İsra ve Miraç mucizesi

İsra ve Miraç mucizesi
İsrâ, “gece yürüyüşü” demektir. Bununla Cenab-ı Hakk’ın, kulu ve peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sav)’e; bir gece Mekke’de bulunan Mescid-i Haram’dan, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya kadar lütfettiğ


Miraç ise, yükselmek, yukarı çıkmak demektir. Bu da, bu yolculuğun ardından, Rasûlüllah’ın yüksek gök tabakalarına çıkması, daha sonra da insan, cin, melek ve diğer mahlûkatın bilgilerinin tükendiği sınıra ulaştırılması anlamında kullanılmaktadır.

Burak, Arapça’da ‘şimşek’ manasına gelen ‘berk’ kökünden gelir. Şimşek ise ışık hızında bir şeydir.
Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. ‘Miraç’ mucizesi Kur’ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur.

İsra ve Miraç mucizesi gerçekleştiği zaman, Mekke’de müşriklerin zulüm ve işkencelerini zirveye çıkardıkları bir dönem yaşanıyordu. Peygamberimiz iki büyük hamisini; Hz. Hatice ve amcası Ebu Talib’i kaybetmişti. Taif’e gitmiş, büyük bir hüsranla dönmüştü. Müşriklerin baskı ve zulümleri O’na hayat hakkı tanımayacak seviyeye ulaşmıştı.

İşte Cenab-ı Hak, böyle tehlikeli ve müşkül bir konuma gelmiş Peygamber’ini, hem teselli etmek, hem de azim ve kararlılığını yenilemek için katına davet etmiş, O’na mucizelerini göstermiş. Hiç üzülmemesini, moralini bozmamasını, bu dinin sahibinin Allah olduğunda şek ve şüphe etmemesini ve O’na tevekkül ederek davasını sürdürmesini işaret etmiştir.

Miraç, insanoğlunun acziyetten, ulviyete yükselmesi. Bir insanın teslimiyetle ve ibadetle melekler seviyesine ulaşıp, hatta ileri bile geçebilmesinin ispat edildiği hadisedir.

Miraç, dardaki Müslümanların tesellisidir. Dolayısıyla olaylar karşısında ye’se lüzum yoktur. Ancak nefislerini ıslah edemeyenler, kendi elleriyle yaptıkları putları veya yaratılmış zavallıları ilâhlaştıranlar, Mirac’ı anlayamazlar.

Tıpkı günümüz ‘Ebucehilleri’ gibi, yeni olan her şeye karşı çıkan o karacahil Müşrikler; Allah’ın sonsuz kudretinden bihaber oldukları için, kervanların iki ayda gidip geldikleri mesafeyi, Rasûlüllah (sav)’in bir gecede kat etmesini bir türlü algılayıp kabullenemiyorlardı. Çünkü Rasûlüllah (sav); onların hayâl dahi edemeyecekleri ‘Burak’ denilen binekle gidip gelmişti. O Burak ki, ‘şimşek’ şimşek hızında bir binektir.

Ne güzel söylemiş şair:
“Nefis zebun, insan nankör, gırtlağına kadar,
Vahyin ilk muhatapları, hakkı inkâra kalktılar.
Gönül kirliliğini akıtanlar, boğuldu ha boğulacak,
İnan göklerin kalemi yazdı, asla kaybolmayacak.
Aklın yaya kaldığı, fizik ötesini kim anlar?
Düşün göklerde haber, yeryüzünde ibretler var. ”

O muhteşem yolculuk sonunda aşağıdaki hediyelerle birlikte ve mutlu bir şekilde, daha yatağı soğumadan geri dönmüştü. Mutlu bir şekilde geri dönmüştü, çünkü Allah’a şirk (ortak) koşmayanların mutlaka bağışlanacağının müjdesini almıştı.

“Ben Miraç’dan daha güzel bir şey görmüş değilim.” diyen Efendimiz, Miraç yüceliklerinden geri dönerken yanında ümmetine çok büyük hediyeler getirmiştir.

1. Beş vakit farz namazı getirmiştir. İhsan şuuruyla kılınan namazlar, ümmetin Miraç’ı sayılacaktır.
2. Amenerrasulü diye bilinen ayetleri getirmiştir.
3. İsra Sûresi’nin 22–30. ayetlerinde bahsedilen 12 adet İslam prensibini getirmiştir.
4. İsra Sûresi’nin 80 ve 82. ayetleriyle de inananlara ‘Hicret, şifa ve rahmet’ müjdesini getirmiştir.
5. Allah a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimselerin günahlarının affedileceği ve Cennet e girecekleri müjdesini vermiştir.
6. İyi amele niyetlenen kişiye, onu yapamazsa bile bir sevap, eğer yaparsa on sevap yazılacağı, fakat kötü amele niyetlenen kişiye onu yapmadığı müddetçe hiçbir günahın yazılmayacağı, ancak işlediği zaman da sadece bir günah yazılacağı müjdesini getirdi.
7. Bir diğer hediye de namazlarda otururken okunan ‘Ettahiyyatü’ duasını getirmiştir.

Miraç gecesinde indirilen Bakara Sûresi’nin son ayetlerinde (Amenerrasulü) ve İsrâ Suresi’nde bildirilen esaslar çerçevesinde bir imana sahip olamayanlar; hele hele bu gecede farz kılınan beş vakit namazı eda edemeyenler, hem Miraç hediyelerinden nasip alamazlar, hem de dünya ve ahiret saadetinden mahrum kalırlar.

Selâm ve saygılarımla…

Muhittin ATICI/EĞİTİMCİ YAZAR

Mirac’ı hakkıyla idrak etmeniz temennisiyle,
“De ki: Ya Rabbi, gireceğim yere dürüst olarak girmemi, çıkacağım yerden de dürüst olarak çıkmamı nasip et ve Kendi katından beni destekleyecek kuvvetli bir delil ver bana!” Ayet-i Kerime’si ve “Namaz müminin Miracı’dır ve Allah’a şirk (ortak) koşmayanlar mutlaka bağışlanacaktır.” Hadis-i Şerif’i ile de belgelenen Miraç kandilinizi tebrik eder, bu müstesna zaman diliminin şahsınız ve tüm inananlar hakkında hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ederim.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.