Hollanda'da gurbetçilerin sorunları tartışıldı

Hollanda'da gurbetçilerin sorunları tartışıldı
Kısa adı IOT olan Hollanda'da Türkler İçin Danışma Kurulu 25. kuruluş yıldönümü kutlama programına hazırlık amacıyla bir çalışma konferansı düzenledi.

Düzenlenen konferansa IOT Müdürü Ahmet Azdural, IOT Sekreteri Binnur Zengin, Prof. Dr. Han Entzinger (Erasmus Universiteit), Dr. Paul Jungbluth (Universtiteit Maastricht), Dr. Jaco Dagevos (Sociaal en Cultureel Planbureau), Dr. Floris Vermeulen (IMES), DSDF Genel Başkanı Zeki Baran, Amsterdam Merkez Belediye Meclis Üyesi Emre Ünver, İOT'ye bağlı federasyonların temsilcileri ve bazı davetliler katıldı.

Konferansta ilk olarak söz alan İOT Müdürü Ahmet Azdural "Hollanda'daki Türk toplumunun geride bıraktığı 45 yılda geldiği konumu değişik yönleriyle değerlendirerek, gelecek 25 yıla ilişkin, yaklaşımlar geliştirmeye çalışacağız. Toplumsal konumumuz, Hollanda'nın değişik üniversite ve kurumlarında görev yapan bilim adamları tarafından yapılacak sunular ışığında, eğitim, sosyo-ekonomik durum, yurttaşlık ve kimlik tartışmaları ile siyasal katılım açısından değerlendirilecek. Elde edilen sonuçlar 23 Ekim 2010 tarihinde Eindhoven'da gerçekleşecek IOT'nin 25. yıl kutlama programında açıklanacak."

IOT sekreteri Binnur Zengin ise açılış konuşmasında, İOT'nin kuruluşunun 25. yılı dolaysıyla, Türklerin Hollanda'da geldiği konumu ve önümüzdeki 25 yıl içerisinde ki şans ve açılımlarının bir analizini yaptı. Zengin "Türklerin politikaya katılımı, Türk girişimciliğinin varmış olduğu nokta çok olumlu görünüyor. Eğitim konusunda eşit haklar konusunda, yurttaşlık konusunda iş pazarına katılım konusunda daha çok yapılması gereken şeyler vardır. Önümüzdeki 25 yıla ait vizyonumuzu bu yıl sonbaharda kamuoyuna açıklayacağız" dedi.

Erasmus Universitesi'nden Prof. Dr. Han Entzinger ise Hollanda hükümetinin bu güne kadar izlediği entegrasyon politikaları üzerinde durdu. Ve bu açıdan bakıldığında bu güne kadar yapılan çalışmaların bir değerlendirmesini yaptı. Gelinen noktada Türk toplumunun belli alanlarda ilerleme yapmasına rağmen, yine belli alanlarda hala Hollanda toplumuna uzak olduğu, özellikle Hollandaca dil bilgisi bakımından, Türk toplumunun biraz geride olduğu, ama buna rağmen siyasal katılımda bayağı ileride olduğunu söyledi. Türk toplumu içerik olarak Hollandalı kurumlar ile daha iyi bir noktada bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Han Entzinger, bu anlamda entegrasyonun uzun vadeli bir süreç olduğunu ve bu sürecin kendisini çok kolay şekilde yönlendirmediğini, yani entegrasyon sürecini etkilemesinin zor olduğunun altını çizdi.

Dr. Floris Vermeulen (IMES) de Türkler'in politikada diğer göçmen gruplarına göre çok daha etkin ve sayı olarak da çok fazla olduğuna dikkat çekti. Bunun nedenini Türklerin örgütlü bir toplum olmasına ve tercihli oylara bağlayan Vermeulen, bu durumun bir çok parti tarafından son zamanlarda rahatsız edici bir faktör olarak görüldünü söyleyip sözlerini şöyle devam etti; "Bunun sonucunu son seçimlerde gördük. Türkler olumsuz anlamda yaşadı. Örneğin Amsterdam'da belediye meclis üyesi sayısı yüzde 50 geriledi. Korkmayın politikaya grup halinde etki etmeye devam edin. Bu sizin gücünüz. Uluslararası sonuca göre içinde Kanada, ABD, Danimarka, İsveç ve Almanya'nın da yer aldığı 12 sanayileşmiş ülkede Hollanda açık farkla göçmenlerin politikada temsili konusunda birinci durumda. Bu sonuç Türklerin politikaya yoğun ilgilerinden kaynaklanıyor. Öz örgütler bu konuda politik kadrolara kadro yetiştirmekte ve bu konuda önemli rol ve görev üstlenmektedir. Öz örgütler Türklerin politikaya etkin katılımında önemli rol oynuyor."

Maastricht Üniversitesi'nden Dr. Paul Jungbluth da Hollandalı Türklerin eğitim konusunda ki duruma değindi. Gelinen noktada 45 yıla bakıldığında aslında Türk çocukların eğitimde ki başarılarının çok gerilerde olduğuna dikkat çeken Jungbluth, her ne kadar belli raporlarda eğitimde başarılı olunsa da, gerçekte ki durumun çokta iyimser bir tablo sergilemediğini, başarıların nispi olarak çok küçük olduğunu söyledi. Jungbluth sözlerini şöyle sürdürdü; "Türk çocuklarının eğitimde başarılı olmalarını istiyorsak onlara Hollandalı anne ve babaların çocuklarına sunduğu olanakları sunmalarını sağlamalıyız. Türklerin bugün eğitimde ki dezavantajlı durumunu anlamak için Türk olamaya gerek yoktur. Türk ana ve babalarının çocukalrına Türkçe öğretme ve evde Türkçe konuşmaları uyuma bir engel teşkil etmiyor."

Dr. Jaco Dagevos (Sociaal en Cultureel Planbureau) ise konuşmasında Hollanda'da ki Türklerin Hollandaca dil gelişimi bakımından diğer grupların gerisinde bulunduğuna dikkat çekti. Kendilerini en az Hollanda'da evinde hisseden en az Hollandalılar ile ilişkiye giren, en çok geldiği ülkeye dönem özlemi çeken grubu oluşturduğunu belirten Dagevos, Hollanda da öne çıkan Türklerin örgütlenme düzeyinin diğer grupların çok ilerisinde olduğunu söyledi. Türkler arasında işsizlik oranının yüzde 10,2 ile Hollandalılara göre yaklaşık 3 kat daha yüksek olduğunu ifade eden Dagevos, bunun yanı sıra özellikle gençler arasında ki yüksek işsizlik oranına dikkat çekti. Dagevos, son yıllarda iş piyasasından uzaklaşan kadınların sayısının da arttığını belirtti.

Konferans daha sonra çalışma gruplarında detaylı tartışılmak üzere devam etti.

(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.