Çölaşan'dan inanılmaz sözler!
Saldırgan Alparslan Arslan 17 Mayıs 2006 günü avukat kimliğiyle Danıştay’a elini kolunu sallayarak girdi. Türban kararını veren 2’nci Daire’nin toplantısını bastı. Hakim Mustafa Yücel Özbilgin’i öldürdü, dört üyeyi yaraladı. Türk siyasi tarihinin en karanlık olaylarından biri olan Danıştay saldırısı Ergenekon davasıyla birleşti. Saldırının üzerinden 4 yıl geçti ama sorular hâlâ netleşmedi... Alparslan Arslan’ın saldırı anında tekbir getirdiği konuşulmuş ve bu iddiadan dönemin Danıştay Başkanvekili Tansel Çölaşan sorumlu tutulmuştu. Çölaşan o gün yaptığı açıklamayı ve merak edilenleri AKŞAM’a anlattı. “Arslan’ın saldırı anında değil yakalandığında ‘Allah’ın askerleriyiz’ diye bağırdığını söyledim. Sanık bunu ifadesinde de belirtti. Aleyhimdeki yayınlara karşı dava açıp tazminat kazandım” dedi. Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarıyla tekrar gündeme gelen Danıştay saldırısını ve yüksek yargıdaki tartışmaları Tansel Çölaşan’a sorduk...
- Hâlâ tartışılan Danıştay saldırısını siz nasıl yorumluyorsunuz?
Korkunç bir olaydır. Suçlu kim çıkarsa çıksın tarih onu affetmeyecek. Saldırıdan hemen sonra iktidar, bunun kimler tarafından yapıldığının bilindiğini ifade etti ve hemen arkasından Ergenekon terör örgütü davası başladı. Danıştay saldırısında mahkûm olan bir kişi ifadelerini değiştirdi ve tamamen geçersiz bir tanık ifadesine dayanılarak inceleme genişletildi. Son dönemde bu saldırıyla ilgili Başbakan’ın ifadelerine bakın. Olayın siyaseten ne kadar kirli kullanıldığını gösteriyor açıklamalar.
- Saldırı sırasında Alparslan Arslan’ın ‘Allah Allah’ diye bağırdığını söylediniz mi?
Bunların hepsi uydurma. Gazeteciler sorduğunda sanığı yakalayan görevlilerin anlattıklarını aktardım. “Biz onu yakalarken, ‘Allah’ın askeriyiz’ diye bağırdı” diyorlar. Sanık ifadesinde bunu söyledi, iddianameye de girdi. Ancak iktidar tarafından bu sözün yalanlanması gerekiyordu ve hemen yandaş gazeteler benim yalan söylediğimi yazdılar. Kişilik haklarıma saldırı nedeniyle açtığım davalarda tazminat kazandım.
KAYITLAR EMNİYETTE SİLİNMİŞ OLABİLİR
- Saldırı anı kamera kayıtlarında neden yok?
Danıştay saldırısının kamera kayıtlarını, emniyetteki F tipi örgütlenmenin silmiş olması da mümkündür. Yahut başka mihraklar bunu yapmış olabilir. Bunların hepsi yargısal boyutta ortaya çıkacak. Ancak bu olay siyaseten mağduru oynayarak, halkı aldatmak için kullanılıyor.
- Danıştay nedeniyle AK Parti Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edecekti ama Başbakan sonra yaptığı açıklamada “Hukuken mümkün olmadığı için başvurmayacağız” dedi.
Başbakan hukukçu olmak zorunda değil ama danışmanları ona doğruyu söylemek zorunda. Ya bu bilgiyi bilerek, siyasi rant için kasıtlı verdiler Başbakan’a ya da çok bilgisizler. Danıştay saldırısı, kapatma davası iddianamesindeki 400 delil arasında yer aldı ancak karara esas olan değerlendirmeye girmedi. Anayasa Mahkemesi kararları kesindir, itiraz yolu yoktur. AİHM’e bu noktayla gitseler, onlar güler. Halka yine mağdur edebiyatı yapmak için söylediler bunları. Aydınların nazarında düştükleri cahil durum hiç önemli değil çünkü onlardan oy almıyorlar.
- Yüksek yargıyı yeniden düzenleyen değişikliğe karşı çıktınız ama o teklif Meclis’ten geçti. Ne olacak şimdi?
AKP, laik, demokratik Cumhuriyet’le kavgalı bir misyon partisi. Önce demokratikleşme, AB dediler. 2007’de büyük bir oy patlamasıyla gelince takiyeyi bıraktılar. Önümüzdeki iki -üç sene içinde yargıyı tümüyle ele geçirecekler. Mahkemeler bitmişti, yüksek yargı da bitecek. 2005’te DGM’ler kaldırılıp yerine özel yetkili mahkemeler kurulurken Adalet Bakanlığı bu iş için özel olarak çalıştı. O zaman HSYK daha sorumlu davransaydı burada ne tür bir kadrolaşma yapıldığını görürdü. Bugün ne yaşanıyorsa bu nedenle yaşanıyor.
- Siz darbe savunucusu musunuz?
Herhalde espri diye soruyorsunuz. Aklı başında hiç kimse darbeleri savunamaz.
- 27 Mayıs’ı savunmuştunuz...
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde konuşmacıydım. Kara çarşaflı kadınlar eylem yapıp örtünme özgürlüğü istiyordu. Konuşmamda, “85 yılın sonunda çağdaş Türkiye’ye bakın. Demokrat Parti döneminde bölücülüğe ve irticaya bu kadar referans verilmeseydi 27 Mayıs ihtilali olmazdı. Bugün hâlâ Kurucu Meclis’in yaptığı 61 Anayasası’na erişmek için çabalıyoruz ama o zamanın getirdiği özgürlükler ortamına ulaşamıyoruz. Bir anayasa neyle gelirse gelsin bu hürriyet ortamını getirmişse ben 27 Mayıs için devrim derim” dedim.
MİLLİYETÇİLİK, IRKÇILIK OLDU
- Ergenekon davasına ne diyorsunuz?
Türkiye’de anti-laik güçlerin iki düşmanı var, yargı ve TSK. Asker için önce “AB’ye girmeyi ordu istemiyor” dediler. Baktılar Türkiye’de terör örgütü nedeniyle istediklerini yapmak mümkün değil. Bu kez TSK’yı halkın nazarında küçük düşürme yoluna gittiler. Balyoz, Poyrazköy, İrticayla Mücadele Planı bunun parçası. Çamura girenler yargılansın tabii ama hep korktukları grubu cezalandırıyorlar. Kim konuşsa Ergenekon oluyor. Ben inanır mıyım şimdi buna?
- Türkiye, kavramlar ikiye bölündü. Neden?
Yıllardır kullandığımız kavramlar değişti. Bunlar CIA taktiği. Türkiye’nin gündemine uzak diyarlardan sokuldu. Ülkesini seven herkes milliyetçidir ama milliyetçilik ırkçılık oldu. Bugüne kadar irticacılara gerici derdik. Bugün Ulusalcılar, Kemalistler, Atatürkçüler gerici oldu.
- Cihaner’in yargılanması?
İlhan Cihaner’i yargılama süreci baştan sona yasalara aykırıdır. Velev ki bu suçlar olsun, Adalet Bakanlığı soruşturur, Yargıtay yargılar. Yetkisiz savcı soruşturdu, görevsiz mahkeme yargılıyor. Türkiye’de yargı bitmiş vaziyette. (akşam)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.