Avrupa’yı ancak Türkiye koruyabilir

Avrupa’yı ancak Türkiye koruyabilir
Bölgesel ve küresel sorunların çözümünde etkili olamayan Avrupa Birliği’nin yeni umudu, bölgesel ve küresel bir güç haline gelen Türkiye oldu.

MEHMET NEDİM ASLAN'IN HABERİ...

Yakın zamana kadar Türkiye’yi dışlayan ve sorunlu bir ülke olarak gören Avrupa, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve dış politikadaki başarılarından sonra Türkiye’den medet ummaya başladı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ‘vizyoner’ olarak nitelendirdiği diyaloga dayalı dış politikadaki başarılar ve Türkiye’nin artan bölgesel ve küresel nüfuzu, ortak bir savunma ve dış politika belirleyemeyen Avrupa’nın yeni umudu oldu.

AB, TÜRKİYE VE RUSYA İLE ÜÇLÜ MEKANİZME OLUŞTURMALI
Avrupa’nın en saygın düşünce kuruluşlarından Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR), hazırladığı bir raporda AB’nin Türkiye ve Rusya ile birlikte üçlü bir savunma paktı kurması önerisinde bulundu. ECFR’den Ivan Krastev ve Mark Leonard’ın hazırladığı raporda, Avrupa Birliği’nin mevcut güvenlik ve dış politikasının işlemediği belirtilerek, AB’nin bölgesel bir güç olarak ortaya çıkan Türkiye ve Rusya ile üçlü bir güvenlik paktı kurarak, bölgesel ve küresel sorunların çözümünde ortak hareket etmesi tavsiyesinde bulunuldu. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin hızlandırılması gerektiğine vurgu yapılan raporda, AB’de bazı ülkelerin Türkiye karşıtlığı nedeniyle bu ülkenin Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar’da aktif bir dış politika izlediğini ve AB ve NATO’yla bazen ters düştüğünü kaydedilerek, AB’nin Türkiye ve Rusya ile üçlü bir mekanizme kurmasının kaçınılmaz olduğu belirtildi.

ABD, AVRUPA’YI KORUYAMAZ
ABD’nin daha çok Irak, İran ve Çin’in yükselen gücüne yoğunlaştığını ve artık AB’nin güvenlik teminatı olmadığı kaydedilen raporda, ABD’nin Soğuk Savaş sonrası dış politikasının bölgesel sorunları çözemediğini ve Avrupa’nın da bölgesel ve küresel bir güç haline gelemediğine dikkat çekildi. Türkiye’nin Dışişleri Ahmet Davutoğlu’nun dediği gibi artık bir sorun değil bir aktör olduğuna vurgu yapılan raporda, kendine güvenen diplomasisiyle Türkiye’nin güvenlik sorunlarını güç kullanmaktan ziyade artık diplomasi yoluyla çözdüğü ve bölgesel bir güç haline geldiği ifade edildi.

TÜRKİYE’NİN KEMALİZM SONRASI DIŞ POLİTİKASI
Türkiye’nin Kemalist kurucularının birçoğunun Balkanlardan geldiğine dikkat çekilen raporda, Kemalizm’in hızlı bir Batılılaşma politikası güttüğü ve toplumun değerlerini ‘geri’ görmesine rağmen her zaman Batı yanlısı olmadığı kaydedilerek, Kemalizm sonrası dönemde Türkiye’nin geniş bir alanda yeniden nüfuz sahibi olduğu ve bunun AK Parti ile başlamadığı 1980 sonrasındaki sürecin bir devamı olduğu belirtildi.

KİM GELİRSE GELSİN, TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI DEĞİŞMEZ
Türkiye’de hangi parti başa gelirse gelsin, yeni dönemdeki dış politika önceliklerinin değişmeyeceğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’nin Ortadoğu’da önemli bir oyuncu olduğunu ve İslam dünyasının lideri olmaya çalıştığı belirtildi. AB’nin isteksizliği nedeniyle Türkiye’nin hala öncelik olarak görmesine rağmen AB’ye katılıma yönelik desteğin azaldığı ifade edilen raporda, Türkiye’nin komşu ülkeleriyle olan ilişkilerini AB’ye bir alternatif olarak değil, İngiltere’nin İngiliz Milletler Topluluğu ve İspanya’nın Latin Amerika olan ilişkisine benzettiği belirtildi. AB’nin bölgesel ve küresel bir güç haline gelmesi için Türkiye’nin başlatmış olduğu dış politika atağına destek vermesi gerektiği ifade edilen raporda, AB, Türkiye ve Rusya’nın üçlü bir mekanizma oluşturması, Türkiye AB’ye alındıktan sonra da bu mekanizmanın AB ve Rusya arasında bir diyaloga dönüşeceği belirtildi.

YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.