Spor yazarları ne dediler?

Spor yazarları ne dediler?
Fenerbahçe, güzel bir futbol ortaya koymasına rağmen İngiliz ekip Chelsea'yi geçemedi. Peki Kanaryaların bu maçtaki performansı nasıl yorumlanmalı? İşte spor yazarlarının görüşleri:

Semih'i oynat diye Zico'yu kim kandırdı? / KAZIM KANAT

Fenerbahçe'nin iki büyük hatası dünkü maça damgasını vurdu. Bu iki hata Chelsea'ye inanılmaz prim verdi. Şöyle ki;

A-Kim kandırdıysa Zico'yu Fenerbahçe'ye ihanet etti. Semih Şentürk'le maça başlamak demek, "En büyük ihtiyat kuvvetini" savaşın başında cepheye sürüp yok etmek demek. Dahası; Chelsea savunması Kezman'ı nasıl durdururum derken karşılarında Şentürk'ü buldular, rahatladılar. Şentürk'ün oynaması doğru ama zamanlaması yanlış. Ayrıca Türkiye Ligi başka, Şampiyonlar Ligi bir başka. Adama top göstermezler, top.

(Oysa; Kezman bu sahada oynadı. Yani Chelsea'yi bilen biri. üstelik eski takımına karşı daha iyi motive olurdu..)

B-Bu Fenerli futbolcular bilmiyorlar mı ki, maçın başında bir dikkatsizlik maçın kaderini değiştirir. Maçın başında bir frikikte Ballack'a vurdurulan kafa ve son dakikada bir dikkatsizlik affedilmez.



Türkiye'nin sesi / LEVENT TÜZEMEN

Zico'nun Kezman'ı sokup tek ön liberoya dönmesi riskliydi ama hücumda etkili oldu. Semih çıkıp Uğur girdikten sonra Fenerbahçe kanatlardan bindirip oyunu Chelsea üzerine yıktı. 82'de Gökhan'ın şutunu Hilario yerlerde sürünerek çizgiden çıkardı. Aynı dakikada Kazım'ın şutunu da zor kurtardı. Avrupa maçlarında rakip kaleye sık şut atan, özellikle Deivid'le goller bulan Fenerbahçe, Chelsea önünde nedense şut atmayı düşünmedi. Bir Gökhan bir de Kazım şutu denedi, Avram Grant ve Chelsea tribünleri gözlerini kapadı.

Buraya gelmek büyük başarı. Fenerbahçe, Türkiye'nin Avrupa'daki sesi oldu. Yarı finali hak edecek maçlar oynadı ama Chelsea önünde şansı yardım etmedi.

Sağlık olsun, hepsinin ayağına sağlık.


Yazık oldu / AHMET ÇAKAR

Skora hiç bakmayın. Chelsea, Fenerbahçe'den daha iyi oynamadı ve kazanmayı hak etmedi. Aslında herşeyi bozan Chelsea'nin neredeyse 90 dakika önde oynamasıydı. Bir yan topta Ballack'ın kalitesinden kaynaklanan kafa golü olmasa ve de Chelsea maça galip başlamasa dün gece asla bittiği gibi olmazdı. Hele hele son yarım saat var ki, Fenerbahçe, Chelsea'yi bayılttı. Avram Grant'e bakıyoruz, dudaklarını yiyor. Tüm Chelsea taraftarında derin bir kaygı hakim. Ballack dışında ruhen direnebilecek bir Chelseali kalmamış. İşte bu dakikalar yani "Fenerbahçe'nin golü ha geldi ha geliyor" dediğimiz dakikalarda iki pozisyon oldu. Bazen üçüncü kaleciler maç kurtarır. Hilario da Gökhan ve Kazım'ın şutlarında yaptığı kurtarışlarla takımını yarı finale taşıdı. Bizi şaşırtan Fenerbahçe'nin bu yukarıda bahsettiğimiz iki şut dışında tek bir pozisyon bulamayışı oldu. Aslında buna pek de şaşırmamak lazım.


Avrupa'nın ışığı / GÜRCAN BİLGİç

Saracoğlu'nda da ilk yarıda yaşanan sıkıntı, kafileyi getiren uçağın bagaj bölümünde kendine yer bulmuş, yine 60'a kadar gösterisini yapmıştı. Fenerbahçe pas organizasyonu kuramıyor, kendini bu noktaya getiren karakterini sahaya yerleştiremiyordu. Ne zaman ki ikinci kaleci Cudicini sakatlanıp, yerine üçüncüsü Hilario geçti; İngilizler'in kafası karıştı. Birer adım geri gelmeye başladılar, Grant defansif değişiklikler yaptı. Zico, 60'ta Kezman ile forveti ikiledi. Alex ikinci bölgeye taşındı, kontrol Fenerbahçe'ye geçti.


Bu kez çeviremedi /ÖMER ÜRÜNDÜL

F.Bahçe iyi mücadele ettiği, kora kor oynadığı, 90 dakika ayakta kaldığı maçta erken gol dezavantajına düşmesi ve Chelsea'nin güçlü takım savunmasını arızaya uğratamaması nedeniyle yarı finale çıkma şansını kaybetti.

F.Bahçe bir duran top golüyle maça adeta yenik başladı. Bu hem moral açısından hem de rakibin riski çok erken terk etmesinden önemli bir dezavantaj. Kısa süre bir şok yaşandı ancak 10. dakikadan sonra oyun dengelendi. F.Bahçe yapısına uygun kontrollü anlayışa sadık kalarak devre sonuna kadar rakibiyle başa baş bir mücadele sergiledi. Chelsea'ye oyuna hükmetme ve üretkenlik şansı vermedi. Ancak hücum girişimlerinde etkili olamadı.

Chelsea iyi oynamıyordu ama takım savunması çok güçlüydü. Herkes defansif görevini yaparken, oturmuş, birbirlerini iyi tanıyan, deneyimli geri dörtlü ve ön liberoda onlara sıkışan Makelele ile alan daraltan garantili bir kurgu oluşturuyorlardı. Tabii skor avantajına da sahip olunca riski hiç düşünmüyorlardı. Bu tip bir görüntüde F.Bahçe'nin pozisyon bulma şansı duran toplara kalıyordu. Böyle bir duran topta çok elverişli bir pozisyon doğdu ancak Lugano bomboş pozisyonda kafayı iyi vuramadı.


Kimsenin lafı olamaz / CAN BARTU

FENERBAHçE, Avrupa defterini kapattı. Ama, futbol oynayarak, sahadaki mücadelenin hakkını vererek alkışlarla kapattı.

Chelsea karşısında topu çok iyi kullandılar. Herşeyi yaptılar. Tek eksikleri yırtıcı ve sürükleyici bir santforunun olmamasıydı. Semih ileride yalnız kaldı ve ona şişirilen her topa da Chelsea savunması rahat sahip oldu. İngilizlere karşı topu havalandırırsan, onların ermeğine yağ sürersin.

Chelsea, Fenerbahçe’nin top kullanmasından ve mücadelesinden rahatsız oldu. Sarı lacivertliler pozisyona da girdi. Oyun genelinde Chelsea’ye karşı kafa kafaya mücadele etti. Belli dönemlerde de üstündü. Basit goller yedi, elendi. Sonuçta yenildi. Futboldaki üç sonuçta biridir yenilmek. Ama yenilince, böyle yenileceksin. Stamford Bridge tribünlerindeki Chelsea taraftarlarının yüreklerini ağzına getirdiler ve her an gol atacak futbol sergilediler. Gökhan ve Colin Kazım’ın gollük şutlarında sapsarı kesildiler.



Tempo güzel sonu kötü / ALTAN TANRIKULU

Kadıköy’deki maçın ilk yarısı ve dünkü karşılaşmanın ilk beş dakikasını seyredenler de aynı kanıdaydılar.. Chelsea turun favorisiydi ve Fenerbahçe’yi rahatça eleyecekti.. Ama erken gelen gol Chelsea’nin ateşini düşürürken Fenerbahçe’nin stresini azalttı ve orta alandaki mücadeleyi dengeli hale getirdi.

Tıpkı Sevilla karşısında yenen golün yaptığı etkinin bir benzeriydi belki.. Ama aynı olmayan Chelsea’nin savunmayı Sevilla’dan çok daha iyi yapışı ve rakibine daha az boş alan bırakışıydı..

Zico ilk karşılaşmanın son bölümünde rakibine üstünlük sağladığı kadroyu oyuna sürdü.. Tek farklılık önder’in yerine Gökhan’ın oluşuydu.. Gökhan hızıyla savunmada ve hücumda iyi şeyler yapmaya çalıştı, ama Deivid’le gösterdiği uyumu Kazım’la gösteremedi.

Buna karşın hava toplarında çok etkili olan önder’in olmayışı bu kez bir hava topunun golle sonuçlanmasına neden oldu..


Mümkündü / MEHMET DEMİRKOL

90 Dünya Kupası’ndan bir maç gibiydi. Drogba’lardan, Lampard’lardan bu oyun mu gelmeli diye düşündüren. Chelsea hiçbir şey yapmıyor gibiydi. ‘Bu maç bir duran topla, bir kontrayla bitebilir’ demiştik ya, hani maçtan önce 4. dakikada gelen gol sonrası gerçekten bitmiş gibiydi.

Onlar hiçbir şey yapmıyor gibilerdi tamam. Ama Lugano dışında Fenerbahçe’de bir şey yapan yok gibiydi. Semih kayboldu, Deivid, Kazım ve Alex ancak geriye gelip top aldıklarında göründüler. Göze çarpan, Drogba’nın çok erken durumu teşhis edip krampon değiştirmesinden belli olduğu üzere sürekli kayan oyunculardı sadece. Bizde daha fazla oyuncunun sık sık yerde kalması krampon tercihinde sıkıntı yaşandığını gösteriyor. Durgundu oyun yani.

Bu durumu yaratan, iki hocanın da hesaplaşmayı sona bırakma düşüncesi olabilir mi? İkisi de birbirinden hamle bekler gibiydi. Fenerbahçe, Chelsea’nin kapladığı ve daralttığı alanı açmak için fazla yavaştı. Hızlarıyla çoğalmayı başaramıyorlardı. Grant buna güvendi belli ki.



Yazık (x) milyon kere / MUSTAFA DENİZLİ

Fenerbahçe’den oyunun yıldızları diye ismini verebileceğim birkaç futbolcu yok. Chelsea’de var mı? Orada da yok. Fenerbahçe kötü bir Chelsea’ye elenince bu eşleşmeden biraz korkanlar, bu Chelsea’yi gördükten sonra gayet doğaldır ki, maçın sonunda gözyaşlarını tutamıyorlar.

Bu yazının başlığı milyon kere yazık... Acaba milyonla bu yazıklık ifade edilebilir mi? Düşünün, bu sabah Türkiye uyandığında Fenerbahçe, yarı finalde adı olan, ama futbolu olmayan bir Chelsea’yi saf dışı bırakmış, Avrupa’nın dört büyüğünden biri olarak karşımıza çıkacaktı. Fenerbahçe tarihi en büyük başarıyı sayfalarına yazacaktı. Ama maalesef bu turu kazanan Chelsea değil, kaybeden Fenerbahçe’dir. İki maçta da oyunu tayin eden Fenerbahçe oldu. İki maçta da oyuna geç adapte oldu, düşüncelerini geç yansıttı.

Birinci maçtan sonra da düşüncelerimi belirtirken bu Chelsea, üzerine gidildiğinde panik yaşayan, panikten çıkamayan bir takım ifadesini kullanmıştım. Hiçbir Allah’ın kulu bunun aksini iddia edemez. Tabii ki, Chelsea çok iyi kadroya sahip... Tabii ki, Chelsea, Fenerbahçe’den daha iyi futbolculara sahip. Ama bunlar yenilmemek ve elenmemek için bir sebep değil...



Görevini yaptı / RIDVAN DİLMEN

Chelsea erken bulduğu golle oyun stratejisini değiştirmek zorunda kaldı. Doğal olarak kontrollü oyunu tercih etti. Kuralar çekildiğinden bu yana ısrarla altını çiziyorum iki takım arasında sistem açısından bir fark yok. İkisi de ayağa pas yaparak, rakibin gücünü azaltan, yoran bir oyun anlayışına sahip. Ayrıca Fenerbahçe rakip kim olursa olsun asla mahkum oynamıyor. Dün gece yine böyle oldu.

Chelsea’nin en büyük özelliği öne geçtiği zaman bunu korumasını çok iyi biliyor. Sevilla’dan farkı da bu. Sevilla’ya karşı 2-0’dan bile olsa maçı çevirebilseniz bile onlara karşı bu çok zor. Skorun üstüne yatmasını beceren bir takım. Belki eski gücünde değil ama yine de Fenerbahçe takımına ceza alanı içinde pozisyon vermedi. 1-0’lık skor onları tedirgin ettiği için de kendi sahasında oyunu bir şekilde kabul ettiler. Kontratak yapamadılar. Aslında beklediğim bir maç oldu. Fenerbahçe rakibine ezilmedi ancak Chelsea de fazla şans tanımadı.


Futbol şanssızlığı / SELİM SOYDAN

İkinci yarıda Chelsea 1-0’lık skoru korumak adına her şeyi yaptı. Yalnız bunları yaparken futbol şansının da Chelsea’nin yanında olduğu bir gerçek. Top belki bizde kaldı, ikinci yarıda daha çok pas yaptık ama kaleden çok uzak bölgelerde top dolaştırdık.

Chelsea kalesine bir kez inebildik. O da maçın kader anındaydı. 81. dakikada Gökhan’ın vurduğu top rakibine çarptı, Chelsea’nin 3. kalecisi dedikleri Hilario kontrpiyede kalmasına karşın öyle bir top çıkardı ki, görenler inanamadı. İşte bu futbol şansıdır. Bir de dikkat ettiniz mi, Chelsea 2. golü attıktan sonra bile, uzatmanın son dakikasında taraftarları ancak turu geçtiklerine inanabildi. F.Bahçe dün hiçbir şekilde ezilmedi. Chelsea’nin tecrübeli oyuncuları maçı döndürmeyi başardı.

Ben dün akşam bir F.Bahçeli olarak çok üzüldüm. çünkü şans rakibe güldü.


Biz daha büyüktük... / ÜMİT AKTAN

İkinci 45’te Alex geziniyor, çoğu eksik ama olağanüstü oynayan bir Lugano var. Cole’u alıp hücumda hünerli savunmacı tipi olan Belletti’yi sahaya atan Grant bir kaza golü yiyip turu bırakacağının farkında değil. Maldonado da yerini Kezman’a bırakınca iş yapanlar artıyor sahada ve tura daha fazla inanmaya başlıyorum. Gerçi, Kazım - Kezman - Semih, biraz fazla gelmiyor değil bana böyle bir maç için. Bastırıp silkeliyoruz ama geri dönüşlerde en yavaş İngiliz takımı ile oynamanın avantajı da var bizde. Sona yaklaştıkça riskimiz de artıyor tabii ki. Yemeyi göze alıp gidiyoruz. Telafisi olmayan golün peşinde ve onurla koca Chelsea’yi sindirmişiz, Abramoviç’in midesine krampları sokmuşuz, Grant’ı ise maymun etmişiz. Biterken ikinci geldi ama ilk 4 ve son 4 hariç, inanın bana büyük olan bizdik. Bu bile yeter bana.
Varsın gerisi de seneye gelsin...

>> BENİM YILDIZIM
Lugano’yu seçiyorum. Yerden, havadan, atan tutan hep oydu ve hep iki kişilikti. Drogba’yı iptal eylemi de cabası.


Buraya kadarmış /ZİYA ŞENGÜL

Fenerbahçe’yi bu maçta anlayamadım. 1-0 yenilsen de eleniyorsun, 7-8 gol yesen de aynısı olmayacak mıydı? Neden bu kadar pasif oynayıp pas hatası yaptılar, şaşkınlık içindeyim.

Fenerbahçe’nin net bir gol pozisyonu yok, çok top kaybı var. Ama Chelsea’nin de takımımızdan pek farkı yoktu. Maçın son çeyreğinde Gökhan Gönül’ün gollük şutunu Hillario çizgiden çıkarttı. Demek ki Fenerbahçe biraz hücum düşünseydi, zafer yazıları yazacaktık. Ama gördük ki Fenerbahçe hep maçın son zamanlarında gol atmayı düşünmeye başlıyor.

Yazık, günah... Bu Chelsea karşısında Fenerbahçe nasıl kazanamaz, nasıl yarı finale çıkamaz? Fener son çeyrekte varlık gösterip, geri kalan zamanda rakibinin atttığı kıytırık bir gole mahkum oluyor. Demek ki Fenerbahçe, kendi sahasında ürkek gözüken Chelsea kadar ürkek çıkmış sahayla...


Buraya kadar demek ne acı! / ALİ SAMİ ALKIŞ

Maldonado-Kezman değişikliği doğru zamanda ve doğru bir tercihti. Chelsea hem tempodan, hem güçten düşmüş; Fenerbahçe oyuna ağırlığını koymuştu. Müthiş pozisyonlar bulduk ama yararlanamadık. Golü yiyen biz olduk.

Fenerbahçe’ye gerçekten yazık oldu. Chelsea’yi eleyebileceği, yarı finale kalabileceği ve tarih yazacağı maçtan eli boş dönüyor... Gerçekten çok yazık oldu.

Elenmenin üzüntüsü elbette büyük ama; Fenerbahçe yüzümüzü kızartacak, başımızı önü eğdirecek bir futbolla Şampiyonlar Ligi’ni terketmiyor. Sarı-Lacivertliler’e teşekkür borçluyuz.

İnşallah seneye.


Gelecek Fener için daha farklı olacak / HAKAN ÜNSAL

İkinci yarı orta sahasında iyi top kullanan Fener, iki kenarındaki Deivid ve Kazım'ın gününde olmamasından dolayı etkili olamadı. Maçın 1-0 gidiyor olması ve atılacak bir golün tur anlamına gelmesi Fener’i konsantre ederken Chelsea iyice kendi sahasına gömüldü. Terry ve Carvalho ile önlerindeki Makalele iyi günlerinde olmasa Fener rahat gol bulurdu. Son anlarda doğal olarak risk alan Fenerbahçe 77'de ani kontra yedi ama Volkan gününde ve konsantre idi. Tur Gökhan'ın ayağına kadar geldi. Ne var ki, şans Fenerbahçe ile beraber değildi. Fener her şeye rağmen iyi oynadı ve ülkemizi iyi temsil etti. Önümüzdeki yıllar Fenerbahçe için daha farklı olacak.

(habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.