ETÖ'cülerin ödünü kopartan karar

ETÖ'cülerin ödünü kopartan karar
Millete komplo planını konu alan dördüncü Ergenekon iddinamesi kabul edildi. İddianamede çarpıcı bölümler var...

Danıştay davası Ergenekon'la birleşince paniğe kapılmışlar

Danıştay'ın Ergenekon davasıyla birleştirilmesi örgütte paniğe yol açmış. Ergenekon sanıklarından Avukat Hüseyin Buzoğlu ile Ulusal Kanal Haber İstihbarat Müdürü Ufuk Akkaya arasında geçen görüşmede bu gelişmenin 'işleri zorlaştıracağı' konuşuluyor. 16 Aralık 2008'de saat 15.24'te yapılan telefon görüşmesinde ikili arasında şu konuşmalar geçiyor.

Hüseyin: Ne oldu?

Ufuk: Danıştay kararı bozdu ya Yargıtay kararı. Yargıtay şimdi kararı bozdu. Ergenekon davasıyla bu dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun iddia edilmiş olması karşısında öncelikle davaların birleştirilmesine birleştirilmesinde zorunluluk bulunduğuna diye karar aldı. Birleştik aynı zamanda..

Ufuk: Evet.

Hüseyin: Ben de o kararı bekliyorum.

Ufuk: Çok kötü çok kötü kötü işimiz çok zorlaştı.

Hüseyin: Hasan Bey bana özetledi dünü. Ama yani dünle bugünle olacak bir şey değil o.

Ufuk: Kesinlikle değil ama bu burada başka bir durum var çözemiyorum yani ben kendim çözemedim açıkçası ilginç yani dün çok ilginçti, bu kadarını beklemiyordum ben o yüzden söyledim. Hakimi beklemiyordum ben böyle.

Hüseyin: Yani ne anlamda?

Ufuk: Hakim çok şeydi gayet Veli Küçük'e oynadı. Veli Küçük'ün cevap vermemesi için elinden gelen her şeyi yaptı. Takla bile attı yani öyle söyleyeyim.

Atatürk'ün resimlerini her yere yapıştırmayın balta köreliyor

İddianamede Ergenekon tutuklusu ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e ait direktifler yer alıyor. Hazırlanan iddianamenin sanıklarından Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım'da elde edilen dokümanlar arasında Perinçek'in "Atatürk'ü her yere yapıştırmayın, balta köreliyor. Burada gençliğin Tayyip'e isyanı önemli." ifadeleri dikkat çekiyor. Yıldırım'dan elde edilen dokümanlar Perinçek'in, Aydınlık Dergisi'ni talimatları ile nasıl yönettiğini ortaya koyuyor. Doğu Perinçek'in Silivri Cezaevi'nden gönderdiği notlardan birinde şöyle deniliyor: "6-7 Ekim 2009, Deniz Yıldırım arkadaş inat ediyorsunuz, Atatürk'ü her yere yapıştırmayın, balta köreliyor. Burada gençliğin Tayyip'e isyanı önemli, Ergenekon MİT çantacısı aydınlık kapak sloganı."

Aydınlık'ın yayımladığı telefon görüşmeleri Ersöz'ün arşivinden

Aydınlık Dergisi'nin yayımladığı Başbakan Tayyip Erdoğan'a ait ses kayıtlarının kaynağı iddianamede deşifre ediliyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne 18 Ekim 2009 tarihinde Rıza Yıldırım tarafından yapılan ihbarda, "Bugün Aydınlık dergisinin manşetinde bahsedilen Başbakan'ın karanlık telefon görüşmesi Ergenekoncu Levent Ersöz'ün arşivindendir." ifadesi yer alıyor. İhbarda, Ergenekon sanığı Levent Ersöz'ün arşivinde AK Partili çok sayıda bakana ait ses kaydının olduğu ifade edilirken, söz konusu arşivin Aydınlık Dergisi'nde olduğu ileri sürülüyor.


Subaylar, Karargâh'taki belge temizliğini doğruladı

İddianamede Genelkurmay Karar-gâhı'ndaki belge temizliği adım adım anlatılıyor. Bilgi Destek Dairesi Başkanlığı'nda görevli subaylar ile aynı birimdeki sivil memurlar "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"nın ortaya çıkmasından sonra şubede büyük bir temizlik yapıldığını belirtiyor. İfadelere göre birçok belge, kırpma makinesine koyulup imha edilirken şubedeki bilgisayarlar alındı.

Soruşturmayı yürüten savcılar Karar-gâh'ta görevli 20 subay, memur ve erleri tanık olarak dinledi. İddianameye yansıyan ifadelerde kirli tezgah belgesinin 12 Haziran 2009'da Taraf gazetesinde yayımlanmasından sonra Genelkurmay'da hummalı bir temizlik işlemi yapılmış. Tanıklardan Albay Ziya İlker Göktaş, Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Okulu'nda görev yaptığını, 19 Haziran 2009 Cuma günü akşamı bir düğünde iken Albay Nuri Yıldırım'ın araması ile şubeye çağrıldığını ve burada işe yaramayan eski belgelerin toparlanıp arşive konulmasının söylendiğini anlatıyor. Göktaş, bu işlemin "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" isimli belgenin basında yer almasından bir hafta sonra yapıldığını belirtiyor. Çalıştığı şube olan 2. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü'nün görevleri arasında, "irtica ile mücadele ve misyonerlik faaliyetlerinin takibi" gibi işlemler bulunduğunu anlatan Göktaş, ayrıca şubenin takip ettiği "irtica.org-aslan.org" isimli internet sitelerinde de TSK ile ilgili çıkan olumlu haberlere yer verdiklerini anlatıyor. Göktaş, bu internet sitelerinde süreleri dolanlarının yenilenmesi için bir kez kredi kartıyla ödeme yaptığını ve daha sonra parayı da Genelkurmay'dan aldığını ifade ediyor. Bilgisayarlarının MEBS Başkanlığı'na gönderildiğini, kendilerine bilgisayarlarda çalışmama talimatı verildiğini anlatıyor. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü'nde çalışanların yerlerinin değiştirildiğini ve kendisinin de imzası olan "İnternet andıcı" olarak gündeme gelen Nisan 2009 andıcının doğru olduğunu beyan ediyor.

Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı'nda veri hazırlama memuru olarak görev yapan Meltem Ağırgün, üstlerinin emriyle usule aykırı olarak belgeleri imha ettiklerine dair tutanak tutulmadığını, aynı imha işlerini diğer dairelerin de yaptığını, Dursun Çiçek ile birlikte çalıştığı 2004-2007 yılları arasında internet sitelerinin takibi işlemleri ile uğraştığını, günlük olarak bu siteye medyadan haberler koyduğunu ifade ediyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.