Fisk İngiliz ajanı mı?
The Independent gazetesi Ortadoğu muhabiri Robert Fisk de, tıpkı Lawrence gibi Araplar arasında büyük bir üne sahip. Fisk, savaş kazanı Ortadoğu’da istediği şekilde dolaşıyor ve Ermenileri Türkiye’ye karşı kışkırtıyor. En son yazısında ise Türkiye’yi sözde Ermeni soykırımını inkar etmekle suçladı. Fisk, Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar arasında büyük bir üne sahip İngiliz ajan Lawrence gibi Ortadoğu’da saygın bir kişiliğe de sahip. Peki Fisk, tıpkı Lawrence gibi bir İngiliz ajanı olabilir mi?
TIPKI LAWRENCE GİBİ
Fisk ile ilgili bu iddianın temelinde de Birinci Dünya Savaşı’nda Arapları Osmanlı’ya karşı kışkırtan İngiliz ajanı Lawrence gibi Araplarla olan ilişkileri. Zira Fisk de, Lawrence gibi Arapları Amerika ve Batı’ya karşı desteklerken, bir yandan da Türkiye’ye çok sert eleştiriler yöneltiyor. Fisk, Arap dünyasında çok tanınan ve tutulan bir gazeteci olması nedeniyle Lawrence’e bu yönüyle de çok benziyor. Hatırlanacağı gibi İngiliz ajan Lawrence, Birinci Dünya Savaşı’nda Sina cephesinde Osmanlı’ya karşı Arapları kışkırtmak amacıyla Arap kılığına girmiş ve çok kısa sürede Araplar tarafından sevilen ve sayılan biri haline gelmişti. Lawrence, bu dönemde neredeyse bir Arap gibi Osmanlı’ya karşı savaşmış ve Araplar ile Türkler arasında düşmanlık meydana getirmişti. Lawrence’in o dönemde Osmanlı’ya karşı kullandığı en önemli propaganda “Sömürgeci Osmanlı, Araplara bağımsızlık” şeklindeydi.
LAWRENCE GİBİ TÜRKİYE DÜŞMANI
Robert Fisk’in Lawrence ile en önemli benzerliği ise Arap dünyasında çok tanınması ve kendisine itibar edilmesi. Fisk, savaşın kol gezdiği Ortadoğu’da askerlerin bile çekindiği bölgelere rahatça girip çıkan bir isim. Fisk’in en önemli özelliklerinden biri de Türkiye’ye olan bakış açısı. Türkiye’yi bölgede Ermenilere “soykırım” uygulamış bir devlet olarak addeden Fisk’in The Independent’da çıkan en son yazısı da bununla ilgiliydi.
“TÜRKLER HIRİSTİYAN ERMENİLERİ KATLETTİ”
Fisk, yazısında Amerika ve Bush’un Türkiye’ye boyun eğdiğini ve aslanı kuzu ya da fare gibi göstermeye çalıştığını iddia etti. Yazısında “Türkler özellikle Hıristiyan Ermenileri sistematik bir şekilde katletti” diyen Fisk, bunun İngiliz Başbakanı Churchill ve İngiliz arşivlerine göre de doğru olduğunu yazdı. Fisk daha da ileri giderek, Almanların Yahudi soykırımını Türklerin Ermenilere yaptığı soykırımdan etkilenerek yaptığını yazarak, neredeyse Almanları masum göstermeye de çalıştı. Ermenilerin Amerika’nın bugünkü ‘teröre karşı savaş’ından daha çok terörize edildiğini savunan Fisk, Bush’un Türklerin yalanına kandığını iddia etti.
“BU DÜZEYDE İNSANLARIN BİR KISMI DEVLETLER ADINA ÇALIŞIR”
Fisk’in Araplara olan sempatisi, Ermeni tezlerini desteklemesi ve Türkiye düşmanlığı yapması 'acaba Robert Fisk İngiliz ajanı mı?' sorusunu da akıllara getirdi. Konuyla ilgili olarak MİT eski Terörle Mücadele Daire Başkanı Prof. Mahir Kaynak’a bu soruyu yönelttik. Kaynak, Fisk’i zan altında bırakmak istemediğini, ancak bu düzeydeki insanların önemli bir kısmının bir devlet adına çalıştığını söyledi. Kaynak’ın Fisk’in çok taraflı ve belgelere dayanmayan açıklamalarının bir Türk düşmanlığı şekline dönüştüğünü belirtirken, “Kendisinin bir kitabını da okudum. Ancak Robert Fisk çok taraflı birisi. Ermeniler konusundaki söylemleri bir tarafa hizmet ettiğinin delilidir. Ancak bunu kendi adına mı yapıyor, yoksa başka kurumlar adına mı yapıyor, bu bilinmez. Bu düzeydeki insanların önemli bir kısmı devletler adına çalışır” ifadelerini kullandı.
“FİSK YÖNLENDİRME YAPIYOR”
Kaynak, uluslar arası alanda gazeteciliğiyle ün salmış birinin hiçbir belge ve bilgiye dayanmadan bir tezleri ileri sürmesinin de ayrı şüphe doğurduğuna işaret ederek, “Robert Fisk’i zan altında bırakmak istemem. Kendisine direk olarak sen İngiliz ajanısın diyemem, ancak, söyledikleri ve yazdıklarıyla bir yönlendirme yapıyor. Bu yönlendirme de birilerinin işine yarıyor” dedi.
“ULUSAL GÜVENLİK GAZETECİLİKTEN ÖNCE GELİR”
Araştırmacı yazar Aytunç Altındal da Kaynak gibi, Fisk’i doğrudan töhmet altında bulundurmaktan kaçınıyor. Altındal, Robert Fisk’in İngiliz ajanı olup olamayacağı konusunda hiçbir bilgisi olmadığını belirtirken, şunu da önemle vurguluyor: “Ancak, Batı’da bütün gazeteciler istihbaratçılarla çalışmak zorundadır. İngiltere’de, Amerika’da ulusal güvenlik gazetecilikten önce gelir. Özellikle dünyanın riskli bölgelerinde çalışan gazeteciler, ellerindeki bilgiyi istihbarat örgütleriyle paylaşmak zorundadırlar. Aksi taktirde iş yapamazlar.”
(habervaktim - Dış Haberler)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.