Psikiyatr gözüyle Avcı'nın kibri!

Psikiyatr gözüyle Avcı'nın kibri!
Hanefi Avcı ve kitabına ilişkin çarpıcı bir analiz

HABERVAKTİM ÖZEL-

Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabını karıştırınca garip ve rahatsız edici benlik, gurur ve kibir içinde olduğu; kendi grandiözitesine (büyüklük fikri) kapıldığı dikkatimi çekti. Zaten kitaptaki:

“Herkesin, bırakın kolayca, bin bir çabayla dahi gelemeyeceği noktadayım”

“Yaşadıklarından dolayı, sanki yüksek bir tepeden kendi sahamda tüm dünyayı seyreder gibiyim. Kendimi, herkesin geçeceği yollardan çoktan geçmiş biri gibi hissediyorum” ifadeleri bu ruh halini göstermektedir

Kendisini her şeyden önemli gördüğünü kapağa adını çok iri yazarak da belli etmiştir.

Kişiliğine adeta kutsallık yükleyen şu cümleleri de ilginç:

“Bulunduğum noktaya nasıl geldim? Bu mucizeden öte bir şeydi. Ne mucizeyle ne de benim çalışma ve gayretimle olacak şey değildi; ne akıllı ne de cesur olmam yeterliydi. Belki mistikçe düşünülünce, akıl üstü bir irade buraya gelmemi istedi.”

“Bu noktaya gelişim fiziki bir mücadeleyle olsaydı, derin vadilerden geçmiş, aşılması imkânsız dağları aşmış, masallardaki ejderhalarla kavga etmiş, hiç kimsenin bilmediği tehlikelerle boğuşmuş olmak gerekirdi. İçte ve dışta milyonlarca, milyarlarca tesadüfün art arda, sistemli, düzenli bir biçimde etrafımda meydana gelmesi ve tüm ruhumu, benliğimi etkileyerek beni bulunduğum yere itmiş olması gerekirdi.”

Hanefi Avcı kitabında bir polis şefi değil de kitlelere rehberlik eden bir lider, hep haklı çıkan bilge bir düşünür havasındadır. Nitekim Susurluk ile ilgili verdiği demeçte, “Eğer benim dediklerim dinlenseydi bunlar olmazdı” diyerek dikkatleri üstüne çekmeyi amaçlamıştır. Herkes yanlış, ama o doğrudur:

“Türk milliyetçiliğinin, Türk gelenek ve ahlak anlayışının, kanunlarımızın, hatta dinin, bu ülkedeki uygulanış biçimi yanlıştı; Yoksa ülkemiz bu halde olur muydu, dünya ile yarıştan bu kadar geri kalır mıydı?”

“Yaşadığım her olaydan bir emare alarak 32 yılın sonunda; çok samimi olarak inandığım, hiçbir karşılık beklemeksizin uğruna gece gündüz çalıştığım, varlık sebebi gördüğüm değerlerin, ihtiyaca cevap vermediğini, hatta tüm sorunlarımızın kaynağı olduğunu anladım. Bu gerçeği kabullenememenin, kendime bile itiraf edememenin, öldürücü tesirini yaşadım.”

Avcı inanç sistemi, milliyetçilik ve din ile ilgili değer yargılarını eleştirdiği cümlelerin akabinde “Bir ölçü, bir terazi olacak; yanlışla doğruyu anlamaya yarayacak mikyaslar, değerler, fikri teraziler yaratmak istiyorum” diyerek yaşadığı değişimi, inanç sistemi ile özbenliğinin yer değiştirdiği süreci özetlemiştir.

“İşte bu en büyük değerleri eleştirmek, bunca yıl inandığımız, bizi biz yapan şeylere yanlış demek hiç kolay değildi. Ruhsuz insan olmak, motorsuz araç olmak gibi bir şeydi.” sözlerinde de Avcı’nın yaşadığı inanç kırılmasındaki suçluluk ve boşluk dikkat çekmektedir.

Yine Hanefi Avcı’ya göre Danıştay saldırısı, Balyoz darbe planı ve Hrant Dink suikastı gibi olayların failleri belli ve araştırmaya gerek yok. Bu olaylarla ilgili mahkeme kararları, belgeleri, tanık ifadeleri hepsi boş. Hanefi Avcı sanki hepsinin üstünde ve hükmü vermiş. Danıştay saldırısının Ergenekon eylemi olduğunu gösteren sayısız delili bir ölçüde yok sayıyor. Sonra ekliyor: “Kitap (yani kitabı) somut delillere dayanmamaktadır. Sadece benim kanaatlerimdir.”

Hem elinde somut delil yok, hem de “Ergenekon’a çocuklar bile güler” sözü. Ancak bu aşırı güvenin, şişmiş egonun ifadesi olabilir.

Sonra Bülent Orakoğlu, Ali Fuat Yılmazer gibi değerli polis şeflerini küçümsemesi de ondaki grandiöz havanın tezahürü olarak açıklanabilir.

Yine kendisini mutlaka doğru yapan, her zaman gerçeğe işaret eden, eleştiriye tahammülü olmayan biri olduğunu şu cümlelerinden anlıyoruz:

“Eski dostlarım ve birçok iyi niyetli insan bu yazdıklarıma kızacak, “nasıl yaparsın, yapmamalıydın,” diyecekler. Ama eski dostlarım beni bir gün mutlaka anlayacaksınız” diyerek, yine kendine ve öngörülerine aşırı güvenmeyi ön plana çıkarmaktadır.

Hanefi Avcı’nın kitabını okuduktan sonra şu kanaate varıyoruz: Cemaat iyi ki var. Yoksa gizli terör örgütleri faili meçhullerine, ihtilal ortamı hazırlamaya ve kardeş kanı dökmeye devam edeceklerdi.

Vaka Çalışması: Bir Narsis Kişilik Örneği, Hanefi AVCI

TIKLAYIN


HABERVAKTİM.COM/ÖZEL

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.