gözetim ve denetim söz konusu iken binlerce sayfa iddianamesi oluşacak bir soruşturmada yetki devri yapılması görevin kötüye kullanılmasıdır. Gözaltı, arama ve tutuklama mahkemeler ve yargıçlar tarafından verilmektedir. Arama kararı veren mahkeme olmasına rağmen Başsavcının aramayı durdurması yasalara aykırıdır. Savcılar görevini yaparken izin veya talimat alamazlar. Yeni görevlendirilen savcılar sayfalarca yer tutan soruşturmayı baştan sona inceleyecek ve bu gözaltı ve aramaları değerlendirecek olması balyoz soruşturmasının bir nevi engellenmesidir.” şeklinde konuştu. 

VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.