Türkiye bunları konuşuyor!
Samanyoluhaber TV'de yayınlanan Medyada Bugün programına konuk olan Yeni Akit Gazetesi Ankara Temsilcisi ve Yazarı Yener Dönmez, Oda TV'ye yapılan Ergenekon baskınları ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirdi.
Anadolu'da Vakit gazetesine yönelik linç kampanyalarını ve 312 General davasını hatırlatan Dönmez, ODA TV'ye yapılan Ergenekon baskınının bir kısım medyada abartıldığını söyledi.
Dönmez'in açıklamaları şöyle:
ODA TV'YE ERGENEKON BASKINI VE MEDYADAKİ ÇİFTE STANDART
312 general tarafından Vakit Gazetesi'ne dava açılmıştı.Sözkonusu 312 general tek merkezden talimat alırcasına dava açmıştı. Vakit gazetesi bu şekilde adeta linç edilmişti. 2 trilyona yakın, hiç bir gazetenin altından kalkamayacağı bir para cezası kesildi ardından. Bu durumu bazı medya organları generallerin hukuk zaferi olarak nitelendirdi. Buradaki çifte standardı görebiliyor musunuz? Sözkonusu Oda TV'ye yapılan baskın olunca, lanse farklı oluyor. Bu çifte standarttır. Yine Vakit gazetesine 400 polisle baskın yapılmıştı. Panzerlerle, keskin nişancılarla gelmişlerdi.
ÇOK ABARTILDI...
Medyaya baskı yapılmasın, özgür medya olsun, medya ne kadar özgürse demokrasi o kadar gelişmiş olur diyebiliriz. Fakat Soner Yalçın olayının çok abartıldığını düşünüyorum. Bazı bilgi ve belgelere dayanarak gözaltına alınmış ve tutuklanmışlardır. Suçları yoksa zaten bu ortaya çıkartılacaktır.
ASKER-GAZETECİ İLİŞKİLERİ
Bugün Genelkurmay Başkanı siyasete bulaşılmasından rahatsız. Bunu da Malatya'daki programda söylemişti. 'Bir açıklama yapılacaksa ben yaparım' demişti. Şimdi yeni dönemde TSK ile ilgili açıklamalar tek merkezden, yetkili birimler tarafından yapılıyor. Bizim de bir takım temaslarımız ve görüşmelerimiz oluyor. Bu da yetkili birimlerle, ilgili haber kapsamında yapılıyor. Bunun TSK'ya katkı sağlayacağını düşünüyorum. Şu anda yürüyen Balyoz ve Ergenekon davası var. Muvazzaf subayların yargılandığı davalar ve süreç var. Bunlar tüm kamuoyuna malolmuş davalar. Herşey halkın gözü önünde cereyan ediyor.
TSK ÇİFTE STANDART MI UYGULUYOR?
Bir yazarımızın iki generali eleştiren yazısından ötürü linç kampanyası başlatılmıştı. Ama koca bir partinin genel başkan yardımcısı koca bir kurumu aşağılıyor, buna yeterli bir tepki verilmediğini düşünüyorum. TSK'yı siyasetin içine çekmek, demokrasiye müdahaleye teşvik etmek de ayrı bir durum, hukukçuların müdahale etmesi gereken bir durum. Sağ kesime gösterilen refleksin CHP'ye karşı gösterilmediğini görüyoruz. CHP içinde de Süheyl Batum'a gerekli cevabın verilmediğini düşünüyorum. Böyle hakaret ya da hakaret değilse TSK'yı suça teşvik etmesi yanlıştır. TSK'nın çok daha küçük olaylara karşı sessiz kalmadığını biliyoruz. Burada da bir çifte standart var. Kılıçdaroğlu'nun da bu konuya dair net bir duruşu olmadı malesef. CHP'nin pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da net bir duruşu ve siyaset tarzı yok.
KILIÇDAROGLU ERGENEKON'A ÜYE OLMAK İSTEDİ...
Ergenekon'a üye olmak istemesi sulandırma çalışmalarının bir parçası olarak görüyorum. Kendi mezhebindekiler bile 'Ergenekon'u görmek istiyorsanız Sivas olaylarına bakın, Maraş olaylarına bakın' dediler. Ben de daha dün gerçekleştirilen Danıştay baskınına bakın, işlenen cinayetlere bakın, katledilen yargıçlara bakın, faili meçhullere bakın, Akit gazetesinin kaleşnikofla taranmasına bakın diyorum. Bir genel başkanın yürüyen bir dava ile ilgili ortaya çıkan belgeler, iddianameler, klasörler var, Başbağlar Katliamı var, Sivas olayları var, Danıştay baskını var, çok sayıda hadise var. Bizim gazetemizin kaleşnikofla taranması var, tehditler var, cinayetler var. Bunlar dururken böyle bir dava yok denmesi nasıl rahatlatıcı olur. Vicdanları yaralamıştır. Başbağlar katliamının taraflarını rahatsız etmiştir.
HABERVAKTİM.COM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.