'Vakıf medeniyetinin çocuklarıyız'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının yardımlarının güçlendirilmesinde en önemli etkenlerdenn birinin, birbirinden ayrı çalışan yardım kuruluşlarının koordinesi ile sağlanacağını söyledi. Koordinasyonsuzluk nedeniyle yardıma muhtaç bölgelere bazı malzemelerden ihtiacın çok ötesinde yardım ulaşırken, bazı malzemelerden ise yeterince ulaşmadığını belirten Erdoğan, "Etkin bir koordinasyon, bu tür sorunların daha sahaya inilmeden çözülmesini sağlayacaktır." dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Yardımseverler Kongresi'nin Sait Halim Paşa Yalısı'nda düzenlenen gala yemeğine katıldı. Gala yemeğinde katılımcılara hitaben konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünyada yardım kuruluşlarının çalışmalarının son yıllarda kazandığı ivmeye dikkat çekti. Birbirlerinden bağımsız çalışan yardım kuruluşlarının faaliyetlerinde, hizmetin etkinliğinin ve verimliliğinin sağlanmasında koordinasyonun büyük önem taşıdığına dikkat çeken Erdoğan, bir çok yardım kampanyasında koordinasyon eksikliğinden dolayı sorunlar yaşandığını hatırlattı.
Erdoğan, "Bu kuruluşlarda faaliyet gösteren kardeşlerimiz bizatihi müşade etmişlerdir. örneğin, felakete maruz kalan bölgeye farklı ülkelerin yardım kuruluşlarından ihtiyacın çok üstünde çadır gelirken, yeterince ilaç bulunamıyabiliyor. Bazen ilaç ihtiyacı, bazen teknik eleman ve ekipman ihtiyacı olabiliyor. Bu durum yardımlarda kaynak israfına ve daha önemlisi amaca ulaşılamamasına yol açıyor. Etkin bir koordinasyon bu tür sorunların daha sahaya inilmeden çözülmesini sağlayacaktır." ifadesini kullandı.
Ankara'da yaşanan son derpem sonrasında yaşanan bir kötü örneği de salondaki yardım kuruluşu yöneticileriyle paylaşan Erdoğan, yardım kampanyalarında yaşanabilecek suistimal olaylarına karşı uyarıda bulundu. Erdoğan"örneğin geçenlerde Ankara'da bir deprem yaşadık. Kaymakamlık Kızılay'dan çadır istedi. VE oraya yeteri sayıda çadır gönderildi fakat bir spekülasyon biraz daha çadır gitti, tekrar spekülasyon biraz daha çadır gönderildi ve ihtiyacın en azından 5-10 katı çadır gönderildi. Sonradan araştırıyoruz ve görüyoruz ki, bu çadırlar kimi ahır olarak kimi ise yazın yaylaya çıkmak için kullanılıyor. İşte bunun adı tamamiyle bir suistimaldir, bunlara da tabiki fırsat vermemek gerekiyor." ifadesini kullandı.
"SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ DüNYADAKİ GELİR ADALETSİZLİĞİ'NİN YOL AçTIĞI SORUNLARA çARE OLABİLİR"
Sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında bireysel sıkıntıların yanında küresel sorunlarla mücadelenin de giderek daha geniş yer almaya başladığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, amacın yoksulluğun ve geri kalmışlığın topkeyün ve kaynağında yok edilmesi olduğunu vurguladı.
Artık dünyada küresel sorunlara küresel çözümler bulunmasında tek sorumluluğun devletlerde olmadığını, sivil toplum kuruluşlarının da bu konkata sosyal sorumluluk projeleriyle göre almaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Yardım alanlarını genişletilmesi ve kalıcı hale getirilmesi konusunda sosyal sorumluluk projeleri büyük öneme sahiptir. Dünyada fevkalade büyük bir gelir adaletsizliği olduğu açık. Sosyal sorumluluk projeleri bu adaletsizliğin yol açtığı sorunların çözümüne katkı sağlayacak bir araç haline getirilebilir. Nitekim dünyada soskyal sorumluluk projelernide yeterli düzeyde yer almayan şirketleri ifşa edip, onları buna zorlayan sivil yapıların ortaya çıktığı görülüyor. özellikle uluslar arası sanayi kuruluşları, dünyada üretilen katma değerin önemli bölümünü ellerinde bulundurmanın yanında yaşanan sorunların bir kısmının da doğrunda yada dolaylı müsebbibi olabiliyorlar. Dolayısıyla bunların sosyal sorumluluk projelerine ayıracakları kaynakalarnı, ürettikleri sorunların hafifletilmesinde yardımcı hale getirebiliriz. " Erdoğan, Dünyada sorunlara karşı hassasiyetin her platformda gün geçtikçe arttığının görülmesinin de küresel sorunlara küresel çözümler bulunması açsından umut verici olduğunu söyledi.
"BİR çOK KRİZİ YARDIMLAŞMA KüLTüRü SAYESİNDE BUHRAN YAŞAMADAN ATLATTIK"
Türk kültüründe ve inancında var olan yardım anlayışının toplum olarak en büyük güç kaynaklarından birisi olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, bu sayede Türk milletinin bir çok krizi derin sosyal buhranlar yaşamadan atlattığına dikkat çekti. Erdoğan, "Artan şehirleşme oranı ve modernleşme toplumsal yapımız içinde var olan yardımseverlik duygularının ogganik yapılar içinde yürütülmesini gerekli kılıyor. Nitekim ülkemizde yardımsever kişi ve kuruluşların sosyal sorumluluk projse çerçevesinde yürüttükleri çalışmalar her geçen yıl daha da artıyor. özellikle eğitim ve sağlık alanında yaşanan manzara gerçekten gurur vericidir. Türkiye'nin hiçbir ili yoktur ki hayırseverlerimiz tarafındn yaptırılan, okul öncesi, ilköğretim orta öğretim veya yüksek öğrenim eserleri ile tanışmamış olsun. Buy ardımların önemli bir bölümünün Büyükşehirlerde yaşayan zengin iş adamları tarafından Anadolu şehirlerinde yapılıyor olması da ayrıca önemli. Yardım faaliyetleri konusudaki yoğunlaşma sadece ülke içinde sınırlı değildir. Bu gün pek çok sivil toplum kuruluşumuz ülke dışında da fevkalade önemli çalışmalar yürütüyor. Dünyanın neresinde olursa olsun her büyük felakette Türk yardım kuruluşlarının yardımını görüyoruz. Bu kuruluşlarımızın hepsinin insanlara yardım etme konusundaki samimiyet ve çabalarıyla bulundukları yerlerde taktir ediliyorlar. " ifadesini kullandı.
İstanbul'un tarihten bu yana yardımseverliğin tarihi köklerine sahip olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, 960 yıldır Türkiye ve Osmanlı dahil Anadolu topraklarında var olan vakıfların, kimsesiz, fakir, fukara, yolda kalmış ve garip gurebanın koruyucusu olduğnu belirten Erdoğan konuşmasını Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul için çıkarıdğı fermanından yaptığı alıntıyla sonlandırdı:"Külliyemde bina ve inşa eylediğim imaret hanede şehit ve şühedanın harimleri ve Medine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye veya almaya bizatihi kendileri gelmeyip yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içinde evlerine götürüle. İncelik hassasiyet burada yardım elinin uzatıldığı kişiler incitilmesin isteniyor. Birileri görmesin çünkü sağ elin verdiğini sol elin görmemesi gerekiyro. Bu kadar hassas bir vakıf medeniyet. İşte bu bizim eşsiz medeniyetimizni zenginliğimizin geleneklerimizin bir göstergesidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.