Kaza 'geliyorum' demiş
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AK Parti’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açmasına barolardan da sert tepkiler geliyor. Bitlis Barosu Başkanı Avukat Mezher Yürek, doğru bulmadıkları dava ile ilgili olarak, “Bu durumun siyasi, ekonomik ve demokratik yönden kaygı verici sonuçlar doğuracağı endişesindeyiz. Parti Kapatma davasına gelinen noktaya kadar olan süreç bu tedirginliği artırmaktadır” dedi.
KAZA ‘GELİYORUM’ DEMİŞ
habervaktim’e konuşan Yürek, AK Parti’ye kapatma davası açmaya kadar varan gergin süreci şu ifadelerle özetledi: “Cumhurbaşkanının seçimi sürecinde yaşanılan sıkıntılar ve Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararından sonra ki süreç, ardından başörtüsü ile ilgili tartışmalar, Cumhuriyet mitingleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın seçilmesinin hemen sonraki söylemeleri ve hatta AK Parti’ye ‘dikkat edin kapatabiliriz’ şeklindeki iması ve yine Yargıtay Başkanı’nın aynı şekilde seçiminden hemen sonra laiklik konusundaki ve AKP’ye yönelik iktidar için ihsası rey şeklindeki beyanları açılan bu davada Yargının politize edilmiş bir yöne kaydırdığı endişesini artırmaktadır. Hukukçular olarak yasa ve kuralları korurken bunun için kendi siyasi kaygılarımızı katmadan davranmak gerektiğini düşünmekteyiz.”
“PARTİLERİ YARGI DEĞİL HALK KAPATIR”
“Anayasanın 69 ve Siyasi Partiler Yasası’nın 101. maddelerinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na siyasi partiler aleyhinde kapatma ve yöneticileri hakkında siyasetten yasaklanma isteğiyle dava açmak yetkisi verilmiştir” diyen yürek, buna karşın tüm hukukçuların kabul etmek zorunda kaldığı şu hatırlatmada bulundu: “Demokrasilerde asıl olan partilerin yargı eliyle kapatılması değil, aksine halkın desteğini yitirerek siyasi yaşamlarının sona ermesidir. Hatta ülkemizde yaygın olan darbelerle ve yargı kararları ile bu görevin yerine getirilmesinin demokrasimize ne kadar zarar verdiğini görmüştük. Siyasi partilerin demokratik sistemin vazgeçilmez unsurları olduğu ve kapatılmalarının sistemin işleyişine zarar verdiği eski tecrübelerle sabittir. Bir partiyi kapatmakla onun fikirlerini kapatamazsınız.”
“YARGIYA DA SAHİP çIKMALIYIZ”
Yürek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Davayı açan savcılık makamı karar makamı olmayıp, sadece iddia makamıdır. Kararı verecek olan ise mahkemedir. Bu durumda kararı verecek olan Yüksek Mahkemeye güven duymak, mahkeme üzerinde baskı oluşturmaktan kaçınmak, demokrasi adına siyasi partilerin kapatılmasına karşı çıkarken, demokrasiyi, hukuk devletini korumak için yargıya sahip çıkmak zorunda olduğumuzu da unutmamamız gerekir.”
“LAİKLİK SİYASİ BİR ARGüMAN OLARAK KULLANILMAMALI”
Yürek, “Laikliğin, yargı bürokrasisi tarafından siyasi bir argüman olarak kullandırılması yargıya olan güveni de zedelemektedir. AK Parti, bundan ders çıkararak toplum ve tüm partiler için demokrasi ve özgürlük getirmeli” dedi ve ekledi: “Bugüne kadar Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve adli yargının hak ve özgürlükleri, demokrasiyi, azınlık haklarını koruma yönünde olumlu bir aktivite göstermesi gerekirken, bu kurumların kararlarının siyasi bir gelişme niteliğinde ortaya konması yargının esas amacını da aşmaktadır. Hukukun üstünlüğünü halkın iradesine karşı kullanılmaması gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Yine demokrasinin her kese lazım olduğunu da hatırlatmak istiyoruz”
(Engin Kaşdaş-habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.