Başsavcı'ya Diyarbakırlılar nasıl tepki gösterdi?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açması Anadolu'da da tepkiyle karşılandı. Demokrasinin konuşulduğu bir ülkede parti kapatma girişimlerini doğru bulmadıklarını vurgulayan sivil toplum kuruluşları, Türkiye'ye asıl zararı yasak ve dayatmaların verdiği konusunda hemfikir.
Güneydoğu Genç İşadamları Derneği Başkanı Abdulkadir Akboz: "Doğru bulmuyoruz. Demokrasinin konuşulduğu bir ülkede parti kapatma girişimlerinin olmasını doğru bulmuyoruz. Bugün hükümetin başarılarından çok Türkiye'de Avrupa Birliği sürecinde demokrasinin gelişmesinin yerleşmesinin istendiği bir ülkede demokrasiye darbe vurur gelişmeler ülkemizi daha da geriye kötürür. Türkiye devleti hukuk devletidir. Eğer hukuka, Anayasa'ya aksi davrananlar varsa tabiki gereken yapılır. Ancak bunları kapatmalar, dayatmalar ya da yasaklar gibi bu tip girişimlerle engellenmesinin doğru olmadığı inancını taşıyoruz. ülkemiz önemli bir dönemden geçiyor. Ama asıl gündem dışı konuların gündem gelmesi de, Türkiye'ye daha ciddi zararlar veriyor. Gündemde olması gereken konular yerine farklı konuların sürekli gündeme taşınması, vatandaşın kafasında enterasan soru işareti oluşturuyor."
Batman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Teymur: "çok talihsiz bir karardır. ülkemiz karıştırılmak isteniyor. Doğru bir hareket değil. Hiçkimse beklemezdi. Hükümetten herkes memnun. İstikrar var, ekonomi iyi yolda. Demokrasilerde parti kapatmak doğru değil. Haksızlık yapılıyor."
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Muammer Cindilli: "Aynı neticeleri alacağınızı bilerek aynı hataları yaparsanız çok doğru bir iş yapmış olmazsınız. Daha öncede yapıldı ve başarısız olundu. İster yüzde 47 oy alsın iste yüzde 2 oy alsın azınlıkta olsa temel haklar olmalı. Hukuki dayanağı olmadığı için, demokrasiye katkı sağlamayacağı pozitif bir değer katmayacağı için yanlış buluyorum. 1960'dan bu yana bu tip girişimler tamamen hem demkorasiye hem de Cumhuriyete zarar veriyor. üzüntüyle karşılıyorum."
Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zahir Kandaşoğlu: "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Doğu ve Güneydoğu'nun kalkınmasına yönelik "12 milyar dolarlık bir hamle yapılacak." açıklamasının ardından düşüncelerimi öğrenmek isteyen gazeteciler beni aradı. Onlara 'Arkadaşlar merak etmeyin iki güne gündem değişir.' demiştim. 2 gün bile sürmedi. Bu ülkede gündem yine değişti, değişir. Ne çağdayız, neyin peşindeyiz bilmiyorum. Biz burada istihdam oluşturmak, iş aş derdindeyiz. Kimin ne yaptığı belli değil. ülkenin kaderi bu. Siyasi partilerde üzerine düşen görevi yapmıyor. DTP görevini yapsaydı operasyonlar olmazdı. Vebalini halk çekiyor. AB'ye üyelik için ciddi adımlar atılıyordu. Bizler illerimizde AB büroları kurduk, herkes harekete geçti. Kol kanatlarımız yine kırıldı. ülkenin imajı zedelendi. çok üzgünüz."
Diyarbakır Girişimci İşadamları Derneği (DİGİAD) Başkanı Aziz Nart: "çağdaş demokrasilerde partileri halk kurar, halk kapatır. Daha önce 24 defa parti kapatıldı. Ne oldu; yeniden doğdu. çünkü kapatılırken halkın iradesi yoktu. Bu partiler daha güçlü bir şekilde gündeme geldiler. Ben halkın tercihine inanıp sahip çıkılması gerektiğine inanıyorum. Halk dışı müdahalelerin de siyaseti zayıflattığına inanıyorum. Bu girişim ulaslararası arenada da Türkiye ile ilgili bazı tereddütlerin doğmasına neden olur. İstikrar ve güven ortamının bozulmasına neden olmakla birlikte bu tür davranışlar ekonomiyi de en kısa zaman da etkileyecektir. Türkiye'nin geleceği adına bu tür davranışlardan kaçınmak gerekir. çünkü Atatürk'ün dediği gibi 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.'
"HALKA AçILMIŞ BİR DAVADIR"
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açmasına bir tepkide Hukuki Araştırmalar Derneği'nden (HUDER) geldi.
Başkan Ahmet Yeşil, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davanın millet iradesi ve demokrasiye karşı yapılmış en büyük hukuk ayıplarından bir olduğunu vurguladı.
Davayı "Tarihin son zamanlarda kaydettiği en büyük ayıp" olarak niteleyen HUDER Diyarbakır Şube Başkanı Yeşil, ülke hukuk sistemi ve hukukçu anlayışının uluslararası hukuk nezdindeki itibarının ayaklar altına alındığını söyledi.
"1982 Anayasası'nın 69. maddesine göre siyasi partilerin 68. maddedeki gerekçeyle kapatılabilmesi için onun bu fiilerin işlendiği odak haline gelmesiyle mümkündür. Taraflı tarafsız herkesin ve ideolojisini mesleğinden bağımsız tutmayı başaran her hukukçunun ortak kanaati parti kapatmayı gerektirecek bir nedenin mevcut olmadığı şeklindedir." diyen Yeşil, iktidar partisine ceza vererek onu kapatacak olan yetkiyi verenin halk olduğunu belirtti.
ülke ve halkın menfaatlerini bir tarafa bırakarak sadece ideolojik hırsla böyle bir davanın açılmasını makul karşılamanın mümkün olmadığını vurgulayan Yeşil, "Son 8 yıldır Avrupa Birliği'ne uyum yolunda ilerleyen ve demokrasisinde hissedilir derecede ilerleme kaydeden ülkemizde, yargı eliyle bu ileri gidişe dur denmiştir. Davanın sonucu ne olursa olsun, bu davayla demokrasimiz telafisi ve tedavisi uzun yılları alacak bir yara almıştır. İnsan hak ve özgürlüklerini içine sindiremeyen, demokratik olgunluğa tahammül edemeyen derin güçler, demokrasinin kalkanı hükmünde olması gereken yargının eliyle demokrasiye büyük bir darbe vurdular. Bu dava ve son zamanlardaki benzer gelişmeler de gösteriyor ki Türkiye'nin sivil ve demokratik bir anayasaya acil ihtiyacı bulunmaktadır. Milletin iradesinin tecelli makamı olan TBMM bu gelişmenin de tesiriyle yeni anayasa çalışmalarına hız vermelidir." diye konuştu.
Diyarbakır Baro Başkanı avukat Sezgin Tanrıkulu ise 2008 yılında halen siyasi partilerin kapatılmasının konuşulmasının Türkiye'nin demokrasi ayıbı olduğunu belirtti.
"Ak Parti kapsamlı demokrasiyi devreye sokmalıdır." diyen Tanrıkulu, bunun yeni bir anayasa ile mümkün olacağını ifade etti. Gerçek demokrasi güçleriyle işbirliğiyle geçmişte ve bugün oluşan demokrasi dışı müdahaleleri önleyici sivil anayasaya start verilmesini isteyen Tanrıkulu, "Demokrasilerde siyasi partiler en önemli araçtır. 22 Temmuz'da serbest bir seçim yapılmış ve insanlar tercihlerini bir siyasi partiden yana kullandılar. Seçimden hemen sonra bu partinin kapatılmak istenmesi ise halkın iradesine açıkça bir müdahaledir." şeklinde konuştu.
Dicle üniversitesi (Dü) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mazhar Bağlı, "AK Parti'ye yönelik açılan davanın temelinde yüksek oranda oy alması yatyor: 22 Temmuz'un karşılığı sadece terör olmayacağını daha öncede belirtmiştim. Açılan dava partiye karşı değil. Sembolik olarak açılmış bir dava ama asıl halka açılmış bir davadı. Siyasi boyutu daha çok halka yöneliktir. Olayı böyle okumak lazım. Yeni bir halk arayışı devam ediyor. Bu halkın tercihleri, talepleri kabul edilmediği anlamına geliyor." dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.