Truva atı bunlar

Truva atı bunlar
ÇYDD ile ÇEV’in misyonerlik faaliyetinde bulunduğunu gündeme getiren ilk isim olan Araştırmacı Yazar Yılmaz Dikbaş, sözkonusu vakıflarla ilgili olarak hazırlanan iddianamede yer alan bilgilerin kendisini şaşırtmadığını söyledi. Akit&rs

Dikbaş, “Bu sözde vakıfların Anadolu’nun bağrına saplanmış birer Truva atı olduğunu yıllardır söylüyorum. Bunu kitabımda da yazdım. ÇYDD ve ÇEV ile ilgili iddianame ile tüm yazdıklarım doğrulanmıştır. Bunların dini misyonerliğin yanı sıra kültürel misyonerlik yaptıkları perçinlenmiştir. Bunlar yıllardır ülkemizde şuna hizmet ettiler, ediyorlar: Türk çocuklarını, özellikle de fakir Türk çocuklarını uluslarına karşı, değerlerine karşı yetiştirmek. Kendi ulusundan, kendi geleneklerinden nefret ettirmek ve Hıristiyan Avrupa kültürünü aşılamak. Buna hizmet ettiler” dedi. 

MEDYANIN TAVRINA DİKKAT ÇEKTİ 
Bu vakıfların misyonerlik faaliyetlerini yıllardır dile getirdiğini ancak Vakit gibi gazetelerin açıklamalarına dosdoğru yer verirken, Milliyet gibi medya organlarının hep ÇYDD’nin Başkanı Türkan Saylan’ı, ÇEV’in Başkanı Gülseven Yaşer’i savunduğunu, bu isimleri birer “kahraman” gibi lanse ettiğini hatırlatan Yılmaz Dikbaş, “Bu da çok anlamlı. Türkan Saylan’la ilgili olarak son olarak da ‘Kanser hastasının evi mi basılır’ diye yazdılar. Duygu sömürüsü yaptılar. Bugün de Kanal D’de Türkan adlı bir dizi gösterimde. Bir kahraman gibi sunuluyor Türkan Saylan. Oysa kendisi Anadolu’nun bağrına saplanmış bir Truva atıdır. Hekim olarak çok yararlı işler yapmış olabilir. Ama ben onun hekimliği ile ilgilenmiyorum. Ben onun Anadolu’nun bağrına sokulmuş bir Truva atı olduğunu söylüyorum” diye konuştu.

VAKİT, AÇIKLAMALARIMA DOSDOĞRU YER VERDİ 
ÇYDD ve ÇEV’in misyonerlik faaliyetleriyle ilgili açıklamalarının Vakit’te, Akit’te hep dosdoğru yer bulduğunu hatırlatan Yılmaz Dikbaş, şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Milliyet gibi gazeteler benim açıklamalarıma yer vermediği gibi beni karalıyordu. ÇYDD’nin Başkanı Türkan Saylan’ın, ÇEV’in Başkanı Gülseven Yaşer’in sözde yalanlamalarına yer veriyorlardı. Örneğin Milliyet’ten Serpil Yılmaz… Onların ağzından benim için ‘Fethullahçı saldırı’ diye yazdı. İddialarıma cevap veremiyorlar, beni Fethullahçılıkla suçluyorlardı. Milliyet yazarı da bana hiç sormadan aynen öyle yazıyordu. Arayıp ‘Bana neden söz hakkı vermiyorsunuz, neden tek taraflı haber yapıyorsunuz’ diye sorduğumda, ‘Gazeteciliği sizden öğrenecek değiliz’ dedi Serpil Yılmaz. Vakit gazetesi ise açıklamalarıma dosdoğru yer verdi hep. O zaman kimi ulusalcılar bana tepki gösteriyordu ‘Vakit gibi dinci gazetelere açıklamalarda bulunuyorsun’ diye. Ben de onlara ‘Dinci dediğiniz bu gazeteler benim açıklamalarıma dosdoğru yer veriyor. Sizin ulusalcı dediğiniz gazeteler neden beni aramıyor, neden benim açıklamalarıma yer vermiyor’ diyordum. Gelinen noktada kimin ne yapmaya çalıştığı ortaya çıkmıştır.”

FATİH AKKAYA / YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.