'Kuyruk acısı var' derler o yüzden susuyorum

'Kuyruk acısı var' derler o yüzden susuyorum
Yargıtay Onursal Genel Sekreteri Dr. Uğur İbrahim Hakkıoğlu, Yargıtay Başsavcıvekilliği seçimlerinde daha çok oy almasına rağmen dönemin Cumhurbaşkanı Sezer’in bu göreve Yalçınkaya’yı atadığını anlatırken, “Sonra da Başsavcılık görevine

FATİH AKKAYA’nın haberi 

Millet iradesini hiçe sayan açıklamaları ile gündemde olan Abdurrahman Yalçınkaya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve öncesinde de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliği görevlerine dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından atandı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliği görevine Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı ve Yargıtay Genel Sekreterliği görevlerinde bulunmuş Uğur İbrahim Hakkıoğlu da adaydı. 2004’te Sezer, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliği görevine 173 oy alan Hakkıoğlu’nu değil 141 oy alan Yalçınkaya’yı atadı. Sezer, Yalçınkaya’yı 2007’de de yine daha az oy almasına rağmen Başsavcılık görevine atadı.

“KUYRUK ACISI VAR” DERLER, O YÜZDEN SUSUYORUM

Yeni Akit’e konuşan Yargıtay Onursal Genel Sekreteri Dr. Uğur İbrahim Hakkıoğlu, o günleri şöyle anlattı: “Yargıtay Cumhuriyet Bassavcıvekilliği için Haziran 2004’de Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nda yapılan aday belirleme seçiminde en yüksek oyu alarak birinci seçildim. Yalçınkaya da adaydı. Ben 173 oy aldım, Yalçınkaya ise 141 oy aldı. Ama Sezer, Yalçınkaya’yı seçti. Sezer, 2007’de de tercihini Yalçınkaya’dan yana kullandı. Şimdi ben ne diyeyim. Aleyhte konuşsam kuyruk acısı var derler, lehe konuşsam olmaz. O yüzden susuyorum. Ama durum böyle. Demokrasiyse demokrasi. Sonra ben 5 vilayette başsavcılık yapmış biri idim. Müsteşarlık yapmıştım, genel sekreterlik yapmıştım. Arkadaşımızın böyle bir durumu yoktu. Ama Sezer onu tercih etti. Yapacak bir şey yok.”

SEZER’İ TARİF ETTİ

Hakkıoğlu, Sezer’in neden kendisini tercih etmediği konusundaki sorumuz üzerine ise şunları söyledi: “Valla ben Sezer’i yakinen tanırım. Sezer böyle kendi içine kapanık, soğuk, insana kıymet vermeyen, kimseyle görüşmeyen bir tiptir. Seçeceği adamların da hep böyle olmasını istiyor.”

Hakkıoğlu ardından ekledi: “Ama Yalçınkaya da öyledir demiyorum, asla. Yalçınkaya benim sevdiğim saydığım bir arkadaşımdır. Çok efendi çok kibar biridir. Halen bana saygılı davranır. Ben de ara sıra ziyaretine giderim. Ama bu son çıkışı doğru mudur, yanlış mıdır bir şey söyleyemeyeceğim.”

ESKİ HSYK’NIN BİR SÜRÜ SAKINCASI VARDI

Refahyol öncesinde ve sonrasında Mehmet Ağar ve Oltan Sungurlu dönemlerinde Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı görevlerinde de bulunmuş bir isim olan Hakkıoğlu, HSYK’nın yeniden yapılandırılmasına yönelik tepkilerle ilgilide de önemli açıklamalar yaptı. HSYK’nın yapısının değiştirilmesinin kendilerinin de gündeminde olduğunu ifade eden Hakkıoğlu, şöyle konuştu: “Eski HSYK öyle aman aman bir kuruluş değildi. Bizim de gündemimizdeydi değişiklik, şikayetler vardı.

Nitekim bir sürü sakıncası vardı o yapının. Hatta biz o sakıncaları giderecek bir sistem hazırlamıştık. Yargının Doruğunda Adaleti Aramak adlı kitabımda da var o sistem. Bugün uygulamaya konulan sisteme benziyor, çok benziyor. Bizim hazırladığımız taslakta da yine 7’şer kişilik üç kurul vardı. Ama bugün yapılan kurullarda disipline başkası bakıyor, atamaya başkası bakıyor, çıkartmalara falan başkası bakıyor. Bizimkinde ise yatay iş bölümü vardı. Yani hakimlere bir kurul, savcılara bir kurul, idari savcı ve hakimlere bir kurul şeklinde idi. Ve müsteşarı savcılara bakan kurula dahil etmiştik. Üç kuruldan birinin kararına karşı itiraz halinde bu itirazı üç kurulun bir araya gelip inceleyeceği, bu kurula da Adalet Bakanı’nın başkanlık edeceği bir sistem. Bugün yapılana benzer bir sistem yani.”

YAPILAN SİSTEM DOĞRU BİR SİSTEM

Bugün Anayasa’da yapılan HSYK değişikliğini genel hatları ile doğru bulduğunu ifade eden Hakkıoğlu “Akademisyenlere ve baroya fazla kontenjan ayrılmamalı diye düşünüyorum. Çok kapalı da olmamalı mesleğe. Ufak tefek birkaç arıza olduğunu düşünüyorum. O arızalar eğer düzeltilebilirse bu sistem bence doğru bir sistem” dedi.

İDEOLOJİK BULMUYORUM

Hakkıoğlu, tepkilerle ilgili de şunları söyledi: “Bence asıl sebep şu. Ben Yargıtay’da Osman Aslan ve Sami Selçuk Beylerin dönemlerinde Genel Sekreterlik yaptım. Bizim Yargıtay başkanlarımızın Başbakanlıkla, Köşk’le karşılıklı saygınlık içinde olan bir ilişkileri vardı. Eğer öyle bir konsensüs temin edilebilseydi sonraları da daha güzel bir sistem ortaya konulabilirdi. Ama maalesef bu olay gerginliğe dönüştü. İki taraf iki taraftan çekince böyle oldu. yeni sistemi çok fazla ideolojik bulmuyorum. Ama bir takım önlemler almazlarsa ideolojik hale gelebilir. İktidarlar bugün a partisi olur yarın b partisi olur. Bu seçimleri biraz daha güvenceli hale getirmek kaydıyla bence uygun bir sistem.”

YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.