Gözlük, gözden önemli dönemi geçti!
Özellikle hukuk adamlarının ilgi gösterdikleri konuşmasını slâytlarla destekleyen Prof Ali Şafak sözlerini özetle şöyle sürdürdü:
-“Faşizm kanunları” denen Mussoloni’nin ceza kanunlarının alındığı dönemde asıl olan “ceza” idi. Ancak, bu gün “suç hukuku” öne çıkmış durumdadır. Zira suç olmadan ceza olmaz. Yeni nesil hukukçular, eski metinlere bağlı kalmadıklarından “suç hukuku dediler.
— 1950 yıllarına kadar özellikle “Devlet” öne alınarak düzenlenen ceza kanunları, 1950’lerden sonra “birey” ve “toplum merkezli” kanunlar çıkmaya başlandı. 1950’lereden önce uygulanan suç hukukunun yanlışlığı; “gözlük, gözden önemli” diye ortaya konurdu. O dönem, geride kaldı. Artık hukuk düzenlenirken birey ve toplumun hakları öne alınıyor.
—İnsan ve toplumların özgürlükleri vardır. Ve karşılığında sorumlulukları da vardır. 68 kuşağı her alanda “özgürlük, özgürlük” dedi Fakat kısa zamanda özgürlüklerini ellerinden alındı.
— İçtimai(sosyal) düzende Din önemlidir. İster dini hukuk isterse laik hukuk; din kurallarından tamamıyla ayrılamaz. Çünkü hukuk; din, ahlak kuralları, örf ve adetleri dışlayarak oluşturulamaz.
— Uzlaşma kültürü geliştirilmeli. Uzlaşma ile hem taraflar haklarına razı olacaklar hemde mahkemelerin yükü azalarak adalet tam dağıtılabilir. Uzlaşma kültürünün öne çıkarılması halinde bir çok mesele avukat yazıhanelerinde çözümlenerek, mahkemeye bile gerek kalmayacak..
— Suç hukukunda olaya bakılmalı. Osmanlı ceza hukukunda olayın – meselenin önemi büyüktü. O zaman cezada olaydan yola çıkılıyordu. Bu gün özellikle ABD ve İngiltere’de de olaya bakılıyor. Fransız ceza hukukunda sonuca bakılıyor.
— Medeni Kanun’da 1100 madde var. Bu maddelerin çoğu Türk toplumunda uygulanmıyor.
— Mera kanunu var. Osmanlıda bu kanunu düzenleyen Ebu Suud Efendi, Anadolu ve Balkanları gezip olayı yerinde görerek düzenlemiş. O kanuna göre meralara uygun sayıda hayvan bırakıldığı için meralar hep otlu kalıyordu. Bu günkü kanuna göre hayvanlar topluca bırakılıyor. Mera otları bir seferde tüketildiği için ortada ot kalmıyor.
— Bu gün pozitif hukuk da batılı düşünürler, referans alınıp öne çıkarılıyor. Oysa bizde Farabi gibi bir çok isimler bu konuda çalışmışlar. Öne çıkarılmıyor olsa da bizdeki referans kaynakları batıdakilerden daha fazla.
— Pozitif hukuk ile Fıkıh içselleştirilemez. Çünkü pozitif hukuk, bireysel hayata bakmıyor. Fıkıh ise bireysel hayata ve toplumsal hayata bakıyor.
— “Niyet okuyucular” var. Sen bunu şunun için yaptın. Maksadın aslında şöyledir” gibi yaklaşılıyor. Oysa Mecelle kanununun 2. Maddesinde belirtildiği gibi “Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir” Yani “şüphe ile “ceza verilemez. Suçun ispatı asıl olandır. Yine Mecelle’ye göre “Berat-ı zimmet, asıldır” Yani kişinin suçsuzluğu asıldır. Onun suçlu olduğunu iddia edenin ispatlaması gerekir.
— Hukuk; nadir olanla değil yaygın olanla ilgilenir.,
— Hukuk’ da istikrar önemlidir. Yasalar kalıcı ve herkese göre uygulanır olmalıdır. Yasalar çıkarılırken olayı yaşayanlar ve içinde olanların görüşü alınmıyor. Daha çok olaydan zarar görenlere göre düzenleme yapılıyor. Bu gün bir “torba kanun” çıkarılmaya çalışılıyor. Bu işten zarar göreceklerin orasından burasından müdahalesiyle “torba”, “Haral oldu”
— Adli kontroller getirilmeli.
—Toplumda suçu önlemek için tedbirler alınmalıdır.
—Davaların uzatılmasının azaltılarak adalet sağlanmalı.
HABERVAKTİM.COM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.