Yargı Büyükanıt'a sessiz!

Yargı Büyükanıt'a sessiz!
Demokratik sürece “darbe” vuran 27 Nisan Bildirisi’nin üzerinden tam 3 yıl geçti, ancak o bildiri halen Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanmaya devam ediyor ve muhtırayı hazırlayanlar ise halen yargılanmadı.

HASAN TOSUN'UN HABERİ...

Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 27 Nisan Bildirisi’nin üzerinden tam 3 yıl geçti. Demokrasiye ve anayasal düzene müdahale suçu oluşturan 27 Nisan bildirisi, halen Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanmaya devam ediyor.

27 Nisan Muhtırası, 2 gün süreyle resmi internet sitesinden kaldırılmıştı. Ancak kartel medyasının yaptığı haberler üzerine yeniden yayına sokulmuştu. 3 yıldır demokrasiye ve anayasal düzene müdahale suçu oluşturan 27 Nisan bildirisi, halen Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanmaya devam ediyor. Önce, “27 Nisan Muhtırasını ben yazdım” diyen, daha sonra “27 Nisan bildirisi muhtıra değil” diyerek kıvıran emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt hakkında “Siyasete, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve yargıya hukuk dışı bir müdahale” yaptığı gerekçesiyle çok sayıda suç duyurusu yapıldı. Ancak brifingli yargı, henüz Büyükanıt hakkında bir soruşturma başlatmadı. Çünkü, Büyükanıt’ın “iyi çocuklar” dediği sanıkların yargılanmasını isteyen Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya, HSYK tarafından ihraç edildi.

“YAŞAR BÜYÜKANIT, YARGILANMALI”
Hukukçular, 27 Nisan Bildirisini yazanlar ve yayınlayanların yargılanması gerektiğini düşünüyor. Vakit’e konuşan Emekli Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, 27 Nisan bildirisinin yasalara göre darbeye teşebbüs suçu oluşturduğunu belirterek, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın yargılanması gerektiğini söyledi. Türkiye’de en büyük sorunun yargının suça ve kanunsuzluğa sessiz kalması olduğunu belirten Kayasu, “3 yıldır yargı bu duruma sessiz kalmıştır. Yargı böyle durumlarda sessiz kalmasaydı çok daha ileriye giderdik” dedi. 27 Nisan bildirisinin, TCK’nin beşinci bölümünde düzenlenen “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” kapsamında değerlendirilebileceğini söyleyen Kayasu, “Büyükanıt, Anayasayı ihlal ve Hükümete karşı suç çerçevesinde yargılanmalıdır. Bu çok ciddi bir suçtur. 30 yıllık zamanaşımı var” diye konuştu.

“YASALAR HERKES İÇİN UYGULANMALI”
HUKUK-DER Genel Başkanı Fikret Karabekmez ise 27 Nisan bildirisinin demokrasiye ve anayasal düzene müdahale olduğunu belirterek, “Bu müdahaleyi yapanlar konumu ve rütbesi ne olursa olsun yargılanmalı” dedi. 27 Nisan bildirisi ile ilgili çok sayıda suç duyurusu yapıldığını belirten Karabekmez, “Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti anlayışı oturmadığı için halen birileri televizyonlara çıkıp yaptıkları suçu anlatıyorlar. Türkiye’de maalesef, suç işleyenin konumuna göre bir uygulama var. Bu çok üzücü. Türkiye artık ilkel bir toplum değildir. Yasalar herkes için uygulanmalı. Değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeler arasında hukuk devleti vardır. Hukuk devleti var ise hukuk devletini engellemek isteyenler derhal yargılanmalı. Suç duyuruları neticelendirilmeli” diye konuştu.

27 NİSAN GARABETİNE GİDEN SÜREÇ
27 Nisan garabetine giden süreç ve sonrasında yaşananlar şöyle gelişti: Türkiye, 2007 yılı boyunca Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitlenmişti. Laikçi kesimler, Cumhurbaşkanının çağdaş birisi olması gerektiğini, aksi takdirde Cumhuriyetin temel değerlerinin çökeceğini iddia ediyordu. Başbakan Erdoğan, 24 Nisan’da partisinin Cumhurbaşkanı adayının Abdullah Gül olduğunu açıkladı. CHP lideri Deniz Baykal, eşi başörtülü olan Abdullah Gül’ü küçümseyerek, çatışma ve kaos çıkacağı uyarısı yaparak tansiyonu yükseltti. Özellikle kartel medyası başta olmak üzere Cumhuriyet gazetesi, sürekli Kutlu Doğum Haftası haberlerini gündeme getirerek laiklik uyarıları yapmaya başlamıştı.

EŞİ ÖRTÜLÜ ADAY, LAİKLİĞE TEHLİKE!..
Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, 12 Nisan’da yaptığı açıklamalarda, Cumhurbaşkanının “laikliğe sözde değil, özde bağlı” olması gerektiğini gündeme getirdi. Genelkurmay Başkanlığı, internet sitesinden 27 Nisan’da geceyarısı yaptığı basın açıklamasıyla eşi başörtülü bir adayın Cumhurbaşkanı olması halinde ordunun yönetime el koyacağını ima eden bir bildiri yayınladı. “E-muhtıra” olarak tanımlanan 27 Nisan bildirisinde, Kutlu Doğum Haftası’na katılan kadın ve çocuklara çağdışı kıyafetler giydirildiği ve ilahiler okutulduğu gerekçe gösterilerek, laikliğin elden gittiği vurgulanıyordu. Bildiride dikkat çeken ifadeler şöyle: “Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir.”

HÜKÜMETTE KARARLI DURUŞ: “GENELKURMAY BAŞBAKAN’A BAĞLIDIR”
TSK’nın siyasete müdahale anlamına gelen basın açıklamalarına ilk defa bir sivil hükümet tepki göstermiştir. 28 Nisan 2007 tarihinde Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, basın açıklaması yaparak bildiriye sert tepki gösterdi. Hükümetin laiklikten yana olduğuna kimsenin şüphesinin bulunmadığını belirten Çiçek, Genelkurmay Başkanı’nın resmi olarak Başbakan’a bağlı olduğunu, görevleri itibarıyla Başbakan’a karşı sorumlu olduğunu şu sözlerle dile getirdi: “Başbakan’a bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez. Genelkurmay Başkanlığı, hükümetin emrinde, görevleri Anayasa ve ilgili yasalarla tayin edilmiş bir kurumdur. Anayasamıza göre, Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakan’a karşı sorumludur. Türk ekonomisinin istikrarını tehdit eden, demokrasiye aykırı ve Türk milletinin vicdanında yara açan davranışlardan tüm sorumluluk sahiplerinin kaçınması gereklidir. Güven ve istikrarı zedeleyenler, ülkemizin ve milletimizin ali menfaatleri bakımından doğuracağı olumsuz sonuçların sorumluluğunu da yükleneceklerini bilmelidirler.”

“27 NİSAN BİLDİRİSİ HEMEN KALDIRILMALI”
Demokrat Yargı, yaptığı yazılı açıklamada, 27 Nisan bildirisinin ardından üç yıl geçmesine rağmen, bildirinin Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde halen yer almasının, bu utancın Türkiye’ye yaşatılma kararlılığını gösterdiğini bildirdi. Bildirinin yasama, yürütme ve özellikle yargı erkine yönelik tehdit olduğu belirtilen açıklamada, “Militarist müdahalelere karşı çıktıklarına yönelik hiçbir örnek sunamayan, aksine açık destek veren Yüksek Mahkeme temsilcileri ile HSYK’nın artık bu utancı paylaşmaktan vazgeçmeleri gerekir” denildi. Yargının harekete geçmesi istenen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Yargıya yönelik silahlı tehdit içeren 27 Nisan bildirisi hakkında tepki göstermeleri ve yasal sorumluluklarının gereğini yerine getirmeleri, bu eylem hakkındaki soruşturmanın ivedi bir şekilde başlatılması gerekmektedir.”

VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.