5 Haziran'da İstanbul Çağlayan'da

5 Haziran'da İstanbul Çağlayan'da
Saadet Partisi, 5 Haziran'da İstanbul Çağlayan'da "İsrail Vahşetine İsyan" mitingi düzenleyecek. SP Lideri Kurtulmuş, mitinge tüm siyasi partileri, STK'ları ve futbol kulüplerini davet etti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Gazze’ye giden konvoya yapılan saldırı karşısında Türkiye’nin alacağı tavrı "kararlı millet, cesur devlet" olarak açıkladı.

Hükümeti söylediklerinin arkasında durup, cesaretli adımlar atmaya çağıran Kurtulmuş, İsrail vahşetine ve barbarlığına karşı sesini yükseltmek isteyen herkesi de 5 Haziran’da Çağlayan’daki büyük mitinge davet etti.

SP Lideri Numan Kurtulmuş'un Ankara'da düzenlediği basın toplantısına, Mavi Marmara’daki saldırıda şehit olan Saadet Partili İbrahim Bilgen’in kardeşi Burhanettin ve oğlu Yusuf da katıldı.

Kınama cümleleriyle geçiştirilemez

İsrail saldırısının doğrudan doğruya Türkiye’ye ve Türk milletn yapıldığını söyleyen Numan Kurtulmuş, "Bu saldırının birkaç tane kınama cümlesi ile geçiştirilecek tarafı yoktur” diye konuştu. Haktan, hukuktan ve insanlıktan yana olan herkesin bu meselede taraf olmak zorunda olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Kim bu meselede taraf değilse, bu meseleye sıradan bir şekilde tavır koyarsa, dünya tarihi bunu zalimlerin işbirlikçisi ve eli kanlı katillerin ellerinin temizleyicisi olarak görecektir” dedi.

Türkiye’de ve dünyada milyonlarca insanın bu vahşet karşısında sessiz kalmadığını ve tepkisini ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, “Aslında bu saldırıyla, Ortadoğu ve dünyada yeni bir tarih başlıyor. Bundan sonra Allahın izniyle, dünyanın her tarafında hakkı, hukuku ve adaleti üstün tutanlar galip gelecektir” dedi.
Yapılanlar karşısında ne söylense az olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Vahşet, vampirce davranış, eli kanlı İsrail, terör devleti, katliam ne deseniz azdır. Bunun üstüne söyleyeceğiniz en ağır sözcüğün üstüne başka bir sözcük daha icat edip onu da söyleseniz yeridir. Mesele artık söz söylemek değil gerekli tedbirlerin alınması ve İsrail’in bundan sonraki saldırganlığının durdurulmasıdır” diye konuştu.

Hedef neden Türkiye?

İsrail’in bugüne kadar kendisine engel olan bütün devletleri tek tek ortadan kaldırdığına dikkat çeken Kurtulmuş, “BOP ve Büyük İsrail Projesi, bir ortak yapımdır, bir taşeronluktur. Bu bölgede, birinci derece hedefte olan da, Türkiye’dir. Irak, Lübnan, Filistin’in işi bitirildikten sonra şimdi bu bölgede İsrail’in önünde en büyük engel olan Türkiye doğrudan doğruya hedef alınmıştır. Bu sanıldığı gibi sıradan bir olay değil, bölge tarihi ve belki dünya tarihini değiştirecek, köklü bir adımdır. Bu çerçevede yaklaşan tehlikeyi haber veriyoruz” dedi.
Ortadoğu’da barışın sağlanma imkanı olduğunu Osmanlı tarihinden örnek veren Kurtulmuş, “Unutmayın ki, bu bölgeyi Osmanlı bir manga askerle idare etti. Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler,72 millet bir arada yaşadılar. Ne bir din ne de mezhep çatışması yaşandı. Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra bölgeyi işgal eden İsrail, sürekli olarak barış izlemeyen bir strateji izlemiştir” diye konuştu.

İsrail'in dört temel uygulaması

İsrail’in yıllardır dört temel politikasının hiç değişmediğini vurgulayan Kurtulmuş, hükümet değişikliklerinin bu politikaları etkilemediğini söyledi. Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Birincisi, İsrail kurulduğundan bu yana sürekli sınırları genişleten ve şu anda resmi sınırları olmayan tek ülkedir. Hedefi, Nil’den Fırat’a kadar olan bütün topraklardır. İkincisi, İsrail sürekli olarak katliam yapan bir devlettir. Deir Yasir, Sabra Şatilla katliamını bütün insanlık biliyor. Şimdi de Mavi Marmara katliamını yaparak, tarihe geçmiştir. Üçüncüsü, İsrail devlet politikası olarak asla uluslar arası hukuku kabul etmemektedir. Kabul etseydi, işgal ettiği toprakların büyük kısmının geri verilmesi gerekirdi. Dördüncüsü ise, sürekli olarak bilgileri karartma ve yalan haberlerle dünya kamuoyunu yönlendirmektedir. Bu olayda da görüyoruz ki, bilgileri karartarak, gemileri alıp kendi limanlarına götürmüşlerdir.

Öyle görünüyor ki, birkaç gün sonra utanmadan ortaya çıkacak, Mavi Marmara gemisindeki İbrahim Bilgen gibi elinde çakısı dahi olmayan masum, sivil; insani yardım götürmekten başka amacı olmayan insanlara bunlar İsrail devletinin askerlerine saldırdılar diye yalan mazereti uydurup, dünya kamuoyunun önüne koyacaktır.”

Hükümete cesaret çağrısı

Bundan sonraki süreçte atılacak adımları maddeler halinde açıklayan Saadet Partisi Lideri Numan Kurtulmuş, “Konuşup konuşup, olayların unutulmasını, suyun başına oturan kurdun bulandırdığı bahanesiyle her gün yediği bir kuzu gibi kendisine sıranın gelmesini bekliyorlarsa yanılıyorlar. Bu olaydan sonra artık İsrail’e daha somut tepkilerin ortaya konması lazım” diye konuştu.

Bölgenin en büyük devleti olarak Türkiye’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Öncelikle milletimiz, tek yürek ve tek vücut olmalıdır. Milletimiz her platforma sesini çıkarmalıdır. Ancak bunu yaparken asla, provakosyana gelmeden, İsrail’in ekmeğine yağ sürmeden kararlılığını ortaya koymalıdır” dedi.

Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun açıklamaları ve girişimlerini olumlu bulduklarını belirten Kurtulmuş, “Başta hükümet olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti devletini, cesur davranmaya davet ediyorum. Bu süreçteki anahtar tavır, kararlı millet, cesur devlettir. Eğer böyle davranabilirsek, bu süreçten alnımızın akıyla çıkarız” diye konuştu.
Hükümete söylediklerinin arkasında durması çağrısında bulunan Kurtulmuş, “Eğer söylediklerinin arkasında dururlarsa, millet de bu kararların arkasında durur. Davos’ta one minute deyip arkasından İsrail’in OECD üyeliğine evet derseniz, buna Türkçe’deki çok güzel bir söz var onu söyleriz: Bizim oğlan karakolda doğru söyler mahkemede şaşar. Ancak Saadet Partisi olarak şunu da açıkça şunu da ifade ediyorum. Bu konuda hükümetin atacağı bütün olumlu adımları destekleyeceğiz” dedi.

Kurtulmuş yapılması gerekenleri ise şöyle özetledi:

1-İsrail’in en büyük gücü askeri teknoloji ve ekonomisi değil, uluslar arası alanda karşısına hiçbir diplomatik gücün çıkmamış olmasıdır. Şimdi Türkiye’nin önüne çıkan görev, İsrail’in karşısına diplomatik bir gücün çıkarılmasıdır. Türkiye’nin, bütün devletleri ve milletleri arkasına alarak, İsrail’in karşısında oluşacak cephenin öncülüğünü yapması şarttır. Ancak bu şekilde İsrail, yalnızlaştırılabilir.

2-Mavi Marmara ve diğer gemilere saldırı kararı verenler hakkında, uluslar arası savaş suçları mahkemesinde, müracaat yapmak için; hazırlıklar vakit geçirmeden tamamlanmalıdır.

3-Türkiye, İsrail büyükelçisini geri çekti. Doğru bir adımdır ama yetmez. Hemen İsrail’in Ankara Büyükelçisi istenmeyen adam ilan edilmelidir.

4-Gazze’deki ambargonun kaldırılması için çok acil bir şekilde karşı atağa geçilmelidir. Bütün uluslar arası kuruluşlar, örgütler ve BM, aldıkları kararları uygulamaya zorlanmalıdır.

5-İsrail ile bütün askeri ve ticari anlaşmalar askıya alınmalıdır.

6-Hala TBMM’de faaliyette bulunan Türkiye-İsrail Dostluk Grubu, parlamento kararıyla lağvedilmelidir.

7- Ölü, yaralı ve esir sayısı, gözaltına alınanların kimlikleri, kayıplar konusunda kamuoyunun detaylı şekilde aydınlatılması gerekir.

8-Türkiye’deki bütün siyasi partiler, ortak bir deklarasyon yayınlamalıdır.

9-Gemilerdeki delillerin karartılmaması için, bugünden itibaren acilen bir uluslar arası araştırma komisyonu kurulması gerekir.

Saadet Partisi’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için 5 Haziran Cumartesi günü İstanbul’da Çağlayan Meydanı’nda saat 16.00’da ‘İsrail Vahşetine İsyan’ mitingi düzenleyeceğini söyleyen Kurtulmuş, “Çünkü sustukça ölüyoruz. Bunun gerçekten bütün milletimiz tarafından protesto edilmesi, sesimizin en yüksek noktada çıkartılması için milyonların oraya toplanmasını bekliyoruz. Ve inşallah bu miting, Türkiye’nin başına gelen kara olay noktasından bir tarihi dönüm noktasına dönüşecektir” dedi.

Bu mitingin sadece Saadet Partisi’nin mitingi olmadığının altını çizen Kurtulmuş, “Herkesi bu mitinge bekliyoruz. Biz sadece bu mitinge öncülük yapıyor, organizasyonu gerçekleştiriyoruz. Ama bütün partileri, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını ve bütün futbol takımlarının taraftar kulüplerinin hepsini davet ediyoruz. Yüreğinde bu milletin doğasında olan insanlıktan, merhametten, adaletten, haktan, hukuktan azıcık bir şey bulunan herkesi, bu mitinge davet ediyoruz. Zulme, baskıya, vahşete, barbarlığa karşı çıkan herkesi, sesini gür bir şekilde çıkarmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.