Gürgür: Tehdit ortamında bir anlamı olmaz

Gürgür: Tehdit ortamında bir anlamı olmaz
Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, bölge insanının özgür iradesini ortaya koyamadığı sürece hangi tedbir alınırsa alınsın sonuç vermeyeceğini söyledi.

Tehdit ortamının olduğu bir yerde hükümet ve devletin alacağı tedbirlerin bir anlamının olmayacağını dile getiren Gürgür, bölgede terör örgütünün halkın üzerindeki baskısının kırılması gerektiğini belirtti. Türk Ocakları yayınları arasında yer alan Türk Yurdu Dergisi, 100. yılına ulaştı. Tanıtım toplantısı Grand Ankara Rixos otelde yapıldı. Toplantıda, dergiyi anlatan bir sinevizyon gösterildi. Daha sonra bir konuşma yapan Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, gelecek yılda Türk Ocakları'nın yüzüncü yılını kutlayacaklarını söyledi. Türk Ocakları'nın yüzüncü yılı münasebetiyle Türkiye'nin temel meselelerinin 400 konu başlığı altında akademisyenler tarafından ele alınıp inceleneceğini dile getiren Gürgür, bu yılın sonunda 3 bin sayfalık bir yayın sunulacağını ifade etti. Türk Ocağı'nın dikkate alınması gereken bir kuruluş olduğunu, aksi halde Türkiye'nin, milletin kritik döneminin doğru değerlendirilip algılanmasının mümkün olmadığını savunan Gürgür, o dönemi günümüze yansıtan bir ayna olduğunu kaydetti. Milli bir mektep olma özelliğiyle faaliyetlerine başladıklarını anlatan Gürgür, Türk Ocağı'nın bir eğitim yuvası olarak nitelikli aydın yetişmesini temel ihtiyaç olarak aldığını ve bu yönde çalışmalarını yürüttüğünü söyledi. Bütün bu faaliyetleri siyasetin dışında kalarak yaptığını dile getiren Gürgür, siyasetin dışında kalma gayretinin ise milletin temel sorunlarının dışında kalma anlamına gelmeyeceğini belirtti. Doğru olan istikamete yöneltilmesi konusunda çabaları olduğunu ifade eden Gürgür, "siyasetin kendi işine karışmaması, kendilerinin de siyasetin, parti işlerine karışmaması." şeklinde faaliyet yürüttüklerini söyledi. Kurumsal kimliği taşımamak şartıyla her türlü siyasi faaliyet içinde yer alınabileceğinin altını çizen Gürgür, bütün faaliyetlerinin şeffaf ve açık olduğunu vurguladı. Ne dün ne de bugün açık olmayan bir faaliyetin içinde olmadıklarını ve olmayacaklarını dile getiren Gürgür, meşruluğu temel alan bir yapının içinde olduklarını kaydetti. Milli kimliğe güven, demokrasi ve demokratikleşmeden yana olduklarını vurgulayan Gürgür, totaliter ve otoriter bir anlayışa karşı olduklarını belirtti.

YAŞANAN PROBLEMLERDE GENİŞ HATALAR YAPILDI
Türkiye'de bireysel hak ve grup hakları arasında nasıl bir ilişki olacağı konusunda bir sıkıntı bulunduğunu savunan Gürgür, ayrılıkçı ve etnikçi hareketlere etnikçi bir takım haklar verilerek sorunların çözülemeyeceğini söyledi. Etnikçilik bir yangınsa buna ayrıcalık verilerek bir çözüm üretilemeyeceğini, aksine yangını artıracağını ileri süren Gürgür, gazetecilerin bu konudaki sorularını cevapladı. Hükümetin demokratik açılımına ilişkin bir soruya Gürgür, "Bu ülkede yaşanan problemlerde geniş hatalar yapıldı. Devlete ait olanlar da, kesime ait olanlar da var, herkese düşen pay var. Ama bunları doğru değerlendirmek lazım. Meseleye kendi yorumlarımız ile değil bilimsel olarak bakmak zorundayız." dedi. Türkiye'nin farklı kimliklerle oluşmuş bir mozaik olmadığını iddia eden Gürgür, kendi kültürel kimliklerin korunması konusunda ise saygı gösterilmesi gerektiğini, aksinin anti demokratik olacağını kaydetti. Alt kültür grubu olarak varlıkların sürdürülmesi için ne gerekiyorsa yapılması gerektiğini anlatan Gürgür, büyük eksikliklerden birinin Kürt Araştırma Enstitüsü'nün zamanında kurulmaması olduğunu ifade etti. Konuya ilişkin bilimsel anlamda derin, geniş araştırmalarda geç kalındığını, herkesin bir şey söylediğini anlatan Gürgür, kendi görüşüne göre geçmiş durumların ortaya konduğunu, bilimsel nitelik tartışılmadığı için ise çözüm olmadığını belirtti. Kürt Dili ve Edebiyatı Ensttitülerinin açılmasının uygun olacağını vurgulayan Gürgür, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile yaptıkları görüşmede görüşlerini içeren bir rapor sunduklarını hatırlattı.

"AÇILIMDAN NE KASTEDİLDİĞİ HENÜZ ORTAYA KONMUŞ DEĞİL"
Bölgedeki soruna ilişkin hükümetin ve devletin somut bir tespitin olmadığı yönünde olduğunu dile getiren Gürgür, açılımdan ne kastedildiğinin ise henüz ortaya konmadığını savundu. Bir takım adımlar atıldığını, ama bütüncül temel bir politika olması gerektiğini anlatan Gürgür, konunun kritik olduğunu ve aceleye getirilmemesi gerektiğini vurguladı. Sadece iktidarın değil muhalefetin de konuya ilişkin adım atmasının daha faydalı olacağını belirten Gürgür, kısa, orta ve uzun vadeli çözümlerin ortaya konması gerektiğini kaydetti. Sorunun halledilmeyecek bir problem olmadığının altını çizen Gürgür, çok büyük bir medeniyet olduklarını söyledi. Kültürel derinlikten dolayı yıllardır kaşındığı halde bir ayrışmanın olmadığına dikkat çeken Gürgür, ortaklıkları güçlendirecek noktaların bulunması gerektiğini dile getirdi. Ayrıştırılacak bir tarafın bulunmadığının altını çizen Gürgür, bölge insanı üzerinde örgütün kurduğu baskının ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti. "Bölge insanı, özgür iradesini ortaya koymadığı sürece, hangi tedbiri alırsanız alın sonuç vermez." diyen Gürgür, bir milletvekilinin söylediği "Ben buraya sokmam, yürütmem" sözlerinin demokrtaik tavır ve normal bir tavır olamayacağını kaydetti. Tehdit ortamının olduğu bir yerde hükümet ve devletin alacağı tedbirlerin bir anlamının olmayacağını savunan Gürgür, "oraya yüz bin asker yığalım" görüşünde de olmadıklarını söyledi. Konunun çok boyutlu olduğunu ve bunun uluslararası boyutunun da bulunduğuna dikkat çeken Gürgür, hükümete yakın oldukları yönündeki görüşler için ise "Hükümete yakın olduğumuz doğru değil. Verdiğimiz raporun dikkate alınmamasından kaynaklanıyor. İktidarın yanında, karşısında olmak değil, temel mesele doğruyu söylemektir. Bunu dün ve bugünde ifade ediyoruz." diye konuştu.

CİHAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.