Bir narsis kişilik örneği!

Bir narsis kişilik örneği!
Narsis bir gün bir su birikintisinin başına gelir. Su birikintisi için eğildiği anda suda kendi yüzünü görür. Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlıkla bakar, sonra hayranlıkla, sonra da aşık olur. Bu seyirden kendini alamayan Narsis gitgide dünyaya karşı his

Vaka Çalışması: Bir Narsis Kişilik Örneği, Hanefi AVCI

Narsis bir gün bir su birikintisinin başına gelir. Su birikintisi için eğildiği anda suda kendi yüzünü görür. Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlıkla bakar, sonra hayranlıkla, sonra da aşık olur. Bu seyirden kendini alamayan Narsis gitgide dünyaya karşı hissizleşir ve orada kök salarak açılmış bir çiçeğe dönüşür. Bu çiçek yunan mitolojisine göre ismini Narsis'ten alan nergis çiçeğidir.

Yunan mitolojisindeki bu sembolik öykü, narsis (narsist-özsever) kişiliği anlatmaktadır. Narsis'in en büyük özelliği kendine hayranlığı (sudaki yansımasına aşık olması) ve dış dünyayı küçümsemesi yok saymasıdır (suyun başında hissizleşmesi).
Bu yazıda Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın hayatını anlattığı kitabı "Haliç'te Yaşayan Simonlar" kitabı ışığında, patolojik seviyeye ulaşmış narsis kişilik örneği okuyacaksınız.
Hanefi Avcının Gençlik Yılları: Narsistik Kişiliğin İnşası
Narsisizmi besleyen yine narsis kişiliğin kendi eylem ve davranışlarıdır. Narsisler sayısız insanın kaderiyle oynar, sayısız olaya hükmederler. Hanefi Avcı da geçmişte onlarca insanı mahkûm edebiliyor, dürüst insan imajıyla istediği kurumu takibe alabiliyor ve böylece kendi yarattığı gerçekliğin esiri haline geliyordu. Hanefi Avcı'nın hep en üstteki, hep elinde gücü olan insanları mahkûm etme çabası güçlüye karşı hakkı savunmaktan değil, narsis kişiliğini beslemek ve doğrulamak adına yapmaya mecbur kaldığı bir davranış örgüsüdür.
Müstakil Birimler: Narsistik Kişiliğin Yapıtaşları
Hanefi Avcı henüz genç bir komiser yardımcısı iken, 1976 yılında Mersin'e atanmıştı. Atandığı il'de il emniyet müdürünün karşısına çıkarak müstakil bir birime bakmak istediğini belirtti. Gülnar İlçe Emniyet komiserliğine atanan Hanefi Avcı küçük de olsa, az memurla da olsa oranın patronu idi. Hanefi Avcı'nın müstakil bir yere atanma isteği narsis kişiliğinin meslek hayatındaki ilk yansımasıdır.
Hanefi Avcı için müstakil olarak baktığı birimler kendi egosunu besleyen onay kaynaklarıdır. Nitekim ilk atandığı Gülnar İlçe Emniyet Amirliğinde libido'sunu Ego'suna yönlendirerek, hukuki olarak dokunulmazlığı bulunan Mal Müdürü'nü nezarete attırmıştı. Hanefi Avcı Meslek hayatındaki ilk icraatında Mal Müdürü'nü nezarete attırarak hem ilçe halkına "güç bende" mesajını veriyordu, hem de özbenliğindeki "en değerli benim" dürtülerini okşayarak onaylıyordu. Böylece Hanefi Avcı ilk icraatı ile birlikte özbenliğine yönelttiği aşırı sevginin yavaş yavaş kölesi olmaya başladı.
Çocukluk yılları
Avcı'nın çocukluk yıllarında çalışkan bir öğrenci olarak bilinmesi, ruh dünyasında farklı yansımalar bulmuştur.
"Hüseyin öğ¬retmen babamı bulmuş ve çok zeki olduğumu, mutlaka beni okutması gerektiğini söylemiş. Ne yaptığımın farkında değildim ama herkes çalışkan olduğumu söyleyince mecburen çalışkan rolüne bürünüp bu rolü oynadım. Bu durum bana farklı bir misyon yüklüyordu. Her sorulanı bilmeli, öğretmenin her sorusuna cevap vermeliydim, başka köy okullarıyla yapılan bilgi yarışmalarında bizim okulu ben temsil ediyordum. Belki gerçekten zekiydim, belki değildim ama benden beklenen rolü oynamak mecburiyetiyle dersleri iyi izlerdim. Tüm okul hayatım boyunca ilk beş arasına girmek mecburiyetimdeydim ve her zaman da girdim."
Avcı'nın kişilik inşasında bir ikileme girmişti. Kendini gerçekleştirmenin kendine biçilen rolü en iyi oynamaktan geçtiğine dair yanlış bir kanıya kapılan Avcı, henüz çocuk yaşlarda kendi ile ilgili sanal bir gerçeklik oluşturdu. Bilişsel yapıda oluşan "ben" şeması Avcı'yı bir taraftan başarıya taşırken bir taraftan narsisizme doğru sürüklendi.
Hanefi Avcı'daki Üstünlük Duygusu ve Narsistik Kişilik
Ben Vurgusu: Narsistik Kişilik Bozukluğunun En Açık Göstergesi
Narsistik kişilik bozukluğu yaşayan bireyleri diğerlerinden ayırt etmek çok kolaydır. Ben kelimesinin cümlelerdeki sıklığı ve vurgusu narsistik kişiliğin en çok öne çıkan özelliğidir. Hanefi Avcı otobiyografi niteliğindeki neredeyse tamamen kitabında ve söylemlerinde sürekli kendi icraatlarını anlatması ve çevresel kişilerden hemen hiçbirisine yer vermemiş olması gözden kaçmayan bir durumdur.
Üstünlük Duygusu
Narsisizm sadece kendine yöneltilen sevgi ve beğeni ile değil aynı zamanda üstünlük duyguları ile de beslenir. Narsistik kişilik bozukluğu yaşayan bireyin diğer insanları küçümsemesi, kendini yüceltmesi en çok öne çıkan özelliğidir. Hanefi Avcı kitabında;
"Herkesin, bırakın kolayca, bin bir çabayla dahi gelemeyeceği bir noktadayım. Sayısını bilemediğim kadar çok olay içerisinde yer aldım, çok şey yaptım."
"Yaşadıklarımdan dolayı, sanki yüksek bir tepeden kendi sa¬hamda tüm dünyayı seyreder gibiyim. Kendimi, herkesin geçe¬ceği yollardan çoktan geçmiş biri gibi hissediyorum.."
şeklindeki söylemleri Hanefi Avcı'nın narsistik kişilik yapısının patolojik boyutlara ulaştığının göstergesidir. Birey bu söylemleri ile kendini hayatın merkezine egosantrik biçimde koymuş, bu gerçekliğe de herkesten önce kendini inandırmıştır.
Narsistik Kişilik Özellikleri
1. İsmin Öne Çıkarılması
Hanefi Avcı'nın kendini öne çıkarma gayretine işaret eden en büyük delillerden birisi yayınlamış olduğu kitabın kapak dizaynındaki tercihlerdir. Avcı'nın kendi ismini kitabın isminden daha büyük ve kırmızı yazdırmayı tercih etmesi de narsistik kişilik bozukluğunun dışa vurumudur. Avcı'nın, kitabın birçok yerinde ve geçmişteki demeçlerinde olaylardan çok kendi şahsını öne çıkarma gayretinde olduğu gözlemlenmektedir. Nitekim Susurluk ile ilgili verdiği demeçte "Eğer benim dediklerim dinlenseydi bunlar olmazdı" diyerek dikkatleri yine kendi üstüne çekmeyi amaçlamıştır.
2. Kişiliğine kutsallık yüklenmesi
Narsisizmi geçmişte en yoğun şekilde yaşamış olanlar erki elinde tutan diktatörlerdir. Kişilik bozukluğunu katalize eden bu durum firavunların ilahlaştırılması, tanrının yer yüzündeki yansıması olduğuna inanılmasıdır. Aynı durum Cengiz Han, Timur gibi tarihsel figürler için de geçerlidir. Hanefi Avcı'nın
"Bulunduğum noktaya nasıl geldim? Bu mucizeden öte bir şeydi. Ne mucizeyle ne de benim çalışma ve gayretimle olacak şey değildi; ne akıllı ne de cesur olmam yeterliydi. Belki mistik¬çe düşünülünce, akıl üstü bir irade buraya gelmemi istedi." " Bu noktaya gelişim fiziki bir mücadeleyle olsaydı, derin va¬dilerden geçmiş, aşılması imkânsız dağları aşmış, masallarda¬ki ejderhalarla kavga etmiş, hiç kimsenin bilmediği tehlikeler¬le boğuşmuş olmak gerekirdi. İçte ve dışta milyonlarca, milyarlar¬ca tesadüfün art arda, sistemli, düzenli bir biçimde etrafımda meydana gelmesi ve tüm ruhumu, benliğimi etkileyerek beni bulunduğum yere itmiş olması gerekirdi."
şeklindeki ifadeleri kendini kutsallaştırdığının veya yaptıklarına kutsal anlamlar yüklediğinin en açık ifadesidir. Bu durum da Hanefi Avcı'nın narsistik kişilik bozukluğunun yılların birikiminden kaynaklandığının göstergesidir.
3. Mükemmeliyetçilik
Narsistik kişilikler mükemmeliyetçidirler. Mükemmele ulaşmak için büyük çaba sarf ederler. Hanefi Avcı'nın mükemmeliyetçi kişiliğinin yansımaları görülmektedir. "Bu kadar çalışma ve gayret sonucunda elde ettiğim tecrü¬beyle olağanüstü eserler ortaya çıkmıştı. Daha iyisini, daha üs¬tününü, daha sihirlisini yapmak gerekiyordu" satırları, mükemmel olma dürtüsü etkisindeki Hanefi Avcının narsistik kişiliğine işaret eden mükemmeliyetçi özelliğinin yansımalarıdır.

4.Yüzeysellik
Narsistik kişilik bozukluğu yaşayan bireyler konulara yüzeysel bakarak, somut delillere dayanmayan çıkarımlarda bulunurlar. Bu davranış örüntüsünün sebebi rasyonel delillere referans vermeyerek reddedilme olasılığını minimum'a indirmektir. Kitapta bahsi geçen güncel konulardaki yüzeyselliği de bunun bir parçasıdır. Nitekim Hanefi Avcı kitap tanıtımında verdiği demeçte de "Kitap somut delillere dayanmamaktadır. Sadece benim kanaatlerimdir" demesi bu özelliğinin dışa vurumudur. Bu sözler Hanefi Avcının kendisinin de farkında olmadığı bir savunma mekanizmasıdır.
5. A-sosyal kişilik
Narsistik Kişilik Bozukluğu'nun a-sosyal bireyler veya paranoid rahatsızlıkta (paranoyak) görülme oranı %2 ila %16 arasında değişir. Bu oran normal insanlarda görülen narsistik kişilik bozukluğu oranının 8 katına tekabül eder. Avcı kitabında a-sosyal olduğunu açıkça belirtmektedir. İstanbul'da yıllarca yaşamasına rağmen hiç taksime gitmediğini, hiç tam izin kullanmadığını, yemek olarak sürekli tost yediğini, dışarı yemek yemeğe gitmediğini, komiser iken dahi karakolda yatıp kalktığını yücelterek anlatmaktadır. Hatta narsistik kişiliğini besleyen a-sosyal davranışlarını doğrulamak adına bir adım daha ileri giderek, sosyal aktiviteye gidenleri, dışarıda yemek yiyenleri işten kaçtıkları gerekçesiyle suçlamaktadır.
6. Kıskançlık
Narsistik kişilik bozukluğu yaşayan bireyler çoğu zaman başkalarını kıskanır veya kıskanıldığı hissine kapılır.
Avcı kitabında bir çok noktada kıskanıldığından, diğer insanların geçemediği yerlerden geçtiğinden vs. bahsetmektedir.
Bunu yanı sıra Hanefi Avcı'nın bir çok isme kıskançlık beslediği de görülmektedir. Örneği kendisi gibi sansasyonel bir isim olan İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu için, "istihbarat formasyonuna sahip değil." "Orakoğlu'nun iri lafı" "Orakoğlu, demokrasi, özgürlük, darbe, siyaset gibi konular açısından bir bakış açısına sahip değil" gibi nitelemelerle kıskançlığını açığa vurmaktadır.
Yine Emniyet içinde sansasyonel sayılabilecek, Ergenekon operasyonlarına imza atan Ali Fuat Yılmazer'i de yetersiz, tecrübesiz, sorunlu gibi ithamlar ile küçültmesi de kendine rakip gördüğü "marka" isimlere karşı duyduğu kıskançlık duygusunun yansımalarıdır.
7.Empati yoksunluğu
Narsis insanların bir sorunu da empati yapamamalarıdır. Empati yoksunluğu Avcı'nın karakterinde ve yazdıklarında da öne çıkan özelliklerden biridir. Avcı kitabında bir çok yerde beraber çalıştığı eski iş arkadaşlarına ağır ithamlarda bulunmakta, ancak karşı tarafın duygularını anlamaya çalışırken de rasyonel çıkarımlar yapmak yerine, "Eski dostlarım ve birçok iyi niyetli insan bu yazdıklarıma kızacak, "nasıl yaparsın, yapmamalıydın," diyecekler. Ama eski dostlarım beni bir gün mutlaka anlayacaksınız"diyerek, yine kendini ön plana çıkarmaktadır.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.