Kışlada Kürt açılımı

Kışlada Kürt açılımı
Habervaktim okuyucularından gelen "askerlik anıları"nı yayınlamayadevam ediyoruz. Son yayınımız olan bu anılar da birbirinden ilginç:

KİRAZ NÖBETİ
Muhammed E. : bende istanbul gaziosmanpaşa fenertepe kışlasında 85/3 olarak askerliği yaptım yani sözde askerliğimi yaptım.bölük olarak 11 kişiydik fatih astsubay bize ceza verdi ceza olarak gazinonun önünde bir kiraz ağacı vardı, bir hafta kiraz ağacının nöbetini tuttuk, tabi her nöbet değişiminde kirazları sayar imzamızı atar nöbeti teslim alır teslim ederdik, kirazımız 156 taneydi bütün disiplinli nöbetimize rağmen 4 kirazımız çalındı.

NEYDİ NE OLDU?
Ömer Faruk S. : Selamun Aleykum, 1995 yılında 1974/3 tertip Mardin/Kızıltepe de Alay da depo çavuş olarak (28 yaşımda uzun dönem) askerliğimi yaptım.

Alayımızda çok güzel bir Mescidimiz vardı 5 vakit ezan okunur, Cuma namazları kılınır ve 24 saat açık kalırdı, mesai saati dışında birçok asker er gazinosunda tv izler, bir çoğuda mescid de namazlarını kılar, Kur'an-ı Kerim okur, Hadis, Fıkıh, Kıssa v.b. dini kitapları okurdu.

Alay Komutanımız ve Bölük komutanımız değiştikten sonra  Mescidimiz kapatıldı, birgün bölük komutanı beni odasına çağırdı, gittiğimde toplantı masasının üzeri kitap doluydu, bana Kur'an-ı Kerim ile diğer kitapları ayırabilirmisin? diye sordu, bende ayırabileceğimi fakat abdestim olmadığını söyledim, postasına imamı çağırmasını emretti ben çıktım, daha sonra bana abdest alıp odasına gitmem söylendi, gittiğimde masada kitaplar ayırt edilmişti bana şimdi sayısını hatırlamadığım ama 10'un üzerinde olan Kur'an-ı Kerim'leri depoya kaldırmamı emretti Alay komutanın emri olduğunu söyledi, Kitap'ları depoya götürürken Alay komutan yardımcısı ile karşılaştık (kendisi bizle Cuma namazı kılardı ) bana kızarak ne yaptığımı sordu bende Kur'an-ı Kerim'leri depoya götürdüğümü söyledim bana bağırarak olurmu öyle şey deyince ben de Alay komutanın emri olduğunu söyledim, sonucunda oda emre uymak zorundaydı ve ses edemedi. Diğer kitapları imha edeceklerini anladığımdan hızla geri geri döndüm fakat bölük komutanı kitapların tamamı yanana kadar başından ayrılmadı tabiki hiçbirini kurtaramadık.

sonuç; birçok anıda da belirtildiği gibi komutanlar farklı uygulamalar içinde oluyorlar. Ben askerliğimde zıt iki uygulamayı da gördüm.

Saygılar,

AĞACA SELAM
balaban: Bugün medyada çok sık boy Osman Pamukoğlu alay komutanımız sene 1990 temmus ağustos ayı olsa gerek yer uzunköprü 42.p.al. komutan ağaçları denetlemeye çıkar mutfağın karşısında bir kaç asırlık dev bir meşe ağacı vardı. Komutan o ağacın sağında selam verir solundan selam verir ağaç selamı almaz.Komutan kara verdi ağacın esas duruşu bozok kesin.Ağaç kesildi içinden bir bal çıktı ağacın aşağı yukarı 50 kg aktı gitti.neyse ağaç kesmek yasak olduğundan işler gece karanlıkta yapıldı kökleri yakılıb düzeltildi ertesi gün ağaç olduğu bile belli değildi....

BURASI PEYGAMBER OCAĞI
selamın aleykum.ben rahmi gülbay 1973-73/4 tertip bitlis ahlat doğumluyum askerliğimi bi kısmıni belikesir ilin edremit ilçesinde yaptım tehrisime son 4 ay kalmişti taburumuz hakari nin şemdinli ilçesine gunderilmişti ve tabur 4 bülükten oluşurdu 4 bülükte gitik yeni mangalar oluşturuldu, kısa bi yol eğitimide verdiler o kısa yol eğitiminden sonra sivil otobüslerle yola çıktık şemdinliye vardık şubat ayıydi ve mubarek ramazan ayındaydık ayni zamanda çadırlarımizi kurduk ve çadırlarda kalmaya başladık tabur kumtanımızn ihsan tanş iyi bi adamdı oruç tutanlar tutabilir derdi ve onlar için ayreten iftar yemeği çıkarma emrini verdi buraya kadar her şey iyi büluk komtanımazın adıda bülent üsteğmen di adamı allah ıslah etsın gunun 24 saati içerdi ve dine çok karşiydi. altındaki sübaylarda genlede üyleydi.takım kumtanım da genç yeni gelen bi sübaydi, okuldan yeni mevzun olmuş tu operasyonlara çıkardık takım 18 kişilik ti 18 kişinin içinden 3 kişi namaz kılar oroç tutardık.ve içlerinde usta er de bendım benim din hasasiyetimi bilirdi ve beni yanına çağırıdı oruç tutma namaz kılma dedi bende niye komtanım dedim askerliğime bi engel değil ki dedim cevap çok ilginç biz zaten peygamber ocağındayız ve sızın gibi düşünen yobazlarda kainat peygamber h.muhamad.s.a.v için yaratıldığina inaniyorsun dimi dedi bende evet komutanım dedim kainat onun için yaratılmiş dedim biz dedi şuan onun ocağındayız dedi onun için de ibadet gerekmiyor dedi allah onun ve onun gibi düşünenlerin emrinde askerlik yapanlar yardım etsın.

KIŞLADA KÜRT AÇILIMI

Ben A.E. : Kısa dönem askerliğimi yaptığım Şanlıurfa'daki 20. Zırhlı Tugay Kışlasında Kürt açılımı, 2008 yılında fiili olarak hüküm sürüyordu. Terhis olacak askerlerin veda gecesi yapması adettir. Bizim orada da sanırım 7'ye 3'lerin veda gecesi için günler öncesinde hazırlıklar başlamıştı; özel formalar diktirilmiş, gece için içecek stokları yapılmış, ışıklandırma ve fotoğraf ekipmanları hazırlanmış ve daha bir çok hazırlık yapılmıştı.

Forma diktiren askerlerden Kürt olanlar “Acaba formanın arkasına Kürtçe ifadeler yazsak bir şey olur mu?” birbirlerine sormaya başlamışlardı. Bu ifadeler de öyle siyasi filan sanılmasın; işte “Ya benimsin ya toprağın” tarzında şeyler. Ben ise, “Burası askeriye, böyle bir şeyin aklınızdan bile geçmemesi lazım” diye bir zarar görmesinler diye onları uyarmaya çalışıyordum. Ama zaten kışla içinde alenen Kürtçe konuşmak, şarkı söylemek filan resmi olmasa da pratikte serbestti. Çok rahat biçimde Kürt konulu tartışmalar yapılıyordu. Bu konuda oldukça demokratik bir ortamın bulunduğunu söyleyebilirim. Nitekim bu arkadaşlardan bazıları veda gecesi için hazırlanan formalarına Kürtçe ifadeler yazdırttı.

Terhisçi arkadaşlar beni de gazeteci olmam dolayısıyla fotoğrafçı yaptılar. Yoksa veda gecesinin benimle bir alakası yoktu. O günlerde benim askerliğimin bitmesine daha aylar vardı. Rütbeli askerler de gelince dışarıda hazırlanmış bir platformda gece başladı. Hoparlörlerde her türlü müzik; oyun havaları, arabesk, fantezi vs. Nihayet bizim taburun en üst rütbelisi olan binbaşı da geldi. Bu arada terhis olacak askerlerden Kürt olanlar, arkasında Kürtçe ifadelerin yazılı olduğu formalarıyla ortalıkta gayet rahat dolaşıyorlar. Binbaşı askerlerle Ankara havası oynuyor. Sonra birden müzik değişti. Meşhur “cane cane cane” halay havası Kürtçe versiyonuyla hoparlörde. Binbaşı, tam Ankara havası eşliğinde karşısındaki askerle diz vururken yapılan bu değişiklik karşısında bir iki saniye kalakaldı, ardından oracıkta oluşan halaya giriverdi. Hoparlörden yükselen Kürtçe “cane cane cane” bittikten sonra, arkasından Şivan Perver'in Batı'nın pop müziği ile modernize ettiği (kimilerine göre dejenere ettiği) ve disko danslarına elverişli Kürtçe parçalar gelmeye başladı ve binbaşı ile diğer rütbeliler, terhis olacak askerlerle birlikte halay çekiyorlar. 2008 yılının Ekim-Kasım ayları… Yani daha ortalıkta ne Ak Parti'nin demokratik açılımları var, ne de dağdan inerek Habur'dan giriş yapan militanlar…

SİHİRBAZ DEĞNEKLİ KOMUTAN
Savaş K. : Tekirdağ/ Malkara 95. Zırhlı Tugayda kısa dönem askerdim. Tugay komutanı balyozdan tutuklu Nuri Ali Karababa ama Ali isminin tugayda kullanılması için emir üstüne emir yolluyor. Elinde cam ya da değerli taştan topuzu olan sihirbaz değneği gibi bir değnekle dolaşır; subayların, erlerin bacaklarına acımadan vururdu. Acemiliği beraber yaptığımız daha sonra Ali Karababa'nın konutunda görev alan arkadaşım bir hafta sonunda devletin megane otomobiliyle Fenerbahçe orduevindeki komutanın devre arkadaşına bir bebek taşıma hassasiyetinde bir şişe şarabı götürdüğünü söylemişti.

KOMUTAN SORUYOR: NAMAZINI KILDIN MI?
M.Emin : askerliğimi Malatyada yaptım, birliğimizi denetlemeye mübarek Ramazan ayı idi, Ankaradan Tuğgeneral gelecekti. Daire başkanımız şoförüne; oğlum ben oruç tutuyorum gelecek olan paşada oruç tutuyor, şubeleri gezeceğiz senin yemek yeme imkanın olmayabilir sende oruç tut bu aralar diyerek tavsiyede bulunuyordu.

Allah razı olsun bir Kıta Komutanımız vardı Kd.Bçvş. bana namazını kıldınmı diye sordu bende yoğun olduğumumdan dolayı kılamadığım söylediğimde bana hitaben tatlı ve sert biçimde; işlerin namazımı kılmama engel olmayacağını, depoya gidip kapıyı kitleyip namazımı kılabileceğimi söyledi.

yine aynı komutanıma birliğe Kuran-ı Kerim getirdiğimi söylediğimde olumlu karşılayarak, ama subaylar tarafından arama yapılabileceğini, iyi bir yerde muhafaza etmemi tavsiye etti. bir keresinde ben depo Kuran-ı Kerim okurken depoya girecekti ama ben kapıyı kilitlemiştim, sonradan kapıyı açtığımda elimde Kuran-ı gördü ve önemli birşey lmadığını, okumaya devam etmemi söyledi. ve buna benzer birçok vaka ile daha karşılaştım..
Saygılarımla

YEMEK DUASI
Kanuni: Nöbetçi Çavuş Olduğum Gün, Öğlen Yemeğinde Yemek Duası Yaptıracağım, Yanımda da Nöbetçi Subay Var, Ben " Allahımıza Hamd olsun, Milletimiz Var Olsun " Dedim... Nöbetçi Subay Yüzüme Bakarak Olmadı Dedi, Bende Herhalde Biraz Daha Kuvetli Bağırmamı İstiyor Diye Düşünerek Tekrar Ettim " Allahımıza Hamd olsun, Milletimiz Var Olsun " Dedim... Tekrar Olmadı Diyerek Duvarda Yazan Yemek Duasını İşaret Etti... Meğerse Allah Yerine Tanrı Diyecekmişiz... Bizde O şekilde Askere Dua Yaptırdık, Tamam Şimdi Oldu Dendi... Sayın Başbuğ İlk Olarak Yemekhanelerde Bulunan Yemek Duasından İşi Başlamalı. Duyurulur.

MEHMETÇİK ANLATIYOR 1. BÖLÜM

MEHMETÇİK ANLATIYOR 2.BÖLÜM

MEHMETÇİK ANLATIYOR 3.BÖLÜM

MEHMETÇİK ANLATIYOR 4. BÖLÜM

BİTTİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.