ADD olumlu buluyor!

ADD olumlu buluyor!
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Tansel Çölaşan, 12 Eylül 2010 tarihinde halk oylamasına sunulacak olan yeni anayasa ile hakim ve askerlerin meslekten atıldıklarında dava açma hakkı tanınmasını olumlu bulduğunu belirtti...

Balıkesir'de Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret eden ve basın mensuplarının sorularını cevaplayan eski Danıştay Başsavcısı ve ADD Genel Başkanı Çölaşan, anayasa değişikliği ve 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan referandumla ilgili açıklamalarda bulundu. İktidarın kendisine karşı olan aydınlık, Atatürkçü güçleri ortadan kaldırmaya çalıştığını savunan Çölaşan, bazılarını da çeşitli vesilelerle içeri attığını söyledi. "Bu iktidarın önündeki engel bir ordu, bir de yargıydı" diyen Çölaşan, ordunun zaten etkisizleştirildiğini kaydetti. Şimdi hedefte yargının olduğunu iddia eden Çölaşan, "Yargı demokrasinin gereğidir. Denetim mekanizmaları işlemezse bir rejim demokrasi olmaz. Demokraside yasama, yürütme, yargı vardır. Yasama yasasını yapar, yürütme uygular, yargı da denetler. Bu doğaldır. Ama keyfi bir yönetim varsa, hele bir de belli bir amacı varsa amacı da Türkiye'nin bugünkü rejimini değiştirecek noktalara kadar gidiyorsa önünde yargı buna 'dur' diyecektir. Nitekim bugüne kadar Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay gibi yüksek mahkemeler 'dur' demiştir. " dedi.


"SON KALAN GÜÇ YARGI"

Bugün getirilmek istenen sistemin, 1982 Anayasası ile yürütmenin emrine girmiş olan yargıyı daha beter, katmer katmer yürütmenin emrine sokmak olduğunu ifade eden Tansel Çölaşan, tüm Anayasa Mahkemesi üyelerini, cumhurbaşkanı ve Meclis'in seçtiğini, tüm Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu ise cumhurbaşkanın seçtiğini vurguladı.Yene anayasa ile hakimlerin tamamen hükumete bağlandığı iddiasında bulunan ADD Genel Başkanı, "Hükumetin, siyasetin arzu ettiği tarzda karar vermesi istenmektedir. Anayasa değişikliğinin başka hiçbir amacı yoktur. Son kalan, direnen demokratik güç yargı yok ediliyor. Hükumet bu maddeleri geçirebilmek için anayasa değişikliğine 'şekerlemeler' koydu. Şekerlemelerin de aslında hepsinin içi boş. Ama halk baktığında bunları 'demokratik şeyler' diye görebilir. Örneğin 'kadına, sakatlara, çocuklara ayrıcalık yapacağız' diyorlar. Zaten anayasamızda devletin sosyal devlet olduğu yazıyor. Sosyal devletin görevi zaten halkın refahını ve mutluluğunu sağlamaktır. Bu anayasa maddesini sen koymasan da kadınları, sakatları, çocukları korumak zaten devletin görevidir." diye konuştu.

Hükumet yetkililerinin 'memura sözleşme hakkı verdik' dediğini ve bunun çok büyük bir yalan olduğunu anlatan Çölaşan, devletin katsayıya göre zam verdiğini, şimdi ise 'sözleşme ile vereceğim' dediğini dile getirdi. 12 Eylül'le ilgili geçici 15. maddeye de değinen Çölaşan, şöyle devam etti: "Geçici 15. madde, adı üstünde geçici. Geçici maddeler yaşanırlar, biterler. Geleceğe dönük de hiçbir sonuçları olmaz. O dönemdeki kişilerin o dönemde sorumlu olmayacakları, bitti. O madde kaldırılsa da kaldırılmasa da o kişiler yargılanmıyor. Ona yeni bir düzen kendi kurabiliyorsun. Kur, yap. Hayır onu yapmıyor, göstermelik olarak onu kaldırınca sanki o dönemdeki komutanlar yargılanacakmış gibi bir imaj yaratılmaya çalışılıyor. Halbuki aynı dönemin komutanları ile düğünlerde, açılışlarda kolkola geziyorlar."

Yeni anayasa ile memurlara kınama cezası verildiğinde, hakim ve askerlere ise meslekten atıldıklarında dava açma hakkı tanınmasını olumlu bulduğunu belirten Çölaşan, "Üç tane laf hukuki ama bunlar için bu anayasa değişikliğinin bu boyutta yapılması, halk oyuna gidilmesi için hiçbir neden yok. Bunlar zaten tüm partilerin üstünde anlaştığı konular. Tüm sivil toplum örgütlerinin, yargının her seferinde teklif ettiği konular. Bu üç maddeyi halk oylamasına gitmeden Meclis'ten de geçirebilirlerdi. Anayasa değişikliğinde 26 maddenin birbirinden farklı olmasına rağmen toptan halkın onayına sunuldu. Halkımız belki bunlardan birine 'evet' birine 'hayır' diyecekti. Belki kınama cezasına 'evet' diyecekti, yargıdaki düzenlemeleri uygun bulmayacaktı. Ama hepsini bir torbaya koyuyorlar. Ya 'evet', ya 'hayır' diyeceksin diyorlar. Bu maddelerin hepsini birden oylamaları bile Türk halkına saygısızlıktır. Türk halkına 'hap yaptık' diyorlar, hapı yutturmak istiyorlar. Ama halkımız şunu bilmeli. Bu anayasa değişikliği sadece demokrasinin gereği olan bağımsız yargıyı götürüyor, bunun dışında hiç bir şey getirmiyor. Halkın sağduyuyla, doğru kararı vermesini diliyorum. Biz dernek olarak demokrasinin, Atatürk'ün tam bağımsız, laik, demokratik, hukuk devleti ilkelerinin yaşaması için bu anayasa değişikliğine 'hayır' diyoruz. Tüm halkımıza da 'hayır' demelerini öneriyoruz." şeklinde konuştu.

cihan

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.