Avukatlardan ilginç iddia!
Gerginliğin ardından Levent Bektaş'ın avukatı Celal Ülgen, yargılamada silahların eşit olmadığını, savunma olarak savcıların kendileri ile aynı seviyedeki kürsüde olmaları gerektiğini savundu. Savcıların hakimler ile aynı seviyede oturduğunu, avukatların ise daha aşağıda kaldığını söyleyen Ülgen, bu durumun adliye inşaatı yapılırken savcıların marangozlara olan yakınlığından kaynaklandığını ifade etti. Duruşmada görsel olarak imza makinesi ile imza taklidini gösteren avukatlara üye hakim, "İmzalar arasındaki farkı Adli Tıp Kurumu çözebilir mi?" diye sordu. Avukatlar farkın anlaşılabileceğini söyledi.
Avukat Celal Ülgen, dünkü celsede, müvekkilinin savunma yapmasından sonra, mahkeme başkanının müvekkili Levent Bektaş'a "Neden bu tezgah başkasına değil size kuruldu?" şeklinde soru sorulduğunu belirterek, "Bu sadece benim müvekkilime karşı yapılmamış. Huzurunuzda çok sayıda kahraman subay var. Üç şeref madalyası alan bir subay Ergenekon davası sanığı, generaller, Apo'yu getiren komutan, sorgulayan komutan şu anda bazı belgeler ile sanık olmuştur. Demek burada sadece Levent Bektaş değil, çok sayıda subay alınmış. Aslında hedefte olan subaylar değil, TSK, Türkiye, çağdaşlık ve Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bunu ne mahkeme ne biz ne de kamuoyu görmemezlikten gelemez." dedi.
Celal Ülgen, barkovizyonda savunma yapmaya başladı. Mahkeme heyetinin barkovizyona bakmadığını savunan Ülgen, "Efendim hiç ekrana bakmıyorsunuz. Böyle savunma olmaz." şeklinde tepki gösterdi. Bu tepki üzerine üye hakimler "Bakıyoruz." dedi. Ancak Ülgen'in, "Bakmıyorsunuz" demesi üzerine mahkeme başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu, "Kimse bakmak zorunda değil." dedi. Başkanın bu ifadesi üzerine Ülgen, "Öyle mi sayın başkan, size bir şey göstermek istiyorum." diyerek savunmasına devam etti. Avukat Ülgen, yapılan arama, el koyma ve gözaltı kararlarının CMK'nın 134. maddesine aykırı yapıldığını ileri sürdü.
Celal Ülgen'den sonra Levent Bektaş'ın diğer avukatı Hüseyin Ersöz, savunmasına başladı. Avukat Ersöz, gelişmiş teknolojik programlar ile dijital veriler üzerinde çok rahat oynamalar yapılabildiğini söyledi. İnternetten ücretsiz olarak indirilen programlar ile dijital bir dosyanın içeriğinde tarihlere dokunulmadan veya dokunularak çok rahat değişiklik yapılabileneceğini ifade eden Ersöz, bunu barkovizyonda görsel olarak ta anlattı. Bir dijital verinin delil niteliği taşıması için arama ve el koyma işlemi sırasında mutlaka imajlarının alınması gerektiğini söyleyen Ersöz, sadece imaj alınmasının tek başına yeterli olmayacağını dijital bir veri üzerinde oynama yapılıp yapılmadığını gösteren en önemli şeyin HASH değeri olduğunu sözlerine ekledi. Avukat Ersöz, arama ve el koyma işlemi sırasında dijital veri alınırken var olan HASH değerlerinin alınması gerektiğini, bir CD'ye iki kez yazılım yapılıp yapılamayacağı tespit edilerek bunların imzayla tutanak altına alındıktan sonra bir örneğininde karşı tarafa verilmesi gerektiğini söyledi. Ersöz, dijital verilerin fiziksel olarak ta muhafaza edilmesi gerektiğini ve bunların hakim ve savcılar ile hakimler tarafından koruma altına alınması gerektiğini inceleme yapılırken incelemenin asıllar üzerinde değil kopyalar üzerinde polis tarafından değil bilirkişiler tarafından inceleme yapılması gerektiğini savundu.
Barkovizyonda ıslak imza makinelerini gösteren Ersöz, bu makinelerin fiyatlarının 800 dolar ile 4 bin dolar arasında değiştiğini ve bunlarla çok rahat ıslak imza yapılabileceğini öne sürdü. Avukat Ersöz, Kafes Eylem Planı'nın bazı sayfalarında yer alan ve müvekkili Levent Bektaş'a ait olduğu iddia edilen imzaların müvekkiline ait olmadığını öne sürdü. Müvekkilinin imzasının bilgisayar programı ile bu belge üzerine taşındığını savunan Ersöz, iki imza arasındaki farkları anlattı. Avukat Ersöz daha sonra PDF olarak kendilerine dağıtılan Poyrazköy iddianamesinden aldıkları Savcı Ercan Şafak'ın imzasını bilgisayar ortamına yükledikten sonra yüklenen program vasıtasıyla imzayı Kafes Eylem Planı belgesinin altına nasıl taşıdıkları ve torna makinesi ile imzayı nasıl taklit ettiklerini hazırladıkları kısa bir film eşliğinde anlattı.
Bunun üzerine söz alan üye hakim Mehmet Karababa, "Gerçek imza ile imza makinesi tarafından yapılan imzaların eğim, kağıda uyguladığı basınç ve el hareketleri bakımından benzerlik taşıyor mu? Elinizde varsa buna örnek gösterebileceğiniz bir belge var mı? Yoksa ticari hayat çöker." sorusu üzerine Avukat Celal Ülgen, "Evet aynı olur. Buna ilişkin elimizde ticari bir davaya ait belge var bunu size sunacağız." dedi. Üye hakim Karababa'nın, "İmzalar arasındaki farkı Adli Tıp Kurumu çözebilir mi?" sorusuna Avukat Ülgen, "Evet çözer." şeklinde cevap verdi.
Avukatların savunmasından sonra söz verilen savcı Nuri Ahmet Saraç, Avukat Celal Ülgen'in duruşmanın başında savcıların heyet ile aynı kürsüde oturmalarına ilişkin yaptığı eleştiriye cevap verdi. Savcı Saraç, iddianameyi okumaya geçmeden önce, savunmanın kutsal olduğunu söylediklerini hatırlatarak duruşma salonunun yargılama yeri olduğunu, arena olmadığını söyledi. Kendileri için marangozlarla olan yakınlıktan dolayı bu kürsüde oturduklarının söylendiğini hatırlatan Saraç, "Bizim tüm meslek guruplarına olan mesafemiz aynı. Ayrıca marangozlar vatan hanini değil onlarda bu ülkenin evladıdır" dedi.
Duruşma, iddianamenin 2 numaralı sanığı yarbay Ercan Kireçtepe'nin savunması ile devam ediyor.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.