Filistin Büyükelçisi'nden tarihi mesajlar

Filistin Büyükelçisi'nden tarihi mesajlar
habervaktim olarak makamında ziyaret ettiğimiz Filistin Türkiye Büyükelçisi Amin Maarouf, Gazze başta olmak üzere yaşanan Filistin dramını bizlere ilginç açıklamalarla anlattı.

Sayın Maarouf Filistin-İsrail sorunu çok uzun yıllardır dünya gündemini fazlasıyla meşgul ediyor. Bizlere Filistin’de özellikle Gazze’de yaşanan insanlık dramından bahseder misiniz?
Gazze olaylarındaki ilk sorun İsrail’in Filistin’e karşı yapmış olduğu saldırı ve işgaldir. Bu, Filistin halkına yapılmış bir abluka ve zulümdür. öncelikle tüm dünya haklarının özellikle de Müslüman halkların bilmesi gereken bir şey var ki; o da Filistin’in işgal altında olduğudur. Filistin halkı ve toprakları sürekli olarak İsrail tarafından işgal altındadır. İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesinin meşru ve hukuki bir yönü yoktur. İsrail herhangi bir saldırıyı gerçekleştiriyorsa; bunu uluslararası tüm kanun ve yasaları çiğneyerek yapmaktadır. Tabii ki bunun sonucunda Gazze’de yaşayan halkımız büyük saldırılara maruz kalmaktadır. Gazze, hem bir işgal hem de bir kuşatma altındadır. Son iki gün içinde bu saldırılarda 100 şehit verdik. 600’e yakın da yaralımız var. Siyonist İsrail, insanları öldürmekle yetinmedi, masum çocukları da öldürdü. Şehitlerimizin yüzde 40’ı masum ve günahsız çocuklardan oluşmaktadır. Bu çocuklar arasında henüz iki aylık bebekler de bulunmaktadır. Bu İsrail tarafından barbarca ve vahşice uygulanmış bir saldırıdır. Bu yapılan saldırılar İsrail tarafından Filistin halkına planlı ve zalimce uygulanan bir vahşet ve siyasettir. Maalesef yapılan tüm bu saldırı ve vahşete Birleşmiş Milletler, diğer devletler ve özellikle Müslüman ülkeler sadece seyirci kalmaktadırlar.

Mülteci olarak dünyanın çeşitli devletlerinde özellikle Irak Suriye ve Lübnan’da bulunan ve hayatta kalma savaşı veren Filistin halkına uygulanan ambargo ve temel insani haklardan mahrum edilme olayına neden dünya ülkeleri ve Müslüman devletler sessiz kalıyorlar?
İlk olarak belirtmek isterim ki; Filistin halkının mülteci olarak bulunduğu dünyanın çeşitli devletlerinde ki tüm insani hakları tamamen ve açıklama olmaksızın çiğnenmektedir. Bunun en önemli sebebi İsrail’in uygulamış olduğu Siyonist siyasetin tüm devletler tarafından sessizce kabul edilmesi ve bunun sonucunda işgalin ve zulmün devam etmesi sonunda da Filistin meselesine adil ve tarafsız bir çözüm bulunamamasıdır. Birleşmiş Milletler ve Müslüman devletler uluslar arası mülteci sorununu İsrail’in aleyhine koz olarak gördükleri için adil ve kalıcı bir çözüm ortaya çıkamamaktadır. Bizim İsrail’le olan sorunumuz tamamen siyasidir. Ve bu direniş ve mücadele Filistin halkının politik kimliğidir. Bizim Filistin halkı olarak bağımsız bir devlet kurma hakkımız olduğu gibi tüm meşru ve siyasi haklarımızı bir devlet çerçevesi içinde yaşamak en tabii ve doğal hakkımızdır. Bizler yani Filistin halkı olarak sadece ve sadece bu haklarımız için mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. İsrail ve yandaşları tüm bu baskı zulüm ve şiddet olaylarını sıradan birer insani sorun gibi göstermeye çalışmaktadırlar, Filistin devletinin kurulmasına ekonomik olarak engel olunmaktadır. Bu yapılmaya çalışılan kendilerince bir çözüm olabilir fakat Filistin halkı için bir alternatif değildir. Oysa bizim isteğimiz sadece tüm meşru ve siyasi haklarımızla Filistin devletini kurmak ve yaşatmak. O yüzden tüm Filistin mültecileri Gazze’deki halkla aynı sıkıntıları ve acıları çekiyorlar. Uluslar arası toplumun Filistin meselesine çözüm bakışı içeridekilere ve dışarıdakilere aynıdır. Siyonist İsrail’in ve onun güdümündeki Amerika’nın bu meseleye bakışı aynıdır. Ne yazıktır ki; Birleşmiş Milletlerden çıkan kararlar, Filistin haklarını gözetme ve koruma yolunda değildir.

Şu anda Filistin’de iktidarda olan hükümetten ciddi bir biçimde rahatsızlık duyulduğunu biliyoruz. Bu rahatsızlık yüzünden Gazze’de saldırıların ve vahşetin planlı bir şekilde artırıldığını görüyoruz. Bu bahsedilen sorunu kısa ya da uzun vadede Filistin halkı ve hükümeti nasıl aşacak?
Filistin ve İsrail ilişkisi oldukça zor ve meşakkatlidir. İsrail bir işgal ve terör devletidir, ilişkiye bu açıdan bakmak gerekmektedir. İsrail, sürekli olarak masum sivillere, savunmasız kadınlara ve beşikteki, kundaktaki günahsız bebeklere saldırılar gerçekleştirmektedir. Filistin Hükümeti öncelikle şartsız ve koşulsuz olarak işgalin kaldırılmasını İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesini ve sonrasında da adil ve kalıcı bir barışın tesis edilmesini istiyor. Ancak bu anlaşmanın ve barışın temeli uluslararası hukuk çerçevesi içinde olmalıdır. Bizim istediğimiz sadece uluslararası hukukun uygulanmasıdır ancak ne yazık ki İsrail bunun uygulanmasını istemiyor. 17 yıldan beridir İsrail ile barış süreci içindeyiz belki de daha uzun bir süredir beklemekteyiz. Lakin bu süre içinde hiçbir gelişme olmamıştır ve İsrail’in Filistin üzerindeki baskı zulüm ve işgali devam etmektedir. Filistin’in tüm şehir kasaba ve köyleri en ücra köşelerine kadar hala işgal altındadır. Sadece Batı Şeria’da 600’den fazla sivil ve askeri barikat vardır. Bu barikatların bulunmasının tek nedeni Filistin halkına zorluk çıkartmak ve huzursuz yaşatmaktır. Biz üzerimize düşeni yaptık ve Annapolis’e gittik ve orada gelecek için bir barış temeli atmaya çalıştık ve orada gördük ki Annapolis’in en talihsiz noktası bir Yol Haritası’nın olmayışıdır. O görüşmelerde İsrail’den istenen bir şey vardı; o da yeni yerleşim bölgeleri kurmayı durduracaktı. Ve Annapolis görüşmeleri biter bitmez İsrail 4000 yeni yerleşim bölgesi kurmaya başladı. Filistin topraklarında yerleşim devam ederse elbette ki bir barıştan söz edilemez. Zaten Filistin toprakları halen işgal altında iken İsrail ile bir barış olması imkansızdır. Bu da tamamen İsrail’in adil bir barış istemediğinin açık bir göstergesidir. İsrail her zaman Filistin toprakları ve halkının üzerinde baskının sürekli devam etmesini istiyor. Bu elbette ki olamaz, işte sırf bu yüzden uzun vadeli bir barıştan söz etmek çok zor. İsrail aynı politikalarına devam edecek ve Filistin halkı da direnişe devam edecek. Maalesef bu ileride yaşanacak olayların bir resmi niteliğindedir. Tüm bu yaşananların tüm sorumlusu sadece İsrail’dir. İsrail herhangi bir barış antlaşması istemediği için sıkıntılar devam ediyor. İşte bu sıkıntıların diğer bir sorumlusu da İsrail’e destek veren Batılı ülkeler ve onun uydusu olan emperyalist Amerika’dır.

Yaser Arafat’la başlayan ve on yıllarca devam eden, oldukça başarıya ulaşan bir İntifada olgusu var, şimdilerde yeni bir İntifada olacak mı?
Filistin halkı, İsrail’in işgale başladığı günden beri zaten sürekli ve bitmeyen bir İntifada’dadır. İngiliz sömürgeciliğiyle başlayan ve İsrail işgaliyle devam eden bir İntifada zaten hep var olmuştur. Bu, Filistin halkının özgürlük mücadelesidir. Bu direniş, gelişmelere göre bazen yükseliyor, bazen de azalıyor. Burada altını çizerek belirtmek istiyorum ki; Filistin halkı direnişe ve mücadeleye yılmadan, bıkmadan devam edecektir. Biz İsrail’e karşı gücümüzün zayıf olduğunu biliyoruz fakat söz veriyoruz ki İsrail bize karşı hiçbir zaman üstün gelemeyecektir. Haklarımızı savunacağız ve biz sözümüze bağlı kalacağız. Her şeye rağmen bu topraklarda bağımsız devletimizi kuracağız ve kurulan Filistin devletinin başkenti Kudüs olacaktır.

çok uzun yıllardır süregelen bir Ortadoğu sorunu ve bu sorunun temelinde iki devlet var: Filistin ve İsrail. Bunun yanında da diğer Arap ve Müslüman ülkelerin bu soruna tamamen kayıtsız kalmaları, bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Tabii ki Filistin ve Ortadoğu meselesinin bu kadar uzamasının sebebi, Arap ve Müslüman ülkelerden destek alamamaktır. Hem Arap hem İslam alemi gerçekten bize fiili bir yardımda bulunsalardı bu sorunlar uzayıp gitmeyecekti. Bize az da olsa yardım ve destek olunuyor lakin bu destek ve yardımlar takdir edilir ki yetersiz kalmaktadır, acılara sıkıntılara ve vahşetin sona ermesine yetmemektedir. Tüm Ortadoğu’nun istikrarsızlığının tek sebebi ve sorumlusu tamamen İsrail’dir. Zaten Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunduğu takdirde Ortadoğu’da istikrar kendiliğinden oluşacaktır.

Son olarak, büyük bir dram yaşayan Filistin halkına ve tüm dünyaya bir mesajınız ne olacak?
İlk olarak ben Türk devletine ve halkına çok teşekkür ederim. Filistin halkından desteklerini ve yardımlarını yıllardır hiç esirgemediler, Türkiye Cumhuriyeti politik ve siyasi gücünü kullanarak maddi ve manevi bir şekilde bizim yanımızda olduğu için ayrıca minnettarız ve şükranlarımızı sunuyoruz. Filistin halkına gerek Türk devleti ve Türk halkından sürekli acil yardımlar gelmektedir. Geçtiğimiz günlerde 60’a yakın acil tedavi görmesi gereken yaralımız özel gayretlerle Türkiye’ye getirildi ve tedavilerine başlandı. Bu vatandaşlarımıza sürekli yardım yapılmaktadır. Bülent Yıldırım Bey’e bunun için özel olarak teşekkür ederiz. Türk halkından bu yardımların kesilmemesini özellikle rica ediyoruz. Filistin halkının bu yardımlara gerçekten çok ihtiyacı vardır. Bizler öteden beri Türk halkını kardeşimiz olarak gördük ve hala da görmekteyiz. Bize sonsuz anlayış gösterdikleri içinde onları takdir ve şükranla karşılıyorum.

İLGİLİ HABER:

Dünden Bugüne Filistin Davası-Foto Analiz

(Müjdat Gökçe – habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.