'Saldırı Türkiye'yi de hedef aldı'

'Saldırı Türkiye'yi de hedef aldı'
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. Kemal İnat, İsrail'in Gazze'ye insani yardım götüren gemilere yönelik saldırısını Türkiye'yi de hedef alan bir sal

Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. Kemal İnat, İsrail'in Gazze'ye insani yardım taşıyan gemilere düzenlediği saldırıya ilişkin Cihan Haber Ajansı muhabirinin sorularını cevaplandırdı. 

Saldırının İsrail'in saldırgan politikalarının yeni bir göstergesi olduğunu ifade eden İnat, saldırının çokta sürpriz olmadığını kaydetti.

İsrail'in kurulduğundan bu yana çok saldırgan politikalar izleyen bir ülke olduğuna vurgu yapan İnat, şöyle devam etti: "Son bir kaç seneye baktığımızda İsrail'in 2006 yılında Lübnan'a karşı gerçekleştirmiş olduğu çok şiddetli bir saldırı söz konusu. Ciddi şekilde sivil kayıplar var. 2008 sonu 2009 başında Gazze'ye karşı gerçekleştirdiği saldırıda bin 500 civarında insan hayatını kaybetti. İsrail şimdi de Gazze'ye yardım götüren gemilere karşı bu saldırıyı gerçekleştirdi. Bu sürpriz olmadı aslında. İsrail'in bu şekilde agresif politika izlediğini hepimiz biliyoruz. Buna yol açan şeyde uluslararası camianın gereken tepkiyi vermemesi. Türkiye uluslararası camianın vermediği tepkiyi vermeye çalışıyor. Son dönemde Başbakanın duygusal yaklaşımlarla göstermiş olduğu tepki olarak yorumlanan konuların ben bilinçli bir politikanın parçaları olarak görüyorum. Türkiye'nin İsrail'in bu politikası karşısında sesini yükseltmesinin bilinçli bir politikanın ürünü olduğunu ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin bu politikasını devam ettirmesi gerekiyor."


"SALDIRI DOĞRUDAN TÜRKİYE İLE ALAKALI"

Gazze'ye yardım götüren gemilerdeki insanların çoğunun Türk olduğuna dikkati çeken İnat, saldırının doğrudan Türkiye ile alakalı olduğunun söylenebileceğini belirtti.

Türkiye'nin kendi vatandaşlarına karşı yapılan bu saldırı karşısında gerekli tepkiyi göstermesi gerektiğini kaydeden İnat, "Gemilerdeki insanların çoğunun Türk vatandaşı olduğunu düşünürsek olayın doğrudan Türkiye ile alakalı bir konu olduğunu söylemek gerekir. Çünkü çok önemli bir saldırı bu. Türkiye'yi de hedef alan bir saldırı olarak görmek gerekir. Türkiye'nin kendi vatandaşlarına karşı yapılan bu saldırı karşısında gerekli tepkiyi göstermesi gerektiğini düşünüyorum." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin devlet olmanın sorumluluğu çerçevesinde bir tepki vermesi gerektiğini anlatan İnat, tepkinin son zamanlara kadar Türkiye'nin alttan alan politikası şeklinde olmaması gerektiğini dile getirdi.

Tepkilerin ölçülü olmak zorunda olduğunu ifade eden İnat, şunları söyledi: "Ne aşırı tepki olmak zorunda, ne de son zamanlara kadar Türkiye'nin alttan alan politikası şeklinde olmamak zorunda. Büyükelçimizin çağrılması ve tatbikatların iptal edilmesi isabetli bir karar. İsrail'de bir koalisyon hükümeti söz konusu. Özellikle koalisyonda Dışişleri Bakanlığı'nı elinde bulunduran çok aşırı radikal bir parti söz konusu. İsrail'de bütün hükümet üyelerinin bu saldırıyı paylaştığını söylemek de yanlış olur. Sanayi bakanları bir açıklama yaparak olaylardan dolayı büyük bir üzüntü duyduğunu söyledi. Türkiye'nin bir bakanın üzüntü açıklamasını yeterli bulmaması gerekir. Burada İsrail Hükümeti bir disiplin içerisinde, bir bütün olarak, bu olay karşısında nasıl tavır göstereceği önemli. Bununla alakalı Türkiye'nin göstermesi gereken tavır var. Ama İsrail'den beklenen özür ve bunu telafi edecek adımlar gelmezse, büyükelçinin geri gönderilmesinin bile çok geciktirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Elçiliğin kapatılması söz konusu olmayacaktır. Zaten İsrail Türkiye ilişkilerinde çok sorunların yaşandığı dönemlerde de elçiliğimiz açık kalmış. Ama ikinci kâtip düzeyine kadar temsilin indirildiğini biliyoruz. Şimdide bir temsil indirilmesi söz konusu olabilir."


"İSRAİL HALKININ BÜYÜK BİR BÖLÜMÜ BARIŞA ILIMLI YAKLAŞMIYOR"

İsrail'in gerçekleştirdiği saldırının bölgeyi olumsuz etkileyeceğini ifade eden Doç Dr. İnat, barış konusunda zaten zayıf olan ümitlerin daha da zayıfladığını söyledi.

"İsrail'de 2000'li yıllardaki seçim sonuçların halkın çok radikalleştiğini gösteriyor" diyen İnat, "Seçim sonuçlarına baktığımızda halkın yüzde 70'lik bir kesiminin barışa ılımlı yaklaşmadığını gösteriyor. Eskiden 1980 ve 1990'lı yıllarda halkın yarısı en azından barış konusunda daha istekliydi. Bunu da göz önünde bulundurursak İsrail'de daha ılımlı bir kesim hükümette daha fazla rol oynarsa, o zaman barış konusuna adım atılabilmesi söz konusu olacak. Türkiye'nin Ortadoğu'yu bir barış havzasına dönüştürme gayreti söz konusu. Türkiye Arap ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmek için İsrail ile arasına mesafe koymaya çalışıyor. Mesafe koyulması Arap ülkeleri ile ilişkilerin daha da gelişmesinde önemli rol oynayacaktır." diye konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.