Çelik: Savunma hakkı esirgendi
AK Parti'den, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik imzasıyla yayımlanan basın bilgilendirme notunda, TBMM'de görüşülmekte olan Anayasa değişiklik paketi ile ilgili olarak bilgi verildi.
Çelik, Anayasa'nın 125. maddesinin mevcut haline göre, idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetimine tabi olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
''Ancak bunun iki istisnası vardır: Sayın Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı işlemler ile Yüksek Askeri Şura Kararları yargı denetimine tabi değildir.
Kuvvet Komutanlıklarından, komutanların inisiyatifi ile atılanlar, mahkemelere müracaat etme hakkına sahipken, YAŞ kararları ile ordudan ilişiği kesilenlerin askeri mahkemeler dahil mahkemelere müracaat ederek haklarını araması, Anayasa engelinden dolayı mümkün olamamıştır.
Elbette ordu mensuplarının suç işleme imtiyazı yoktur. Askeri disiplinin ne anlama geldiğini herkes bilir. Ne var ki, suçlu kabul edilip rütbeleri sökülen ve ardından kendisini işsiz, güvencesiz sokakta bulan insanların suçlu olup olmadığına mahkemelerin karar vermesi gerektiği aklın, vicdanın ve hukuk devleti olmanın gereğidir.
Aynı madde ile Anayasa'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, yapılan yeni bir düzenleme ile yargının 'yerindelik' denetimi yapamayacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Yargısal denetim hakkı 'hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz' ifadesi, tereddütleri ortadan kaldıracaktır.''
''125. maddenin 4. fıkrasının, yargı denetimini, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlandırdığını, yürütmenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde yargının idari işlem tesis etmesinin yasaklandığını'' ifade eden Çelik, şöyle devam etti:
''Ancak, uygulamada yargı, bugüne kadar maalesef yerindelik denetimi yaparak idarenin elini kolunu bağlayan, ekonomiye büyük zararlar veren kararlara imza atmıştır.
Kamu yararı gibi subjektif bir kavramla birçok özelleştirme kararı iptal edilmiş, küresel sermayenin Türkiye'de yatırım yapması ile ilgili birçok zorluk çıkarılmıştır. Sadece 90'lı yıllarda Telekom'un özelleştirilmesine mani olunması sonucu Türkiye, yaklaşık 25 milyar dolarlık zarara uğratılmıştır. 25 milyar dolarla, Türkiye'nin eğitim ve sağlık alt yapısı bir yılda İsviçre'nin düzeyine getirilebilir.
Bu düzenleme, yönetenlerin yargı denetiminden kaçması anlamına gelmez. Sadece yargı kendi alanında, yürütme de kendi alanında kalacaktır.''
(AA)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.